uyarı

Lütfen Dikkat. Mause ile aşağı inme sorunu yaşıyorsanız ; klavyenizdeki yön tuşları ile aşağıya inerek kitabı okuyabilirsiniz. Tarayıcınız Google Chrome ise böyle bir sorun yaşayabilirsiniz.
Site Yönetimi bu aksaklıktan dolayı sizlerden özür diler.
Eser Kanunu Koruma Yasasından : Bu Eser Yazar Tarafından İzin Alınmadan Başka Bir Yerde Yayınlanamaz. İsimler Ve Kişiler Değiştirilip Kopyalanamaz. Eserin İzinsiz Yayınlandığı Takdirde Yayınlayan Kişiler Hakkında Yasal Yollara Başvurulacağını Beyan Ederim.

Romanın Son Haberlerini Almak İçin www.facebook.com/zombilerindunyasi sayfasından bizleri takip edebilirsiniz.

İLETİŞİM : zombilerin.dunyasi@gmail.com
fantastik kitap oku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fantastik kitap oku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Kasım 2013 Pazar

59. Bölüm Et Yiyenler. Bir Tek Ben Kalmış Olabilirim.

Bursa Uludağ Kampüsü

Zombilerin istanbul a ulaşmasından sonra Uludağ üniversitesinde tatil ilan edilmişti.  Durumun farkında olanlar korkuyorlardı. Durumun farkında olmayan öğrenciler ise seviniyorlardı okul tatil oldu diye. Dersler işlenmiyor. İnsanlar evlerine dönmeye çalışıyorlardı. Salgın nedeni ile otobüs bulmak gerçekten de çok zordu.  Salgın istanbuldan anadoluya doğru hızla ilerliyordu.. Sanki bir el bunu ilerletiyordu. Devlet müdahale etmekte gerçekten zorlanıyordu.

Zombi saldırısı tamamen bir iç savaştı..

Kendi tanıdığın sevdiğin güvendiğin biri tarafından canlı canlı yenmek..

Öğrenci yurtlarında her şey normal gidiyordu. Evlerine dönüş bileti bulamayan insanların beklemekten başka ellerinden bir şey gelmiyordu.. En kötüsüde beklemek.. Yurdun ortak yemekhanesinde yemek yiyordu öğrenciler..

Yemekhane çok kalabalıktı..

Birden dışarıdan bir çığlık sesi geldi..

Bir kız ağlaya ağlaya '' Buradalar '' diyebilmişti sadece..

Kızın arkasında beliren yüzü tamamen parçalanmış zombi kızın sırtını ısırdı ve bir parça etini koparttı. Zombi'nin ısırığı ile bağırmaya başladı kız. Bunu gören yemek yiyen insanlar masalarından kalkıp çıkışa doğru koşmaya başladılar. Zombilerin de istediği buydu.  Sayıları yüze yakın zombi grubu dışarıya panik halinde koşan insanları yakalayarak ısırıyorlardı..

Bir erkeğin boynunu ısırmıştı zombi. Zombilerin genetiğinde mi vardı ? önce öldür sonra ise ye.. Aslında bakarsanız zombiler en çok iç organları yemeği severdi. Fakat ilk önce Boyun'a saldırırdı. İnsanın boynunu ısırıp kopartmak.. Şah damarının kopmasını hissetmek. Kurbanın şah damarı koptuğunda hissettikleri ? insan korkudan ölürdü kan kaybından ölmeden önce..

Zombiler yemekhaneye giriyorlardı.. Öğrenciler ise yemekhaneden kaçmanın peşindeydiler. Fakat izdiham olmuştu. Ufacık kapıya yüzlerce öğrenci yüklenmişti. Kapıdan çıkar çıkmaz karşılarında gördükleri zombiler.. Korkudan altına işeyenler bile vardı..

Yirmi beş yaşında hala üniversite okuyan Tarıkta bunlardan bir tanesiydi. En önden koşuyordu.. O kadar kabaydı ki Tarık. Kimseyi düşünmeden koşuyordu. Bir kıza çarptı ve kız gözlüklerini düşürdü. Kızın '' Gözlüğüm '' dediğini bile duymamıştı Tarık korkudan. Tarık önüne kim çıkarsa çıksın buradan kaçmanın derdindeydi. Bütün herkesi iterek kapının en önüne geçmişti. Fakat kalabalık zombi grubunu karşısında göreceği aklına gelmemişti. Sadece kolunda bir ısırık olan yüzü kireç renginde gözleri beyaz zombi Tarık'ı yakaladı. Tarık onu bütün gücüyle itti ve arkasını döndüğü gibi kaçmaya başlarken zombiler tarafından yakalandı. Tarık'ın boynunu ısıran zombi Tarık'ı yere düşürürken bir kaç zombi'de Tarık'ın vücudundan bir parça et alabilmek için yarışıyordu..

Gözlükleri yere düşen kız gözlüklerini arıyordu. Elleri ile her tarafı yokluyordu.. İki ayağıda ezilmiş ve ısırılmış iğrenç bir görüntüsü olan zombi sürünerek kıza doğru geliyordu.. Kızın tam önünde belirdi. Kız bir şey göremiyordu. İğrenç nefesini hissettiği anda kız gözlüğünü aramayı bıraktı.. O sırada zombi ağzını açtı ve kızın boynunu kopartıverdi.. Kızdan sıçrayan kanlar her tarafa gelmişti. Bir kızın tam yüzüne geldi. Kızın yüzüne gelmesi ile birlikte ellerini kaldırıp bağırmaya başladı kız. Kızın bağırma sesi ile zombilerin ona saldırmasıda o arada oldu zaten..

Bağırma çığlık sesleri yemekhanenin içine doğru geliyordu. Sesleri duyan her hangi bir insan dışarıda büyük bir katliam olduğunu bilebilirdi.

Enes '' Ne yapacağız ''

Yavuz Fatlon '' Yapacağız bir şey ''

'' Burada bekle ''

Enes '' Tamam ''

Yavuz Fatlon yemekhanede yakalanmıştı zombi saldırısına. Fakat diğer öğrenciler gibi kapıya yüklenmemiş masasında bekliyordu. Sandalyeyi eline aldığı gibi cama doğru fırlattı. Cam paramparça olmuştu.. Camdan atlayarak kaçtı. Yavuz Fatlon ve Arkadaşı Enes.  Yavuz ve arkadaşı koşmaya başladılar.

Enes '' Kıyafetlerimizi alalım ''

Yavuz '' Kıyafetlerimizi alana kadar zombilere yem oluruz ''

'' Kaçmalıyız ''

Enes '' Haklısın.. ''



Enes ve Yavuz arkalarına bile bakmadan koşmaya başlamışlardı. '' Nereye gidebilirlerdi ''Nerede saklanabilirlerdi. Et yiyen ölümcül virüs Türkiye'de her yerde olabilirdi.. Yavuz cep telefonu ile kardeşini aramaya çalışıyor fakat ulaşamıyordu. Yavuz'un aklına bir sürü şey geliyordu. Ama kötüyü düşünmüyordu asla Yavuz.

Yavuz ve Enes şehir merkezine doğru koşuyorlar yanlarından geçen arabalara ise onlarıda alsınlar diye el kol yapıyorlardı. Ama hiç bir araba Yavuz ve Enes'in yanında durmuyordu.. Sonunda şehir merkezine gelmişlerdi.  Etraf ana baba günü gibiydi. İnsanlar kaçmaya çalışıyorlardı.. Yavuz etrafına baktı.. İlerideki alışveriş merkezini gördü. Enes'e gel bu tarafa dedi. Enes ile birlikte koşmaya başladılar Alış veriş merkezine doğru. İkiside terden sırılsıklam olmuştu. Korkudan ve heyecandan nefes alıp vermeleri hızlanmıştı. Hızlı bir şekilde AVM ye attılar kendilerini. AVMlerde her yer açık ve insanlar talan ediyordu. Polis veya asker gözükmüyordu.  Hızlıca AVM 'nin içine daldı ikili.

Enes şaşkın bir şekilde '' Yavuz alışveriş yapmanın sırası mı ? ''

Yavuz '' Alışveriş yapmaya gelmedik ''

Yavuz hızlı adımlar ile Av ve avcılık mağazasına yöneldi.  Yavuz kapıyı yokladı. Fakat kapı kilitli sahibi gitmişti. Eline aldığı demirden olan çöp tenekesini birden mağazanın camına vurdu. Cam birden kırıldı. Enes alaycı bir şekilde '' Sende iyi alıştın cam patlatmaya '' diyerek güldü. Yavuz mağazanın camını patlattığı andan itibaren mağazanın alarmı çalmaya başladı. Siren sesi o kadar çok geliyordu ki. Yavuz ve Enes'in kulaklarını sağır edecek cinstendi. Yavuz mağazadan silah ve avcılık için gerekli bir çok şey aldı. Yavuz iki çanta yapmıştı. Birisini Enes'e verdi aceleyle. Birisini de kendi aldı. Koşarak dükkandan çıktılar. Alarm susmuyordu.. Yürüyen merdivenler çalışmıyordu.. AVM en kalabalık günlerden birisini yaşıyordu..

Yavuz güvenlik kapısını yokladı.. Kapı kilitliydi.. O sırada AVM'nin temizlik elemanlarından biri '' Sizin burada ne işiniz var '' diye bağırdı.. Yavuz Elindeki tüfeği kadına doğrulttu. '' Hemen kapıyı aç ''  .. Yavuz'un kadına bağırması ile birlikte kadın korka korka kapıyı açtı.. Enes Yavuz'un bu kadar ciddi olmasına bir anlam veremiyordu..

Yavuz ve Arkadaşı Enes merdivenlerden hızlıca indiler.. Zemin katta gelmişlerdi. AVM'den çıkmaya çalışıyorlardı.  AVM'nin giriş kapısına yönelmişlerdi.. O Sırada Zombiler ise hızlı bir şekilde AVM'ye girmeye çoktan başlamışlardı.

Yavuz '' Burada da mı ? ''

Bir kolu tamamen ısırılmış üstü başı kan içinde korkunç görüntülü zombi AVM'den içeriye girer girmez. AVM'den çıkmak isteyen ellerinde marketten aldığı malzemeleri evine götürmeye çalışan kadının boynunu ısırıverdi. Kadının zar zor taşıdığı alışveriş poşetleri ellerinden düştü. Zombi kadını yere yatırıp ısırmaya devam etti. Kadının bağırması ile insanlar panik halinde kaçmaya başlamışlardı..

Yavuz '' Otoparka ''

Yavuz ve Enes otoparka doğru koşmaya başladılar.. Otoparka geldiklerinde durum oradada vahimdi.. Zombiler AVM'nin her yerini kuşatmışlardı.. Yavuz park halinde bir motosiklet gördü. Av malzemelerinden aldığı düz tornavidayı kontağa soktu ve çalıştırdı..

Yavuz '' Atla ''

Enes '' Motosiklet mi çalıyoruz ''

Yavuz '' Atla ''

Enes Yavuz'un arkasına atlamıştı. Birlikte AVM'nin otoparkından kaçmaya başladılar..

O sırada Sarışın Hülya ile Sevgilisi Mustafa zombilerden kaçmaya çalışıyorlardı. Mustafa üstlerine gelen bir zombiye yumruk atarak yere düşürmeyi başarmıştı. Kız arkadaşının elinden tutarak AVM'den dışarıya kaçmaya çalışıyorlardı. Mustafa önlerine çıkan iri yarı bir zombiyide düşünmeden indirmeyi başarmıştı. Mustafa eline ufak bir balta aldı. Balta ile zombiler ile savaşıyordu.. Otoparka doğru indiler. Otopark da onları bekleyen araçları vardı. Sakin ve temkinli bir şekilde el ele tutuşan çift aşağıya doğru iniyordu.. Yanlarında zombiler insanlara saldırıyordu. Fakat insanlara yardım etmiyordu sevgililer..
Otoparka inmişlerdi.. Motosikleti koydukları yerde yoktu.. Mustafa birden çıldırdı.. Mustafa bağırıyordu.. Mustafa'nın kız arkadaşı ise korkudan ağlıyor ve elleri titriyordu. Daha yeni zombiye dönmüş bir güvenlik görevlisi Mustafa'nın kız arkadaşını boynundan ısırması ile Mustafa'nın sinirlenmesi bitmişti. Mustafa kız arkadaşının bağırmasını duyduğunda arkasına baktı. Zombi boynundan ısırmaya başladığı kızı öldürüyordu. Mustafa kız arkadaşını kurtarmak için koştu ve zombinin kafasına balta ile vurdu. Zombi kızı ısırmayı bırakmış ve hareketsiz bedeni yere düşmüştü. Mustafa Hülya'yı nazik bir şekilde yere yatırdı. Hülya çok kan kaybediyordu.. Mustafa '' Yardım Edin '' diye bağırıyordu. Fakat Mustafa'nın yardımına kimse gelmiyordu. Mustafa üzerindeki montu çıkardı ve Hülya'nın kafasının arkasına koydu.. Mustafa Hülyanın yarasına bastırıyordu. Hülya çok acı çekiyordu..

Hülya sonunda can vermişti.. Onca kan kaybından sonra Hülya ölmüştü. Mustafa ise şoka girmiş başında ağlıyordu. Mustafa Hülya'nin saçlarını okşadı.. Hülya'nın alnına bir öpücük kondurdu.. O sırada güzel gözlü Hülya'nın gözleri açıldı. Fakat güzel gözleri gitmiş yerine bembeyaz gözleri olan bir zombi gelmişti. Mustafa'yı ani bir hareket ile kendine çektiği gibi ısırmaya başladı. Mustafa'nın bağırmaları bütün AVM'de yankılanıyordu.. Mustafa bağırırken sırtında da bir acı hissetti. Başka bir zombi ise Mustafa'yı sırtından ısırarak yemeğe çoktan başlamıştı bile..


Mustafa ve Hülya kaderleri gene birleşmişti. Fakat zombi olarak..


AVM den çıkan Yavuz ve Enes etrafına baktılar. Her tarafta zombiler kol geziyordu. Tek bir yol açıktı oda Uludağ yolu. Yavuz mecburen Motoru Uludağ doğru sürdü.. Uludağ'ın eteklerini ve yolları iyi biliyordu Yavuz. Bu ona bir avantaj getirebilirdi.. Her zaman snowboard yaparken gördüğü kulübe aklına geldi. Oraya gidebilir. Ortalık sakinleşene kadar burada kalabilirdi. Ondan sonrada Ankaraya gidebilirdi. Yavuz planını AVM'ye girmeden çok önce yapmıştı.

Yavuz ve Arkadaşı Enes Motosiklet ile birlikte patika yoldan giderek sonunda kulübeye gelmişlerdi. Kulübenin kapısını kırdılar ve içeriye girdiler. Büyük bir kulübeydi bu. İçeriye girdiklerinde buranın zengin birisine ait olduğunu anlamamak salaklıktı. Çok lüks bir yerdi.

Enes '' Buranın sahibi gerçekten de zevkliymiş ''

'' Şunlara bak ''

Yavuz Enes'in söylediklerini duymuştu fakat yürüyerek gitti ve Televizyonu açtı.

Televizyonda izlediklerinde durumun çok daha vahim olduğunu anlamışlardı. Bütün ülke zombi saldırısı ile baş başaydı.. Yavuz görüntüleri izlerken dehşete kapılmıştı. Ne bir yardım gelecekti. Nede başka bir şey. İlk zombi ile karşılaştığında böyle bir umutsuzluk kaplamıştı içini Yavuz'un.. Bu dağ başında yakın arkadaşı Enes ve kendinden başka hiç bir şey yoktu.

Yavuz ve Enes yorgunluktan uyuya kalmışlardı.. Sabah'ın erken saatlerinde büyük bir gürültü ile uyandılar..  Bir araba sesiydi bu.. Yavuz hemen yanında yatan Enes'i uyandırdı.. Enes uyku sersemiydi.. Ayağa kalktılar.. Birden içeriye insanlar doluşmaya başladı. İnsanların gelmesi Zombilerden daha iyiydi. İçeriye giren adam '' Sizde kimsiniz '' dedi sadece.. Elindeki silahı Yavuz ve Enes'e doğrultarak..

Yavuz ve Enes diyecek hiç bir şey bulamamışlardı.. Yavuz zar zor '' Zombilerden kaçıyorduk buraya saklandık '' Adam ciddi bir ses tonu ile buradan hemen defolun. Yoksa ikinizinde beynini dağıtırım '' diye bağırdı. Yavuz ellerini havaya kaldırdı ve '' tamam siz bilirsiniz sakin ol lütfen '' diyebildi adama.  Yavuz ve Enes eşyalarını toplayarak kulübeden çıkıyorlardı.. Bu sırada kolu sarılı kız ve yanında annesi olduğu tahmin edilen kadın içeriye doğru giriyorlardı.. Üç araba arka arkaya gelmiş kalabalık bir gruptu..

Yavuz '' Kız ısırıldı mı ? '' diye sordu..

Annesi '' Evet '' diyebildi üzgün bir ses tonu ile..

Yavuz '' Üzgünüm ama kız zombiye dönüşecek ''

Adam '' Siz daha burada mısın ''

'' Kapımıda kırmışlar ''

'' Siktirin gidin lan ''

diyerek havaya ateş etmeye başladı. Yavuz ve Enes hızlı adımlar ile motosikletlerine atladıkları gibi oradan uzaklaşmaya başlamışlardı..

Enes '' Şimdi ne yapacağız ''

Yavuz '' Ben Ankara ya gidiyorum ''

Enes '' Benide bırakırsın o zaman ''

Yavuz '' Tamam ''


Enes ve Yavuz tek motosiklet ile uludağ'dan aşağıya indiler.. Şehir merkezine gelmişlerdi. Fakat bir sorun vardı. Benzinleri bitmişti. Şehir hayalet bir yere dönmüştü bir kaç günde. Benzinliğe kadar getirdiler Motosikleti. Benzinlik ıssız gözüküyordu..
Yavuz motorun benzin deposunu açarak doldurmaya başladı. Enes Yavuz'a baktı..

Enes '' Şu istasyonun içine gireyim de yiyecek bir şey bulayım çok acıktım ''

Yavuz '' Dikkat et ''

'' Seninle gelmemi istermisin ? ''

Enes '' Gerek yok ''

'' Bir kaç aptal ve uyuşuk zombi ile baş edebilirim ''

Yavuz '' Öyle olmasını umuyorum ''

Enes elindeki tüfek ile birlikte benzinliğin marketine girdi. Herşey normal gözüküyordu.. Eline aldığı çantanın içini doldurmaya başladı. Çantayı dolduruyordu Enes.. Yavuz ise bu sırada motorun benzinini doldurmuştu. Enes çantayı doldururken karşısına bir zombi belirdi. Zombi ağır adımlar ile Enes'in üzerine doğru geliyordu. Omuzundan ısırılmış bir zombiydi. Muhtemelen zombi saldırısına uğramış. Sonrada buraya saklanmış fakat dönüşmüştü. Enes çantasını yere attı ve elindeki sopa ile zombinin kafasına vurdu. Zombi yere düştüğü anda kafasına vurmaya devam etti. Zombinin kafatası artık parçalanmıştı. Ama Enes vurmaya devam ediyordu. Beyninden çıkan parçalar etrafa yayılıyordu. Enes büyük bir hırs ile vurmaya devam ediyordu Zombiye. O kadar hırsla vuruyordu ki arkasından gelen zombiyi fark etmiyordu bile. Ağır adımlar ile yürüyordu diğer zombi. Üzerinde benzin istasyonunun montunu taşıyordu. Zombi topallayarak geliyordu. Muhtemelen bir zombi bu adamı ayağından yakalamış ve ısırmıştı. Topallıyordu zombi. İyice yaklaştı ve ellerini uzatarak Enes'in sırtına dokundu. Enes ani bir refleks ile arkasını döndü ve yüzü korkunç olan zombiyi gördü. Zombiyi görür görmez geriye doğru adımlar atmaya başladı Enes. Bir dakika önce öldürdüğü zombiye takıldı ve yere düştü. Üzerine gelen zombi ise Enes'in üzerine atlamıştı. Elleri ile Enes'i yakalamaya çalışıyordu. Enes ise Zombiye karşı direniyor ve Yavuz diye bağırıyordu. Zombi Enes'i ısırmaya çalışıyordu. Kötü kokan nefesini hissediyordu Enes. Zombi Enes'i ısıramıyor. Enes bütün gücü ile direniyordu. Zombinin kafasına bir anda bir demir saplandı. O an zombi durdu.. Ağızı açık bir şekilde kas katı kesilmişti. Zombiyi bir anda üzerinden aldı Yavuz. Enes'in bağırmalarına yetişmişti. Enes olayın şokunu atlatamamıştı.. Yerde hareketsizce yatıyordu.  Çok korkmuştu Enes. Ölüm ile hiç bu kadar burun buruna gelmemişti. Yavuz Enes'i kaldırdı yerden.. İkiside hiç konuşmadan birbirlerine bakıyorlardı.. Enes çantasını yerden aldığı gibi kendini marketten dışarıya attı.

Enes dışarıda kusuyordu.. Enes'in midesinde çok bir şey yoktu. Olanıda kusuyordu.. Ağır adımlar ile Yavuz yanına geldi. Omuzuna dokundu Enes'in.. Enes bir an kusmayı bırakmıştı. Sert gözüken Enes çürümüş et kokusuna dayanamamıştı.
Enes yavaş yavaş toparlandı. Ağızını sildi..
Yavuz Motoru çalıştırdı Enes arkasına binerek benzinlikten ayrıldılar.. Şehir merkezine doğru geldiler. Şehir merkezi alev alev yanıyordu. Zombiler her yerdeydi. O yoldan geçmelerinin mümkünü yoktu. Zombiler Yavuz ve Enes'i fark etmişlerdi. Zombiler onların üzerine doğru yürümeye başladı..

Yavuz birden motosikleti geriye doğru çevirip ormanlık yola doğru sürmeye başladı.. Ormanlık yol engebeli karanlık ve ne olduğu belli olmayan bir yerdi. Fakat Yavuz'un başka bir seçeneği yoktu.. Ormanlık yolda gitmeye başladılar.. Yavuz zorlanıyordu fakat genede bu yoldan başka bir yer yoktu.

Yavuz'un suratına yağmur taneleri gelmeye başlamıştı.. Durmak istemiyordu Yavuz. Fakat yağmur hızlanıyordu. Yağmur şiddetini göstermeye on beş dakika içinde başladı. Yavuz'un suratına ilk tanenin geldiğinden sonra.. Sert bir yağmur yağışı Yavuz'un motosikleti kullanmasını iyice zorlaştırmaya başlamıştı. Toprak yol iyice çamur olmuştu..  Tekerlekler dönmekte zorlanıyordu artık. Yavuz böyle olmayacak diyerek motoru durdurdu. Arkasına doğru baktı ilk kez. Arkasından gelen giden yoktu. Motoru orada bırakamazdı.. Motor ile birlikte yürümeye başladılar.. Yağmur dineceğini düşünürken şiddetini iyice gösteriyordu.. Hava iyice soğumuştu. Saatlerce yürümeyi sürdürdüler Yavuz ve Enes. Saklanacak yağmurdan kaçacak bir yer arıyorlardı fakat bulamıyorlardı. Zombi terörü dışında yağmurdan da kaçabileceği hiç aklına gelmemişti. Artık akşam olmak üzereydi.. Yoğun yağmurun altında yürümeye devam ediyorlardı.. İleride bir ışık gördü Enes.. Yavuz'a gösterdi.

Enes '' Hiç olmazsa yağmur bitene kadar burada kalabiliriz ''

Yavuz '' Öldürmezler sanırım bizi ''

Enes '' Başka çaremiz yok ''

Yavuz '' Biliyorum ''

'' Zatürreden öleceğiz yoksa ''


Yavaşça ilerleyerek Kulübeye doğru yürüdüler.. Kulübeden çıkan bir insan elinde tüfeği Yavuz ve Enes'e doğrultu..

Tüfekli Adam '' Kimsiniz siz ''

Yavuz '' Zombilerden kaçıyoruz. Yoğun yağışa yakalandık. Bu geceyi geçirmek için bir yer arıyoruz ''

Tüfekli Adam '' Orası burası değil ''

Enes '' Lütfen ''

Tüfekli Adam '' Sizi alamam ''

Yavuz '' Biz üniversite öğrencisiyiz ''

'' Yardım edebiliriz size ''

Tüfekli Adam '' Hayır dedim ''

Yavuz '' Yürü gidelim ''



Yavuz ve Enes bir kez daha hayal kırıklığı yaşamışlardı.. Tüfekli adam Yavuz ve Enes'in uzaklaşmalarını izliyordu.. Uzaklaştıklarından emin olduklarından sonra içeriye doğru girdi.. Tüfekli adamın eşi '' kimdi onlar '' diye sordu. Tüfekli adam '' İki tane zibidi üniversite öğrencisi '' diye cevap verdi.. Tüfekli Adamın Eşi '' Keşke onları içeriye alsaydın. Ufak kızımıza yardım edebilirlerdi.. Ufak kız yatakta yatıyordu.. Bir zombi tarafından ısırılmış ufak kız. Son anlarını yaşıyordu.. Tüfekli Adam. İki büyük oğlu ve eşleri karısı ve kızı ile birlikte kulübeye saklanmışlardı.. Tüfekli adam bilmiyordu ki ufak kızı onun ve ailesinin sonunu getirecekti..

Yavuz ve Enes yürümeyi sürdürdüler. Üşüyorlardı... Yağmurdan sığınacak bir yer arıyorlardı.. Hava iyice soğuyordu.. Sonunda bir mağara bulmuşlardı.. Sığınmak için ideal bir yerdi. Hem kapalı hemde sığınabilecekleri bir yer olarak düşünüyorlardı.. Mağaraya girdiler.. Ateş yakabilmek için mağaranın içinde odun arıyordu Yavuz.. Bir kaç odun parçası bulmuştu.. Güç bela ateş yakmıştı. Odun parçalarını yakabilmek için AVM nin mağazasından aldığı eşyalarıda yakmıştı Yavuz.. Üzerlerindeki ıslak kıyafetleri çıkartıp kurutmaya çalışıyorlardı.. Ayaklarından donlarına kadar su içinde kalmışlardı. Çok üşüyorlardı fakat genede mücadeleyi bırakmayacak kadar dirençliydiler. Uyku tulumlarına girdikleri gibi yorgunluktan gözlerini kapatmışlardı.. Soğuk havadan dolayı uyuyamıyorlardı.. Bazen uyanık bazen uyuyarak geceyi geçirip sabah etmişlerdi.

Bursada kış bütün şiddeti ile devam ediyordu.. Bursada yaşayanlar bilir. Bursa kışın şubat ayında çok soğuk oluyordu.
Ormanlık yolda kışın ilerlemek çok zordu.. Zombilerden daha zorlu olan bir şey varsa Bursanın kışıydı.. Fakat Yavuz ve Enes'in başka yapacak birşeyi yoktu. Yağmur kendini kara bırakmıştı. Karla karışık yağan yağmur havayı iyice soğutuyordu.
Yavuz kafasında Ankaraya gitmenin yollarını arıyordu. Dağcılık ile uğraştığı için kış şartlarında Dağ yolundan gitmenin imkanı olmadığını ondan daha iyi bilebilecek kimse yoktu. Yavuz sıkışıp kalmıştı.. Ne yapabileceğini düşünüyordu. Sadece kendi olsa. Belki daha rahat hareket edebilirdi. Fakat Eneside taşıyordu bir yandan..

Mağaraya gelene kadar geçen saatlerde çok yıpranmışlardı. Kendilerini tekrardan yenilemeleri zaman alacaktı. Soğuk hava bir yandan kendini gösteriyordu.. Yavuz ve Enes tekrardan yola çıktılar.. Yavuz elindeki harita ile planlarını çoktan yapmıştı.. Kış soğuk yüzünü gösteriyordu..  Motosikleti kullanmaya başladı tekrardan Yavuz. Kendini zorluyordu.. Tek başına olsa belki rahat gidebilirdi. Fakat arkasında Enes'in olması onu zorluyordu.. Yavuz planını yapmıştı. Kış bitene kadar Uludağ üniversitesinin tesislerine gideceklerdi. Bulundukları yerden çok yakın olmasada Yavuz planını çoktan yapmıştı.. Biraz direnç gösterirse gidebilirdi. Dağa yolundan motosikletle ilerliyorlardı..

6 Saat Sonra Uludağ Üniversitesinin tesislerine gelmişlerdi.  Yavuz'un tek hesap etmediği şey tesislerin çok kalabalık olmasıydı. Zombi teröründen kaçan herkes buraya gelmişti.

Yavuz ve Enes'te tesislere geldiler. Herkes onlara bakıyordu.. Yavuz'un yanına kırklı yaşlarda bir adam geldi..

Adam '' İyimisiniz ''

Yavuz '' Günlerdir yollardayız ''

'' Pek iyi değiliz ''

Adam '' Anlıyorum ''

'' Hepimiz öyleyiz ''

'' Tesislerde yemek ve sıcak su var ''

Yavuz '' Biliyorum. Daha önce burada kaldım ''


Yavuz etrafına bakıyordu. Adamı hiç dinlemiyordu.. Yavuz tamamen tedirgindi.. Yavuz Adam'a doğru döndü..

Yavuz '' Isırılan birisini buraya almadınız dimi ? ''

Adam '' Kontrol etmedik. Fakat ısırılmadıklarını düşünüyoruz ''

Yavuz '' Bence kontrol etmelisiniz en kısa zamanda ''

'' Hatta hemen ''

Adam '' Neden böyle bir şey istiyorsun ki ''

Yavuz '' Çünkü virüs hızla yayılıyor ''

'' Zombiler yemeğe programlı değil. Öldürmeye programlı ''

'' Isırıp bırakıyorlar ''

'' Isırılan kişide zombiye dönüşüyor ''

'' Etrafı için tehdit ''

Adam '' İlgileneceğim ''


Yavuz Adam'ı uyardıktan sonra tesislerin içene doğru yürüdü.

Gece Yarısı bir çığlık sesi ile uyandı Yavuz.. Enes ise tam yanında uyuyordu.. Enes'i dürtü. Enes ne oluyor dercesine yataktan fırladı.

Yavuz '' Kalk gidiyoruz ''
 
Enes '' Nereye ''

Yavuz '' Zombiler burada ''

Enes '' Lanet olsun. Burayadamı geldiler ''

Koridorlar ana baba günü gibiydi. Herkes uyanmış ve zombilerden kaçmaya çalışıyordu.. Karşılarında üç tane zombi belirmişti. Zombiler çıkış kapısından geliyorlardı.. O üç zombinin arasında Yavuz'un konuştuğu adamda vardı. Yavuz elindeki sopa ile Zombiye dönmüş adamın kafasına vurdu. Adam yere düştü. Adamın arkasından gelen iki zombiyede sopa ile kafalarına vurarak yere düşürdü Yavuz. Hızlıca çıkışa doğru yöneldi.  Bu sırada yere düşen zombi Enes'in ayağını ısırıverdi. Enes sopa ile kafasına vurdu ve Zombiden kendini kurtardı..

Yavuz'un korktuğu başına gelmişti. Buraya sığınanlardan birisi zombiye dönüşmüştü. Yavuz ve Enes hızlıca Tesislerden dışarıya attılar kendilerini. Enes motosiklete doğru topallıyordu. Yavuz ise siyah renkte jeepe doğru gidiyordu. Jeepin kapısını açtı. Enes şaşkınlık içerisindeydi. Enes'e atla dercesine bir işaret yaptı. Enes ile birlikte Jeepe bindiler.. Jeepi çalıp oradan uzaklaşıyorlardı.. Çığlık sesleri gelmeye devam ederken Enes ve Yavuz oradan uzaklaşmaya çoktan başlamışlardı bile.
Dağ yolundan ilerliyorlardı.. Artık sabah olmak üzereydi.

Enes '' Isırıldım ''

Yavuz '' Fark ettim ''

Enes '' Bende onlardan birine dönüşeceğim ''

Yavuz '' .. ''

Enes '' Beni bırak ve sen devam et ''

Yavuz '' Bakarız ''

Enes '' Yada kafama sık ''

Yavuz '' Sen şu an hala insansın. Kafana sıkmak gibi bir şey söz konusu olamaz ''

Enes '' Ne zamana kadar insanım belli değil ''

'' Sana zarar vermeden indir beni arabadan ''

Yavuz '' Şu anda aklın başında ''

'' Zombiye dönüşünce bakarız ''



Aradan bir saat geçmişti artık eskişehir yoluna gelmek üzereydiler.. Yavuz sıkıştım dedi ve arabadan dışarıya çıktı.  Ormanlık alana gitti. Geri döndüğünde Enes yere çömelmiş. Elindeki tüfeği ağzına dayamıştı.

Yavuz '' Yapma ''

Enes '' Öbür tarafta görüşürüz kardeşim ''

Yavuz '' Hayırr ''

Enes tetiği çekti.. Kafası bir anda parçalandı.. Yavuz bir anda şoka girmişti.. Kafası parçalanmış arkadaşının yanında duruyordu. Ağlamaklıydı.. Cesedi orada bırakmak istemiyordu.. Arabanın arkasından kazma ve kürek çıkartarak arkadaşına son görevini yerine getirdi. Arkadaşını arkada bırakarak jeep'i ile ilerledi Yavuz..

Eskişehirden Ankaraya doğru ilerlemeye devam ediyordu.. Yavuz Jeepin telsizini farketti. Telsizi aldı ve konuşmaya başladı.. Adım Yavuz.. Fatlon Yavuz.. Arkadaşlarım bana Fatlon derler. Ama artık hiç arkadaşım yok.. Et yiyenler arasında bir tek ben kalmış olabilirim.. Ailemi bulmak için Ankara'ya gidiyorum..  Fakat cevap gelmiyordu..

Ankaraya evlerinin önüne gelmişti. Etrafta zombi namına bir şey yoktu. İnsan veya hayvanda yoktu. Hiç bir yaşama belirtisi yoktu .. Elindeki anahtara baktı bir süre.. Eve girip girmemekte kararsız kalmıştı.. Fakat başka bir çözüm yoluda yoktu.. Eve girdi. Ev terk edilmiş gibiydi.. Telefonluğun üzerinde bir not buldu. Abisi bırakmıştı. Bir harita vardı.. Ankara Sivas yolunda bir üsse ait bir harita. Onu alarak oradan çıktı Yavuz..

Sivas'a doğru yola çıktı Yavuz.. Sonunda belirtilen yere geldiğinde Ailesinin orada olduğunu gördü. Üssün kapısında T.İ.T. Yazıyordu. Askeri bölge ve sağlıklı insanlarla birlikteydi artık..

Asker '' Adın ne '' diye sordu Yavuz'a..

Yavuz '' Fatlon '' diye cevap verdi..

Asker '' Acayip bir ismin var ''

'' Ailenin adları ne buradalar mı ? ''

Yavuz '' Evet buradalar ''

Asker '' Onları bulmanda yardımcı olacağız sana ''

'' Önce sağlık kontrolünden geçmelisin. ''

Adım Yavuz.. Fatlon Yavuz.. Arkadaşlarım bana Fatlon derler. Ama artık hiç arkadaşım yok.. Et yiyenler arasında bir tek ben kalmış olabilirim.. Ailemi bulmak için Ankara'ya gidiyorum..


59. Bölüme Katkılarından Dolayı Falton Yavuz ve Arkadaşı Enes'e Teşekkür Ederiz.. Bursa'ya Selam Olsun..

3 Kasım 2012 Cumartesi

39. Bölüm Son Tango

Ölüm Meleği ve Sebastian evin bahçesine doğru çıktılar. Sebastian Ölüm Meleği'ne direk bir yumruk attı. Ölüm Meleği'de Sebastian'ın yumruğuna bir yumruk ile cevap verdi. Sebastian Ölüm Meleği'nin yakasından tuttu ve bir kafa attı. Ölüm Meleği Aldığı kafa darbesi ile dudağı patlamıştı. Ölüm Meleği Sebastian'ın suratına bir tekme attı. Sebastian yere düştü. Ölüm Meleği Sebastian'ın üzerine gelirken Sebastian Ölüm Meleği'nin bacak arasına bir tekme attı. Ölüm Meleği bacak arasını tutarak eğildi. Sebastian ayağa kalktı ve Ölüm Meleği'nin suratına diziyle vurdu. Ölüm Meleği yere düşmüştü. Leyla Tayfun ve Müge ise olayları dehşet ile izliyorlardı.

Sebastian : Ayağa kalk seni piç kurusu..

Ölüm Meleği ayağa kalktı. Sebastian'a tekrar saldırdı. Sebastian'a bir yumruk attı Ölüm Meleği. Sebastian aldığı yumruk ile kafası sağ tarafa doğru yattı. Sonra Sebastian'a sağlı sollu yumruklar ile vurmaya devam etti. Sebastian Ölüm Meleği'nin kaburgalarında bir boşluk yakaladı ve vurmaya başladı. Kaburgalarından aynı tarafa doğru vuruyordu sürekli Sebastian. Sonra Sebastian Ölüm Meleği'ni kaldırdığı gibi duvara doğru fırlattı. Ölüm Meleği duvar'a kötü çarpmıştı.

Sebastian : Ayağa kalk ve savaş. Ölüm Meleği ..

Ölüm Meleği koşarak Sebastian'ın üzerine geldi. Sebastian Ölüm Meleği'nin boğazından tuttuğu gibi yere doğru vurdu. Ölüm Meleği yerde Sebastian'ın ayaklarına tekme atarak oda Sebastian'ı yere düşürdü. Ölüm Meleği kalktı. Sebastian tam kalkarken Ölüm Meleği Sebastian'ın kafasına tekme savurdu. Sebastian suratına aldığı tekme ile tekrar yere düştü. Sebastian yerde iken Ölüm Meleği tekmeliyordu Sebastian'ı. Sebastian Ölüm Meleği'nin ayağını kaptı ve onu yere düşürdü.  İkisi birden yerdeydiler. Sebastian ve Ölüm Meleği aynı anda yerden kalktı. Sebastian yumruklar ile üzerine geldi Ölüm Meleği'nin Sol aparkat vurarak Ölüm Meleği'ni tekrar yere düşürdü Sebastian.

Ölüm Meleği ayağa hemen kalktı ve Sebastian'a saldırdı . Fakat Sebastian Ölüm Meleği'ni yakaladığı gibi yere tekrar çarptı. Ölüm Meleği yerdeyken Sebastian yumruklamaya başladı. Ölüm Meleği'ni bütün gücü ile yumrukluyordu Sebastian. Ölüm Meleği'nin ağzı yüzü dağılmıştı. Ölüm Meleği belindeki silah'ı çıkartı ve kabzası ile Sebastian'a vurdu. Sebastian silah'ın kabzası ile aldığı darbe ile yere düşmüştü. Ölüm Meleği silah'ı Sebastian'a doğru doğrultu. Ve horoz'u kaldırdı. Sebastian Ölüm Meleği'ne doğru bakıyordu. Ölüm Meleği Silah'ı Sebastian'a doğrultmuş ve horozunu kaldırmıştı. İşaret parmağını tetiğe doğru götürdü..


Sebastian : Eğer ateş etmez isen orospu çocuğusun.

Mirza : Hiç tavsiye etmem Ölüm Meleği. Şimdi o silah'ı yavaşça yere bırak.

Ölüm Meleği : Sen karışma Mirza..

Mirza : Ölüm Meleği Sebastian'a zarar verdiğin an ölürsün. Seni öldürmek istemiyorum. Lütfen.

Ölüm Meleği : Bu piç kurusunu öldürdükten sonra bana ne olacağı umurumda değil. Hatta senide öldüreceğim.

Mirza : O tetiğe dokunmadan boynunu kıracak kadar hızlıyım. Ve seni öldürmek istemiyorum. Lütfen Ölüm Meleği bırak o silah'ı konuşalım.

Ölüm Meleği : Benim sizinle konuşacak hiç bir şeyim yok. Sebastian ve Sen bulaşıcı hastalık gibisiniz. Beni hasta ediyorsunuz.

Mirza : Evet biz acımasız askerleriz. Barbarız. Kadın ve Alkol düşkünüyüz. Kan düşkünüyüz. Evet biz katiliz. Sen haklısın. Lütfen indir o silah'ı.

Ölüm Meleği : Kes sesini Mirza. Senin bu konuşmanı biliyorum. Öldürmeden önce söylediğin sözler bunlar.

Mirza : Lütfen indir o silah'ı. Seni öldürmek istemiyorum..

Sebastian : Bırak öldürmesin. Ateş etsin bana. Nasıl olsa kafama nişan alamayacak. Önce onu öldürür sonrada beni hastaneye yetiştirirsin.

Mirza : Sebastian buna gerek yok.

Ölüm Meleği : Eminmisin San Sebastian ! !

Mirza : Ölüm Meleği buna gerek yok. Sebastian'ı öldürmene gerek yok. Biz senin gibi değiliz. Ve seni yıprattık farkındayım. Sen bizim gibi değilsin. Senin seçme şansın var. Bizim yok. Senin içinde vicdan var. Bizim içimizde sadece öfke var. Şu dışarıdaki zombilerden tek farkımız bizim düşünebiliyor olmamız. Yoksa onlardan bir farkımız yok. Lütfen indir o silah'ı. Seni öldürmek istemiyorum..

Ölüm Meleği : Mirza sus artık.

Mirza : Vurulman bizim suçumuzdu. Seni hastanede yalnız bırakmamalıydık. Lütfen indir o silah'ı. Seni öldürmek istemiyorum.. Sen benim arkadaşımsın. Ve arkadaşlar birbirlerini öldürmezler.

Ölüm Meleği : Ben daha düne kadar Adrenalin Komutanıydım Mirza. Ama şu an şu halime bak.

Mirza : Sen hala benim gözümde Adrenalin Komutanısın. Ve sana ihtiyaçları var. Kardeşinin sana ihtiyacı var. Doktor Deniz'in sana ihtiyacı var. Asit'in Tuncay'ın sana ihtiyaçları var. Bizimle gelmen hataydı. Bunu sen de anladın. Pişman oldun ama geri dönemedin. Biz buyuz. Bunu sana anlatmak çok istedim ben. Bizim etrafımızda her zaman ölüm var. Zombilerin Dünyasında daha fazla ölüm var. Bizim için mutluluk yok.

Ölüm Meleği : Kapat çeneni. ( Silah'ı Mirza'ya doğrultu )

Mirza : Beni vur. Ama Sebastian'a dokunma.

Sebastian : Mirza sen öleceksinde ben yaşayacak mıyım. Öldür lan ikimizi de. Cehennemde seni gene bulacağım Ölüm Meleği..

Mirza : Senin Sebastian tarafından hırpalanman seni kötü bir asker yapmaz. Sen iyi bir komutansın. Ama şu an gururun yüzünden mantıksız hareketler yapıyorsun. Bende senin gibi hırpalandım. Barut ile dövüştüğümde nereden baksan ölüyordum. Bu sefer gene ölürdük. Ama kılıçla savaştım onlarla. Kasap ile savaşımda da ölüyordum. Ama ben Mirza'yım. Bunu değiştirmez.

Ölüm Meleği : İkiniz zombilerden daha tehlikelisiniz.  Hastasınız siz.

Mirza : Beni diri diri toprağın altına gömdüler Ölüm Meleği. Kaç insan buna katlanabilir. Bu korkuya kaç insan katlanabilir. İnan bana içimde kalbimde hiç bir şekilde korku yoktu.

Ölüm Meleği : Benden ve Ailemden uzak durun.

Sebastian : Sen Aileni al ve Türkiye'den uzaklaş. Biz buradayız. Türkiye'yi terk et. Burası bizim vatanımız.

Ölüm Meleği  Silah'ı Sebastian'a doğrultu. Nişan aldı. Mirza koştu ve Ölüm Meleği'nin elindeki silah'a vurdu. Silah havalandı. Ölüm Meleği Mirza'ya yumruk Attı. Mirza Ölüm Meleği'nin yumruğunu yakaladı. Mirza'nın avucunda Ölüm Meleği'nin yumruğu vardı. Sebastian ayağa kalktı ve Ölüm Meleği'ne saldırmak için koştu. Mirza Sebastian'ıda yakasından tuttu. Ölüm Meleği Mirza'nın önünde . Sebastian ise Mirza'nın arkasındaydı.

Sebastian : Erkeksen silahsız dövüşelim. Alfa-Star Ölüm Dövüşü ?

Ölüm Meleği : Zevkle..

Mirza : İkinizde beni iyi dinleyin şimdi. İkinizi de bırakacağım. Karşısındakine tek bir hamle yapanın canını yakarım. Ve canınızı yakmak istemiyorum. Yada siz ikiniz sakinleşene kadar böyle dururuz.

Mirza : Anlaşıldı mı ? Alfa-Star ve Adrenalin ?

Sebastian : Tamam.

Ölüm Meleği : Tamam.

Mirza ikisini birden bıraktı. Bıraktığı gibi birbirlerine tekrar saldırdılar. Mirza Sebastian'ı eliyle ittirdi Sebastian yere düştü. O sırada Ölüm Meleği Sebastian'a vurmak isterken Mirza'nın çenesine bir yumruk attı. Mirza kafası sağa doğru dönmüştü Aldığı yumruk ile. Kafasını çevirdi ve sadece Ölüm Meleği'ne doğru baktı. Sebastian düştüğü yerden kalkarak Ölüm Meleği'ne saldırmak için kalktı. Mirza aldığı yumruk ile ağzı kan olmuştu. Sebastian'ı tuttu Mirza.

Mirza : Benim hatırım için içeriye gir Sebastian.

Sebastian : İtin hatırı yok. Sahibinin hatırı var. Ama sana attığı yumruğu ödeteceğim ona.

Mirza : Boşver gir sen içeri. Sorun değil.

Sebastian içeriye doğru girdi.

Ölüm Meleği : Bir şeyin var mı ? Mirza. Üzgünüm. Sana isabet ettiği için.

Mirza : Evet o yumruk bana değil. Arkadaşlığımıza atılan yumruktu. Sana ne oldu böyle ? Neden bu kadar değiştin.

Ölüm Meleği : Ben değişmedim. Sebastian'ın bana yaptıklarına bir bak. Bana davranışlarına bir bak. Eskiden nasıl severdi beni.

Mirza : İnsanlar değişir Ölüm Meleği. Sende değişirsin. Sebastian değişir. Ben değişirim.

Ölüm Meleği : Sebastian'ı tutacaksan bu konuşmayı yapmamızın bir anlamı yok.

Mirza : Ben hiç kimseyi tutmuyorum Ölüm Meleği.

Ölüm Meleği : Tutuyorsun.

Mirza : Eğer ki taraf tutsaydım. Sebastian'ı iteceğim yerde seni iter ve senden yumruk yemezdim.

Ölüm Meleği : Siz nasıl olurda Beyefendinin emrine girersiniz ? Bunu bana bir açıkla.

Mirza : Zombilerin Dünyasında bir yerde olman gerekiyor. Biz yüzlerce kişi değiliz. Bir amaç için yaşıyoruz. Bize öğretilen amaç uğruna.

Ölüm Meleği : Kandırıldık. Bunun farkına var artık. Gençliğimizi yaşayamadık. Dışarıdaki zombiler bile bizden daha şanslı. Hiç yoksa gençliklerini çocukluklarını hayatlarını yaşadılar.

Mirza : Zombiler'in içlerinden geçen tek bir şey var oda '' yaşamak öyle güzel ki'' Başkada bir şey düşündüklerini sanmıyorum. Ölüler biliyor ki hayatta olmak daha iyi. Çocukluğumu yaşayamadım. Hayatımın en güzel beş yılını Amerikada adını bile bilmediğim bir adada hapishanede yaşadım. Ama burada oturup ağlayacak değilim. Evet gençliğimi de yaşayamadım. Bazı hatalar yaptım. Ama ben yalnızca insanım.

Ölüm Meleği : Sebastian'ın gözlerine bak. Sonra git kendi gözlerine bak. Biz insan mıyız ? diye bir düşün Mirza. En son hissettiğin şeyi söylesene bana ? Kaç yılındaydı.  İstanbul'da yakalandığında hatırladıklarını söylesene bana ? Hapishanede ne hatırlıyorsun ? Ben söyleyeyim. Hiç bir şey hatırlamıyorsun ve hiç bir şey hissetmiyorsun.

Mirza : Bu sayede Sevdiklerim yaşıyor. En azından onlar yaşıyorlar.

Ölüm Meleği : Doğru demi ? Hiç bir şey hissetmediğin ?

Mirza : Evet doğru.

Ölüm Meleği : İstanbul'dan Zeynep ile kaçarken ne hatırlıyorsun ?

Mirza : Sorgulandığımı.

Ölüm Meleği : Başka ?

Mirza : Barut'un kardeşini öldürdüğümü.

Ölüm Meleği : Başka ?

Mirza : Ne anlatmaya çalışıyorsun ?

Ölüm Meleği : Bunu sana yapanlar ile çalışıyorsun.

Mirza : Ben bu durumdan sana şikayet ettiğimi düşünmüyorum ? yada rahatsız olduğumu.

Ölüm Meleği : Hiç bir duygun yok ki. Neyinden rahatsız olacaksın.

Mirza : Ölüm Meleği konu ben değilim. Sebastian ile aranızdaki savaş'a son vermeni istiyorum.

Ölüm Meleği : Benim onunla bir sorunum yok. Yoluma çıkarsa ezer geçerim.

Mirza : Ölüm Meleği. Hala kral benim modundasın. Sebastian seni çiğ çiğ yer. Sebastian'ı hafif'e alıyorsun.

Ölüm Meleği : Ben hiç kimseyi hafif'e almam.

Mirza : Peki Ölüm Meleği. Sen nasıl istersen. Düşmanlık istiyorsan düşmanlık. Barış istiyorsan da barış. Karar senin. Senden yada ekibinden korktuğumu mu düşünüyorsun ?

Ölüm Meleği : Askerler içinde en çok seni severim. En çokta sana saygı gösteririm. Çünkü adaletlisin. Suçlu sence ben miyim ?

Mirza : Ben suçlu aramıyorum Ölüm Meleği. İşte sorunda burada.

Ölüm Meleği : Ben gidiyorum. Allah'ın belası evinizi. Alfa-Star takıntınızı da alın bir tarafınıza sokun.

Mirza : Sana gitme demiyorum. Gitmek yada gitmemek senin seçimin.

Ölüm Meleği : Ben bu seçimi sivas'ta vermiştim. Hatta daha önce vermiştim. Ama sizi satmak istemedim.

Mirza : Keşke satsaydın da böyle Sebastian ile düşman olmasaydınız.

Ölüm Meleği : Benim düşmanım yaşamaz Mirza. Sende bilirsin.

Mirza : Seni uyarıyorum Ölüm Meleği. İntikam gibi bir şey aklından geçiyorsa. Vazgeç.

Ölüm Meleği : Önüme çıkar ise ezerim.

Mirza : Savaşların sonucunu en iyi ölüler bilir. Ve ölüler konuşmazlar Ölüm Meleği. Azrail 'den aldığın lakabını 5 saniyede yok ederim. Kanın yere akmadan ölmüş olursun. Sebastian'a dokunmana izin vermem.

Ölüm Meleği : Önüme çıkar ise ezerim Mirza.  Senin adaletini bilirim. Kadınlara kızlara çocuklara dokunmazsın. O yüzden ki senin gibi düşmanım olsun. Sebastian yüzünden de düşman olacaksak oluruz. Artık ayrılık vakti.

Mirza : Bekle .. Bu akşam kal. Yarın gidersin. Karanlıkta yol alma.

Ölüm Meleği : Kalamam Mirza.

Mirza : Biraz bahçede beklermisin. Ben sana biraz silah vereyim. Yada gideceğin yere kadar götüreyim. Nereye gideceksin.

Ölüm Meleği : Tuzla'ya . Asit'in evine. Orada da ekibimiz var. Oradan da bakacağım artık.

Mirza : Kaç senedir arkadaşız ?

Ölüm Meleği : 20 senedir ..

Mirza : tamam 20 dakika beklede sana kendini koruman için silah getireyim. Şuradaki motosikletide alırsın. Daha hızlı gidersin.

Ölüm Meleği : Sebastian'ın hiç bir şeyini istemiyorum..

Mirza : Burası Sebastian'ın değil. Benimde ayrıca. Sen burada rahatına bak. Sebastian gelirse de lütfen dalaşmayın.

Ölüm Meleği : Seninle vedalaşmadan gitmeyeceğim. Söz veriyorum.

Mirza : Sözüne inanıyorum.

Mirza içeriye doğru girdi. Sebastian ve diğerleri koltukta oturuyorlardı. Mirza hepsine doğru baktı. Mirza hepsine baktı ve '' Odanıza girin ! '' dedi. Leyla Müge ve Tayfun odalarına doğru itiraz etmeden girdiler. Mirza Sebastian'ın karşısındaki koltuğa oturdu.

Mirza : Bu hiç iyi olmadı.

Sebastian : Ne dememi bekliyorsun ?

Mirza : Neden vurdun adama ?

Sebastian : Beni kızdırıyor. Kız gibi mızıklıyor.

Mirza : Adam düşündüklerini söylüyor.

Sebastian : Düşünüyor diye bana postamı koyması lazım ?

Mirza : Herkesin seçimi Sebastian. Herkes bizimle aynı görüşte olacak diye bir şey yok. Herkes bu durumu kaldıracak diyede bir şey yok. Bizim yaptıklarımız adama ters geliyor olabilir.

Sebastian : O zaman bizim yanımızda ne işi var. Doğduğumuzdan beri ellerimizde kan var. Onunda ellerinde kan var. Şimdi mi ? aklı başına geldi.

Mirza : Sebastian insanlar değişir. Değer yargıları değişir. Düzenleri değişir. Yaşamları ve istekleri değişir.

Sebastian : İyi hoş gelmiş o zaman Güçlülerin ayakta kaldığı Zombilerin Dünyasına.

Mirza : Sebastian bu duruma son vermeni istiyorum. Ölüm Meleği misafirdi. Sen ne olursa olsun ona saldırmaman gerekirdi.

Sebastian : Hak ettiğine hakkını verdim Mirza.

Mirza : Sebastian Ölüm Meleği bu gece burada kalacak. Gece yol'a gitmesini istemiyorum.

Sebastian : Beni öldürmek isteyen adam'ı eve mi, alacaksın ?

Mirza : Sende onu öldürmek istedin. Eğer silah'a davranmasa muhtemelen de öldürmüştün.

Sebastian : Savaşlarda birileri ölür Mirza.

Mirza : Ama bu bir savaş değil. Ölüm Meleği bizim dostumuz Sebastian.

Sebastian : Benim dostum değil. Senin dostun. İstemiyorum öyle bir dost ben.

Mirza : Sebastian aradaki kan davasına son vereceksin.

Sebastian : Ben mi suçluyum Mirza. Onun tarafında mısın ?

Mirza : Ben kimsenin tarafında değilim. Suçlu da değilsin. Ama ne olursa olsun. O bizim arkadaşımız. Gecenin bir vakti dışarıya atamayız onu. Hele böyle bir dünyada.

Sebastian : Ölmesi yada yaşaması beni ilgilendirmiyor. Bana gider atmadan önce düşünmeliydi bazı şeyleri.

Mirza : Sebastian odana git. Ve ben demeden de dışarıya çıkma.

Sebastian : Emredersin Mirza.

Mirza : Sebastian emretmiyorum. Rica ediyorum. Ve bu savaş bahçede bitti.

Sebastian : Ben ne zaman istersem o zaman biter. Napacaksın Ölüm Meleği için beni vuracak mısın ?

Mirza : Seni hiç kimse için vurmayacağımı biliyorsun.

Sebastian : Tamam Mirza. Senin dediğin gibi olsun. Adam uykumda boğazımı keserse görürsün.

Mirza : Hiç bir şey yapmaz. Sen gir odana hadi Sebastian. Rahatına bak.

Sebastian : Tamam Mirza.

Sebastian odasına doğru gitmişti.  Mirza Sebastian'ın odasına girdiğinden emin olduktan sonra. Mirza '' Makine kapan savaş düzeni al '' dedi . Ve Ev bir anda kibrit kutusuna döndü. Ölüm Meleği'de bahçeden dışarı çıkamayacaktı. Tek bir çıkış vardı. Oda ses komutu ile açılıyordu. Ölüm Meleği evden içeri doğru geldi.

Ölüm Meleği : Seni lanet serseri napıyorsun ?

Mirza : Bu gece buradasın.

Ölüm Meleği : Mirza gitmem lazım artık burada fazlalığım.

Mirza : Hatırım hiç mi yok Ölüm Meleği. Gece gece gitme bir yere. Sabah gidersin. Sakinleş.

Ölüm Meleği : Tamam Mirza. Tamam. Sen lanet bir serserisin. Farkında mısın ?

Mirza : Evet farkındayım.

Ölüm Meleği : Sana söylediklerim için. Sana vurduğum için

Mirza : Ben bunların hepsini unuttum.  Önemli değil. Arkadaşız biz. Git ve ekibini topla. Sonrada bir adada mı yaşayacaksın. Bir askeri üsse mi gideceksin git. Belki bizde geliriz.

Ölüm Meleği : Geliriz dışındakilerin hepsine inanıyorum.

Mirza : Belkide gelmeyiz.

Ölüm Meleği : Gelmenizi isterim ben. Ama karar tabikide sizin. Ne olursa olsun sizler benim dostlarımsınız. Sebastian da arkadaşım dostum. Sende. Aramızda bazen sorunlar çıkabiliyor.

Mirza : He şöyle. Aklınız başınıza gelsin. Sebastian'da seni seviyor emin ol buna.




2 Gün Önce

Nilay : Tufan'ı getirin buraya.

Asker : Emredersiniz.

Nilay : Ne gördün takas ile ilgili.

Tufan : Takas sorunsuz gerçekleşecek.

Nilay : Kanlar kimin ?

Tufan : Kanlar Tuğçe diye bir kızın.

Nilay : Lanet olsun. Hemen hazırlıklara başlayın.

Tufan : Eğer orada saldırırsanız ; Ölüm Meleği ölecek. Sebastian ve Mirza'da burayı başınıza yıkacak. Sizi öldürecekler. Buradan kaçsanız dahi sizi bulup gene öldürecekler.

Nilay : Peki Barut Ares saldırdığında ne olacak.

Tufan : Eğer teslimat sorunsuz halde giderse. Barut ve Ares saldıracak. Fakat Mirza ikisini de öldürecek. Bir farkla. Sebastian ölecek. Sebastian öldükten sonra Mirza kafayı yiyecek. Alfa-Star B nin kontrolünü alıp bütün dünyayı yok edecek. Barut ve Ares'ten sonrada sıra size gelecek.

Nilay : Mirza'dan nefret ediyorum. Allah'ın askerleri arasında en sevmediğim adam. Çok takıntılı. Asker.

Asker : Emredin.

Nilay : Koşan zombileri hazırlayın. Ares Barut Mirza ile karşılaştıklarında kilitlerini açın. Kargaşada iki tarafta birbirine zarar veremesin..  Zehir ve Kurşun'un eğitimi nasıl gidiyor ?

Asker : Planladığımız gibi. Doktor daha çabuk öğreniyor ve hazır olmaya yakın olduğunu söyledi. Gelişimini daha çabuk tamamladı.

Nilay : Çok güzel. Çıkabilirsiniz.

Asker : Emredersiniz.

Tufan : Emredersiniz.


Şimdi :

Barut : Lanet olası Mirza gene kaçtı.

Nilay : Ne oldu.

Barut : Mirza kılıçları çıkartı. Ve bizi paralamaya başladı. Sonra ise Zombiler saldırdı.

Nilay : Kötü olmuş aşkım.

Barut : Çocukların gelişimi ne durumda ?

Nilay : İkiside harika. Güzel gelişim gösteriyorlar.

Barut : Süper. Mirza ile tekrar karşılaşacağım gün onu öldüreceğim.

Nilay : Benim çok daha güzel bir planım var.

Barut : Neymiş o ?

Nilay : Göğüs göğse Mirza tehlikeli bir düşman. Ama içten de yıkabileceğimiz bir düşman. İçten yıkacağız onu. En savunmasız halinde. Dostluğa önem veriyor.

Barut : Güzel plan ama nasıl ?

Nilay : Bekle ve gör tatlım..



O Sırada Ankara :

Beyefendi : Ölüm Ada'sındaki son durum ne beyler ?

Doktor : Ölüm Ada'sının kontrolünü tamamen kaybettik. Arazinin tamamına Zombiler hakim. Akıllı zeki ve hızlı hareket ediyorlar.

Beyefendi : Kaleden dışarıya kimse giremez ve çıkamaz öyle mi ?

Doktor : Evet Efendim öyle. Tam bir cehennem.

Beyefendi : Zombilerin zekilik kat sayıları ?

Doktor : Normal bir insan zekası kadar. Sürekli etraflarına attığımız DNA sı yüksek insanları parçalayarak dahada akıllı bir hale geliyorlar. Videoları burada. Hatta birbirlerini avlayanlar birbirlerini yiyenler bile var aralarında. Konuşmaya anlaşmaya başladılar kendi aralarında.  Gruplaşmalar başladı. Kendi aralarında bile savaşlar çıkabiliyor.

Beyefendi : Popülasyon nedir ?

Doktor : Yaklaşık 50 bin. Kameralardan son aldığımız görüntüler bunlar. Bu hafta gene 500'e yakın DNA sı yüksek insan kolonları göndereceğiz.

Beyefendi : Güzel. Çıkabilirsiniz.



Ertesi Sabah İstanbul ..


Ölüm Meleği kalkmıştı hazırlanıyordu odasındaydı. Mirza kapıyı çaldı ve içeriye girdi.

Mirza : Rahatsız etmiyorum değil mi ?

Ölüm Meleği : Hayır.

Mirza : Gidiyorsun demek eski dost.

Ölüm Meleği : Evet gidiyorum.

Mirza : Tekrar görüşeceğiz bunu biliyorsun.

Ölüm Meleği : Her zaman ikinize de kapım açık biliyorsun. .

Mirza : Tuzla'ya mı ?

Ölüm Meleği : Evet. On kişilik gizli bir ekibimiz var onların yanına.

Mirza : Güzel. Doktor Deniz ve Kardeşin ?

Ölüm Meleği : Hepsini alıp bir adaya yerleşeceğim zamanlar az kaldı. Artık dinlenmek hayatımızı yaşamak bizimde hakkımız.

Mirza : Umarım hak ettiğin şeyi alırsın.

Ölüm Meleği : Sende. Beladan uzak durun. Artık çekilin diyeceğim ama durmayacaksınız.

Mirza : Durabiliriz. Sebastian bırakalım diyor.

Ölüm Meleği : Ne yapacaksınız.

Mirza : Ada düşünüyor oda. Büyük değil ama tarıma elverişli bir ada. Ada'da yaşamayı.

Ölüm Meleği : Hayırlısı.

Mirza : Her iki taraf içinde hayırlısı. Dışarıda seni bekleyen bir araba var. Onunla gidebilirsin.

Ölüm Meleği : Eski dost..

Mirza : Eski dost.


Ölüm Meleği ve Mirza . Ölüm Meleği'nin odasından çıkarak bahçeye doğru yürüdüler. Arabanın bagajını açarak Ölüm Meleği kıyafetlerini koydu. Sonra ise arabanın kapısını açtı. Mirza arkasından bakıyordu. Sarıldılar birbirlerine.

Mirza : Sakın ölme kanka.

Ölüm Meleği : Ölüm benim lakabım.

Mirza : Kendi reklamını yapmanda ne kadar enteresan..

Ölüm Meleği : Takıntılı piç Seni özleyeceğim ..

Mirza : Görüşürüz.



Ölüm Meleği arabaya atladığı gibi kapı açıldı ve kapıdan çıkarak orman yolunda ilerlemeye başladı. Kapılar kapanırken Ölüm Meleği gözden kaybolmaya başlamıştı.. Mirza ise sigarasını çıkardı ve bahçede içmeye başladı. Sebastian yanına geldi ve oturdu. Sigarasını elinden aldı Mirza'nın ve içmeye başladı. Mirza oralı bile olmadan bir sigara daha çıkartı.

Sebastian : Gitti mi ?

Mirza : Evet gitti.

Sebastian : Üzgün müsün ?

Mirza : Böyle gidişine üzgün müyüm bilmiyorum ama böyle gitmemeliydi. Ama gitmesi kendisi içinde iyi oldu.

Sebastian : Nereye gidiyor ?

Mirza : Tuzla'ya..

Sebastian : Buradan çok uzak değil mi ?

Mirza : Evet uzak ama kendi kararı.

Sebastian : Bencede. Ama Tuzla'ya gidemeden ölür.

Mirza : Oda kader kısmet.

Sebastian : Acıktım. Yemek yiyelim.

Mirza : Olur..


Death ( Ölüm )

o death
Ah Ölüm

o death
Ah Ölüm

o death, won’t you spare me over another year
Ah Ölüm ,  bağışlayamaz mısın beni bir yıl daha ?

well, what is this that i can’t see with ice cold hands taking hold of me
Ama görünmeyen soğuk eller ile beni çeken şey de ne ?

when god is gone and the devil takes hold
tanrı gittiğinde ve şeytan hakimiyeti ele geçirdiğinde,

who will have mercy on your soul
kim merhamet edecek ruhuna?

no wealth, no ruin, no silver, no gold
ne dünya malı, ne yok oluş, ne gümüş ne altın,

nothing satisfies me but your soul
hiçbir şey tatmin etmez beni senin ruhundan başka!


well, i am death, none can excel
evet ben ölüm, kimse geçemez beni,

i'll open the door to heaven or hell
kapıyı ben açarım cennete de cehenneme de!

my name is death and the end is here
benim adım ölüm ve son geldi.


Ölüm Meleği arabasıyla giderken bu şarkıyı dinliyordu. Mirza özelliklede bu şarkıyı koymuştu. Ölüm Meleği gülümsüyordu. Şarkıyı dinlerken. Yolda arabalar birbirlerine çarpmış yanmış ve tek tük zombiler vardı. Ölüm Meleği aralarından geçiyordu. Şarkıyı dinlerken eski anılar geliyordu aklına.

o death, won’t you spare me over another year
Ah Ölüm ,  bağışlayamaz mısın beni bir yıl daha ?

2000 Yılı Manisa

Adam : Lütfen bağışla beni. Lütfen sana ihanet etmek istemedim.

Ölüm Meleği : İhanet kabul edilecek bir şey değildir. Sansar yap vazifeni.

Sansar : Emredersiniz komutanım..

Sansar belinden çıkardığı bıçak ile adam'ın boğazını kesmişti.


well, what is this that i can’t see with ice cold hands taking hold of me
Ama görünmeyen soğuk eller ile beni çeken şey de ne ?

2003 İstanbul

Ölüm Meleği : Üşüdün mü ?

Doktor Deniz : Evet üşüdüm soğuk bu akşam.

Ölüm Meleği Doktor Deniz'in elini tuttu ve ona sarıldı. Karşılarında kız kulesi manzarası izliyorlardı.


when god is gone and the devil takes hold
tanrı gittiğinde ve şeytan hakimiyeti ele geçirdiğinde,

who will have mercy on your soul
kim merhamet edecek ruhuna?

3 Ay önce :

Ölüm Meleği Silah ı kafasına dayamıştı. Gözlerini kapattı ve tetiği çekti. Silah ın sesi bütün ormana yayıldı. Ölüm Meleği silah ı tam ateşlerken  bileğini tutan bir el Ölüm Meleği nin kafasına sıkmasını engellemişti. Ölüm Meleği gözlerini açtı. Karşısında Mirza ve Sebastian ı gördü.

Ölüm Meleği : Öldüm mü cehennem demiyim hiç değişmemiş ortam.

Mirza : Yok cennettesin. Buda huri sebo .

Ölüm Meleği : Lanet olsun.. Ne diye kurtardınız beni ?

Mirza : Öleceksen onurunla öl! Kendi kafana sıkarak değil.

Ölüm Meleği : Isırıldım seni lanet olasıca ısırıldım.

Sebastian : Anti serum var .

Ölüm Meleği : Biliyorum evet var fakat  bütün anti serumlar arabayla birlikte yandı. Siz iki akıllıda beni bunun için kurtardınız.

Mirza : Sanki son serumlar patladı.

Ölüm Meleği : Seri üretim tesisi varda ben mi bilmiyorum.

Sebastian : Tekirdağ Mortem üstü var . İstanbul anadolu mortem üstü var . Mortem Avrupa üstü  var.

Ölüm Meleği : Tamam planı yaptık. Elimize bir kap alalım tık tık tık diye kapılarını çalıp komşu komşu anti serum lazım bana mı diyelim ?

Mirza : Yok amına koyayım öyle demeyelim Annem bir tüp anti serum istedi diyelim.

Ölüm Meleği : Siz ikiniz anlamıyorsunuz. Yoruldum artık. Daha kaç hayat biz yaşayacağız diye ölecek ?

Mirza : Öldürelim ki ölmeyelim



no wealth, no ruin, no silver, no gold
ne dünya malı, ne yok oluş, ne gümüş ne altın,

2005 Yılı Ankara

Adam : Beni öldürme sana istediğin kadar para veririm.

Ölüm Meleği : Ölümü para ile satın alamazsın. Ferit kes kafasını.

Ferit : Emredersiniz komutanım.

Adam : Hayır hayır hayırrrrrrr


nothing satisfies me but your soul
hiçbir şey tatmin etmez beni senin ruhundan başka!


2006 İstanbul

Doktor Deniz : Özledin mi beni ?

Ölüm Meleği : Özledim.

Doktor Deniz : Ne kadar özledin.

Ölüm Meleği :  Hiç bir şey tatmin etmez beni .. Senin ruhun olmayınca.


well, i am death, none can excel
evet ben ölüm, kimse geçemez beni,

1997

Ölüm Meleği : Mirza yazı mı ? tura mı ?

Mirza  : Dik ..

Ölüm Meleği : Dik ?

Mirza : Evet dik..


i'll open the door to heaven or hell
kapıyı ben açarım cennete de cehenneme de!

2010 Ceza Evi

Ölüm Meleği :  Siz neden girdiniz buraya ? 
Mustafa: Tuncay arkadaş askeriye ye ait bir helikopteri Hizbullah'a satarken yakalandı.
Ölüm Meleği : Yuh Amına koyayım yuh.. Peki ya sen
Tuncay : O ise daha güzelini yaptı. Askeriyenin içinde alkol içip, ve yetmezmiş gibi bir subayla ilişkiye girdi. Buda yetmezmiş gibi kameraya çekmiş görüntüleri. Teftiş sırasında komutanına yakalanıyor. Komutanın susması göz yumması karşılığında komutana para teklif etmiş uyanık.
Ölüm Meleği: Vay amına koyayım arkadaş bu ne ya. Olum siz lisedeyken de orta okuldayken de manyaktınız ama bu kadarı da pes yani. Helikopter satmak ne demek..
Neyse. Asit odalar ayarlansın. Ateşte geliyormuş üçünün odasını bizim bloka aldır.
Asit: Anlaşıldı Efendim. Ayarlıyorum
Ölüm Meleği Tuncay Ve Mustafa ya : Beyler size doyum olmaz ben biraz spor yapacağım akşam uzun uzun konuşuruz. Siz şimdi dinlenin


my name is death and the end is here
benim adım ölüm ve son geldi.

Doktor Deniz : Zombi Meleği.

Ölüm Meleği : Ölüm Meleği'yim ben !!


Ölüm Meleği arabasını sürmeye devam ediyordu. Anadolu yakasına geçmişti. E-5 e inerek oradan devam etmek istedi. Evlerin camından Ölüm Meleği'ne sesini duyurmak isteyen insanlar gördü. Balkondan bağıranlar gördü. Ama arabayı sürmeye devam ediyordu. Sonra 16-17 yaşlarında bir kız arabanın önüne atladı. Yavaş sürdüğü için kızı ezmeden durmuştu.

Kız : Lütfen yardım edin Komutanım lütfen.

Ölüm Meleği : Isırıldın mı ?

Kız : Hayır komutanım. Sorun Annem ısırılmadı asla evdeydik. Aylardır evden çıkmadık. Ama şu an çok hasta. Lütfen Komutanım bize yardım edin.

Ölüm Meleği : Lanet olsun. Nerede Annen.

Kız : Şu evde.

Ölüm Meleği arabadan inerek belindeki silah'ını çıkartı. ve kızla birlikte apartman dairesine girdi. Apart dairesinin 3. Katına çıktılar ve kız kapıyı açarak içeri girdi. Ölüm Meleği ise yavaşça içeriye girdi. Elindeki silah'ı bırakmadı. Kadın yatıyordu. Ölüm Meleği ateş'ine baktı kadının. Kadın ateşler içerisinde yanıyordu. Ölüm Meleği kız'a bakarak '' annenin hastaneye gitmesi gerekiyor'' dedi. Kız ise ağlamaklı bir ses tonu ile '' Neyi var abi ? '' diyebildi kısık bir sesle. Ölüm Meleği '' Bilmiyorum ben doktor değilim. Ama ateşler içinde yanıyor ne olduğunu bilmiyorum ama hastaneye gitmesi gerekiyor belki serum filan verirsek iyi gelebilir. Fakat ben doktor değilim'' dedi. Kız ise koşarak içeriye gitti ve bir mendil'in içindeki bütün parayı Ölüm Meleği'ne uzattı. Kız '' Bütün paramız bu. Bunları alın ve annemi hastaneye götürün '' dedi. Ölüm Meleği şaşırmıştı. Paranın artık hiç bir hükmü olmadığını bilmiyordu kız. '' Para'nın bir önemi yok. Yakınlarda bir hastane var mı ? '' dedi. Kız ise '' arka sokakta bir tane var. '' diye cevap verdi Ölüm Meleği'ne. Ölüm Meleği ise '' Sizi oraya götürürüm. Sana serum nasıl takılacak gösteririm. Ondan sonra benim işim biter ve ben giderim. Anlaştık mı ? '' Dedi. Kız ise sevinerek '' Tamam abi '' diye cevap verdi. Ölüm Meleği kadın'ı kucakladığı gibi dışarıya çıkardı ve arabanın arkasına bindirdi. Kız tarif etti ve Kızın gösterdiği yerdeki hastaneye geldiler. Kız '' Merak etme hastane boş '' diyebildi. Ölüm Meleği '' Hastane boş olmasa da sizin için hastaneyi temizleyeceğim. '' diye cevap verdi. Kız ise kendinden emin bir şekilde. ''Hastaye saldın geldiğinde bende oradaydım. '' Hastane yarım saat içinde herkes zombiye döndü. Sonra dışarıda kaçanları kovaladılar. O yüzden hastane tamamen boş. Ölüm Meleği '' Nasıl kaçtın hastaneden ? '' diye sordu kıza. Kız '' Koşarak kaçtım O kadar çok insan vardı ki benim gibi ufaklığı fark etmediler '' dedi. Ölüm Meleği '' Kısa boylular birde kendilerine kompleks yapıyorlar. Komplekse gerek yok. Bak zombilerden kaçmak için avantaj '' Sen burada annenle beni bekle ben geliyorum '' diyerek arabadan indi. Belindeki silah'ı çıkartarak hastaneden içeri doğru girdi. Hastane karanlıktı. Ölüm Meleği yavaş ve temkinli bir biçimde yürüyordu. Duvarlarda zeminde her tarafta kan vardı.Lambalar yanmıyordu. Güvenlik lambaları yanıyordu sadece. Etrafta kızın dediği gibi hiç bir şey yoktu. Bir sedye buldu Ölüm Meleği. Sedyeyi aldığı gibi dışarı doğru sürdü. Ölüm Meleği Arabanın yanına getirdiği sedyeye Kadın'ı bindirdi ve Kadın'ı hastaneden içeriye soktu. Hastaneden içeriye giren kadın'ı boş odalardan birine yatırdı Ölüm Meleği ve Kız'a '' kapıları iyice kapat. ve Dikkat çekme. Annen düzelinceye kadar burada kalın. Ama burada olduğunuzu anlarlar ise seni ve anneni öldürürler. Annen yürüyemeyecek bir durumda ise sen onu düşünme ve direk kaç '' diye emirler verdi. Kız ise '' tamam abi '' diyerek karşılık verdi. Ölüm Meleği belinden çıkardığı Silah'ı kızın elline verdi. Nasıl kullanılacağını gösterdi. Hastaneden ayrıldı. Tam arabaya binecekti. İleriden gelen üç tane zombiyi gördü. Muhtemelen hastaneye girerken görmüştü Zombiler.  Zombiler ağır adımlarla Ölüm Meleği'ne doğru geliyorlardı. Ölüm Meleği arabanın bagajından çıkardığı sopa ile zombilere doğru yürüdü ve üç zombininde beynini dağıttı. Bu sırada hastaneden kızın çığlığı geldi. Ölüm Meleği koşarak hastaneye daldı. Hastanede kızı ve annesini bıraktıkları odaya doğru koştu. Odanın önü zombi kaynıyor ve kız bağırıyordu. Kıza bağırdı '' Silah'ı kullan '' diye. Belinden çıkardığı öbür silah ile zombilerin kafalarından vurmaya başladı Ölüm Meleği. Zombiler birer birer yere düşüyorlardı. Ölüm Meleği ateş etmeye devam ediyordu. Ve son zombiyi de yere serdi. Odaya doğru yürüdü. Odaya girdiğinde Kız ve Annesi yaşıyorlardı. Kız korkudan titriyordu.

Ölüm Meleği : İyimisin ısırıldın mı ?

Kız : Bilmiyorum. Sanırım ısırılmadım.

Ölüm Meleği : İsmin ne senin.

Cemre : İsmim Cemre.

Ölüm Meleği : Benim adımda Ölüm Meleği. Buradan çıkmalıyız ve sizi eve güvenli bir yere bırakacağım. Annen dayanır mı yolda bilmiyorum.

Cemre : Ben annemden vazgeçmem. İstemiyorum. Sen git başımızın çaresine bakarız. Sağ ol genede.

Ölüm Meleği : Saçmalama. Bir dakika bile dayanamazsın.

Cemre : Burada kalacağız.

Ölüm Meleği : Saçmalama Cemre. Ölürsünüz burada.

Cemre : Sanki umurunda ölüp ölmememiz.

Ölüm Meleği : Umurumda. Hadi kızım.

Cemre : Bana kızım deme. Ben senin kızın değilim.

Ölüm Meleği : Cemre hadi

Cemre : Yolda bizi bırakacaksın biliyorum. Annem de ölecek. Bari burada acısını dindirebiliyorum. Serumlar ilaçlar her şey var.

Ölüm Meleği : Lanet olsun Cemre.

Cemre : Küfür etme Ölüm Meleği.

Ölüm Meleği : Ben gidiyorum. Ne halin varsa gör.

Cemre : Tamam gitme. Nereye götüreceksin bizi.

Ölüm Meleği : Tanıdığım bir doktor var. Çok ta uzak değil Oraya.

Cemre : Tamam .

Ölüm Meleği : Dur sedyeyi alayım ben.

Ölüm Meleği kadını tekrar sedye üzerine koydu. ve sedyeyi ittire ittire yürütüyordu. Kapıya geldiklerinde karşılarında binlerce zombinin onlara doğru geldiklerini gördü Ölüm Meleği.

Ölüm Meleği : Lanet olsun. Silah seslerini duyup buraya gelmişler.

Cemre : Ne yapacağız şimdi. Öleceğiz burada ( Cemre ağlamaya başladı )

Ölüm Meleği : Sakin ol ölmeyeceğiz. Asansörü çağır hemen.

Cemre : Öleceğiz burada  ( Ağlıyordu )

Ölüm Meleği : Sana verdiğim silah'ı bana ver. ve Asansör'ü çağır hemen !

Cemre koşarak asansör'ün tuşuna bastı fakat asansör çalışmıyordu. Cemre '' Asansör çalışmıyor '' diye bağırdı. Ölüm Meleği kısık bir ses ile '' Lanet olsun bir bu eksikti '' diyerek sedyede ki kadın'ı kucakladı ve merdivenlerden yukarıya doğru çıkmaya başladı. Bu sırada hastanenin kırık camlarından ve kırık kapısından zombiler içeriye girmeye başlamışlardı. Ölüm Meleği En üst kata kadar kadın'ı kucağında çıkartı ve kadın'ı yere koydu. Zombiler gelmeye devam ediyorlardı. Orada bulduğu dolapları sandalyeleri merdivenlerden aşağıya doğru fırlatmaya başladı Ölüm Meleği. Barikat kuruyordu kendine. Bir sürü şeyi merdivenlerden aşağıya doğru yuvarladı. Bilgisayardan sandalye koltuk dolapları 8-9 basamaklı merdivenden aşağıya doğru fırlatıp bir set oluşturmuştu. Zombilerin barikat'ı geçmelerine imkanları vardı. Fakat genede bu onları yavaşlatacaktı. Ölüm Meleği Cemre'ye doğru baktı. Cemre'nin korkudan elleri titriyordu. Odaları tek tek kapılarını açıp içeriye girdi Ölüm Meleği. Odalardaki eşyalarıda aldığı gibi merdivenlerden aşağıya doğru fırlatıyordu. Bir tane yatağı sürükleyerek getirdi. Onu diklemesine koydu.

Cemre'nin bağırma sesi gene geldi.

Bir kapıdan çıkan Beyaz bir önlük giymiş zombi yürüyerek Cemre ve Annesi'nin üzerine doğru geliyordu. Ölüm Meleği Sopa ile beyaz önlüklü zombi'nin kafasını dağıttı ve barikattan aşağıya doğru attı. Kapılardan tek tek zombiler çıkıyordu. Ölüm Meleği kurşunlarını harcamak istemiyordu. Kapıdan sol ayak bileği kırılmış ve yan dönmüş gözlüklü bir zombi çıktı. Ölüm Meleği önce kafasına sopayı indirdi ve yere düşen zombinin beynini parçaladı. Sonra öbür zombiyede aynısını yaptı. Koşarak Cam'ı açtı. Ve öbür zombi'yide camdan aşağıya atmıştı. Yerde yatan iki zombiyide aldığı gibi barikatın üzerine attı. Zombiler tırmanmaya çalışıyorlardı. Bu sırada kızın annesi kusmaya başladı. Cemre ağlıyordu. '' Ölüm Meleği lütfen yardım et '' diyerek yalvarıyor ve ağlıyordu. Ölüm Meleği kadının kafasını kaldırdı. Fakat kadın kustuktan sonra canını eceli ile teslim etmişti. Cemre ağlıyordu. Ölüm Meleği kadını kaldırdı ve Merdiven boşluğundan alt kata bıraktı. Zombiler taze etti yemeye başlamışlardı. Bu birazda olsa barikat'a tırmanmayacakları anlamına geliyordu. Cemre Ölüm Meleği'ne vurmaya başladı. Cemre bir yandan ağlıyor bir yandan '' Ne yaptın sen anneme '' diyerek bağırıyordu. Ölüm Meleği Cemre'ye bir tokat attı. Cemre ağlamaya devam ediyordu. Cemre şoka girmişti. Cemre'yi kaldırdığı gibi odalardan birine soktu Ölüm Meleği. ve Cemre'ye '' buradan kesinlikle çıkma. Kapıyı da arkadan kitle ben seslenene kadar '' dedi. Cemre ise tamam dercesine kafasını salladı. Cemre kapıyı kilitledi. Ölüm Meleği ise fare gibi kapana kısıldıkları için çaresizce bakıyordu. Yüzlerce zombi barikattan tırmanmak için birbirlerini ezeceklerdi birazdan. Cemre'nin annesini yemeleri fazla vakitlerini almayacaktı. Ölüm Meleği bunun farkındaydı. Barikattan tırmanan bir zombi yere düştü Ölüm Meleği koşarak Zombi'nin boynunu kırdı. Artık barikattan tırmanmaya başlamışlardı. Ölüm Meleği sopa ile zombileri geri püskürtmeye çalışıyordu. Zombiler ise tırmanmaya devam ediyorlardı. Bu ölüm kalım mücadelesi devam ediyordu. Bu sırada dışarıdan motosiklet sesleri duymuştu Ölüm Meleği. Hemde iki tane. Güçlü motosiklet sesleri duydu. Fakat zombiler ile mücadele ettiğinden camdan dışarıya bakamadı. Barikat'ın üzerinden tırmanmaya çalışan zombilerin sayıları çok fazlaydı. Motosikletlerin sesleri kesildi. Ölüm Meleği '' Lanet olsun '' diyebildi içinden. Barikat'ı bırakamıyordu. Çünkü barikat'ı bırakır ise zombiler birer ikişer barikattı aşacaklardı. Ölüm Meleği yere düşmüş olan kolonyaları gördü. Bir kaç tanede cam şişe gördü. Hızlıca cam şişelerini ve sargı bezlerini alarak hemen yerine döndü. Zaten barik'ada çok yakındı cam şişeler ve sargı bezleri. Cam şişeleri sargı bez'inin içinde ayağı ile rast gele parçaladı. Büyük cam şişesinin içine gene acele bir şekilde cam şişelerini koyarak sıkıştırdı. İçine ise kolonyaları dökmeye başladı. Sargı bezinin bir parçasıda dışarıda kalmıştı. Tek eli ile molotof kokteyl yaparken öbür elindeki sopa ile de zombileri püskürtmeye çalışıyordu. Sonunda molotof'u yaktı ve aşağıya doğru attı. Molotof kırılmıştı ve bir anda patlama sesi duyuldu. Yangın çıkmıştı. Zombiler yanıyordu. Ölüm Meleği'ne bu birazda olsa zaman kazandırmıştı. Barikat'ın en önündeki zombileri de sopa ile ittikten sonra camdan dışarıya baktı. Motosikletli adamlardan eser yoktu. Koşarak Cemre'nin yanına gitti. Yangından çıkan dumanlar yükseliyordu. Bir anda yangın alarmı çalmaya başladı her yerde. Ve Sular akmaya başlamıştı.

Ölüm Meleği : Cemre kapıyı aç.

Cemre : Açmayacağım işte.

Ölüm Meleği : Cemre kapıyı aç. Yoksa ikimizde öleceğiz.

Cemre : Öleceksek ölelim. Benim annem ölmüş. Yaşamak kalmak umurumda mı.


Ölüm Meleği kapıyı kırdı. Cemre'nin gözlerinin içine bakarak '' bütün çarşafları çıkart ''  diye bağırdı. Ses tonunu dahada yükselterek '' HEMEN ! '' diye emir verdi. Cemre koşarak çarşafları çıkartı. Çarşafları birbirine bağlayan Ölüm Meleği Koca bir yatağın ayağına bağladığı çarşaf'ı Cemre'nin bacaklarına ve beline doladı. '' Yavaş yavaş aşağıya doğru salacaksın ipi sakin ol panik yapma Sakın ipi bırakma '' diye uyarmayı ihmal etmedi. Cemre ise çok korkuyordu. '' Ben bunu yapamam '' diyordu. Ölüm Meleği sakin bir şekilde '' Yaparsın hadi sen in bende geliyorum '' indiğin gibi hemen arabaya koş ve ben gelmeden de kapıları açma. Arabanın içine gir ve saklan '' diye telkinlerde bulundu. Cemre ise '' Tamam dercesine masum suratını yukarı aşağıya salladı. Cemre'yi kaldırdığı gibi Ölüm Meleği pencereden aşağıya doğru sarkıtmaya başladı. Cemre'yi yavaş yavaş aşağıya doğru indiriyordu Ölüm Meleği. Aslında bunu Cemre'nin kendisi yapması gerekiyordu fakat Ölüm Meleği Cemre'nin bunu yapamayacağını düşündüğünden Ölüm Meleği Cemre'yi kendi elleri ile indiriyordu. Cemre inmeye devam ediyordu. Yedi Katlı hastaneden yavaş yavaş Ölüm Meleği Cemre'yi çarşaflar ile indiriyordu. Bu arada yanan zombiler Barikatları aşarak Ölüm Meleği'nin üzerine doğru gelmeye başlamışlardı bile. Zombiler Ölüm Meleği'nin üzerine geliyorlardı. Ölüm Meleği Silah'ını çıkartıp ateş etmeye başladı. Yanan zombiler etrafa yanık kokusu bırakıyorlardı. Etraf protein yanığı kokuyordu. Dayanılmaz bir kokuydu bu. Ölüm Meleği'nin zombiler üzerine gelmeye devam ediyorlardı. Bu sırada Cemre bağırmaya başladı. Ölüm Meleği kafasını pencereden aşağıya doğru indirdi ve Cemre'ye baktı. Cemre'nin hemen altında altı yedi tane zombi bekliyordu. Cemre'ye doğru ellerini açmışlar onu yakalamak için hamle yapıyorlardı. Ölüm Meleği '' Ya kızdan vazgeçecekti yada kendisinden '' Ölüm Meleği silah ile Zombileri geri püskürtmeye devam ediyordu. Cemre'yi de tek eliyle sıkı sıkı tutuyordu. Cemre'yi biraz yukarıya doğru çekti. Ölüm Meleği elindeki çarşaf ile birlikte odaya doğru girdi. Cemre yukarıya doğru çıkıyordu şimdide. Cemre'nin korkudan dili tutulmuştu. Ölüm Meleği Cemre'nin çarşafını zorlana zorlana gene bağladı. Bağladığı gibide bir zombi Ölüm Meleği'nin üzerine doğru atladı. Ölüm Meleği zombi ile boğuşuyordu. Ölüm Meleği Zombi'yi üzerinden attı. Sonra ayağa kalktı ve zombiye bir tekme ile duvara yapıştırdı. Kapıdan gelen başka bir zombi ise sırtından atladı Ölüm Meleği'nin Ölüm Meleği  Zombi'nin kafasını tutuyordu ısırmasın diye. Duvar'a doğru çarptı zombi'yi ve zombi yere düştü. yere düşen Zombi kalkmaya çalışırken onunda boynunu bir anda kırıverdi. Başka bir zombi üzerine atladı Ölüm Meleği'nin ve yere düştüler. Ölüm Meleği ve Zombi boğuşurlarken başka bir zombi daha geldi ve Ölüm Meleği'nin kolundan tuttu ve tam ısıracağı sırada Zombi'nin boğazından diğer eliyle tuttu Ölüm Meleği. İki Elinde de iki zombi'nin boynu vardı. Bütün gücü ile Zombilerin boyunlarını sıkıyordu. Zombiler ise elleri ile Ölüm Meleği'ne doğru saldırıyorlardı. Ölüm Meleği'nin üzerinde Kalın askeri kamuflaj olduğu için zombilerin parmakları ve tırnakları Ölüm Meleği'nin vücudunu çizmiyordu. Başka bir zombi daha geldi. ve eğildi. Ölüm Meleği'nin suratından tam ısıracakken Zombi'nin kafası uçtu. Diğer iki zombi'ninde kafa taslarını parçaladı. Gelen kişi Mirza'dan başkası  değildi. Ölüm Meleği çok şaşırmış bir şekilde bakıyordu. Mirza '' Beni gördüğüne sevinmedin mi ? Eski dost '' dedi ve Ölüm Meleği'ni kaldırdı yerden. Ölüm Meleği gülerek sen değil Sebastian 'da olsa çok sevindim kanka diyerek sarıldı Mirza'ya. Sonra Mirza ya bakarak Ölüm Meleği '' Seni piç kurusu neden bu kadar geç kaldınız '' diye güldü. Sebastian'ın sesi duyuldu ve kapıdan girdi '' Bu yangını senin çıkartacak kadar akıllı biri olup olmadığın konusunda şüphelerimiz vardı onu tartışırken geç kaldık üzgünüz '' dedi ve Ölüm Meleği ile Sebastian birbirlerine sarıldılar. Mirza '' Rahatsız olacaksınız ben çıkayım siz şu yatakta işinizi görün '' dedi. Sebastian ise '' Berbat bir espriydi '' diyerek karşılık verdi. Bu sırada Cemre hala bağırıyordu. ve çarşaf yırtılmaya başlamıştı.  Ölüm Meleği '' Lanet olsun kızı unuttum '' diyerek cam'a doğru koştu. Ceren çarşaf'ta sallanıyor ve hala bağırıyordu. Ölüm Meleği '' Mirza aşağıya indi şu zombileri öldürüver sana zahmet sonra şu kızıda indireyim '' dedi.
Mirza ise tamamdır dercesine kılıçları ile birlikte merdivenlerden aşağıya doğru indi.

Ölüm Meleği : Sebastian nasıl bu kadar sessiz geldiniz.

Sebastian : Gündüz vakti pek ses yapılmasa iyi oluyor biliyorsun. Susturucu ve kılıçlar ile.

Ölüm Meleği : Ya o motosiklet sesi .

Sebastian : Hızlı gelelim diye depodaki motorlar onlar.

Ölüm Meleği : Benim yardıma ihtiyacım olduğunu nereden anladınız.

Sebastian : Mirza sana verdiği arabada bir takip cihaz'ı koydu. Araban duruncada bir sorun olduğunu düşündük ve hemen motorlara atlayıp geldik.

Ölüm Meleği : Sizi akıllı piç kuruları.

Sebastian : Bana piç kurusu diyemezsin. Sensin piç kurusu.

Ölüm Meleği : Lan Sebastian doğru konuş.

Sebastian ve Ölüm Meleği birbirlerine sarıldılar ve gülmeye başladılar. Mirza ise Ceren'in aşağıya inmesini bekleyen zombilerin kafalarını kopartmıştı. Ölüm Meleği ve Sebastian'da aşağıya indiler.
Ceren arabanın ön koltuğunda oturmuş. Ölüm Meleği Mirza ve Sebastian ile tekrar veda hazırlığındaydı.

Sebastian : Bizimle gelmiyor musun ? 

Ölüm Meleği : Tekrardan birbirimizi öldürmek istemeyiz değil mi ? Yok Tuzla'ya gidiyorum.

Sebastian : Sen bilirsin. Kapımız her zaman açık.

Ölüm Meleği : Bu işlerin hepsini bıraktığınız an. Güzel bir ada'da sizleri bekliyor olacağım.

Sebastian : Bizde geliriz demi Mirza. Zaten bizde artık bırakmayı düşünüyoruz. Sıkıldık.

Mirza : Sen ekibi topla Ölüm Meleği. Bizde gelebiliriz ada'ya sorun olmaz.

Ölüm Meleği : Anlaştık o zaman.

Mirza : Anlaşma Anlaşmadır.


Ölüm Meleği arabasına atlayıp sağ tarafa doğru giderken. Mirza ve Sebastian ise motorları ile birlikte kasklarını takarak sol tarafa doğru gitmeye başlamışlardı. Bir saat sonra Ölüm Meleği Tuzla'ya yaklaşmıştı. Sahil yolundan gidiyordu. Cemre  kolundaki ısırığı Ölüm Meleği'ne gösterdi. Ölüm Meleği ısırığa baktıktan sonra arabayı durdurdu. Cemre masum gözleri ile '' Zombi olmak istemiyorum lütfen beni öldür '' dedi. Ölüm Meleği  Cemre'ye dışarı çıkmasını söyledi. Cemre ağlaya ağlaya dışarı çıkmıştı. Cemre deniz kenarına doğru yürüdü. Ölüm Meleği Arabanın camını açtı ve silah'ını Cemre'ye doğrultarak nişan aldı. Cemre ağlıyordu. Cemre gözlerini kapatmış. Ölüm Meleği'nin onu vuracağını düşünüp ağlıyordu. Gözlerini sıkıca kapatmıştı. Ölüm Meleği arabayı patinaj yaptırarak kaldırmış ve hızlıca oradan uzaklaşmıştı. Cemre '' Beni Öldürmen Gerekirdi Ölüm Meleği '' diye arkasından bağırdı. Küfretti. '' Zombi olmak istemiyorum'' diye bütün sahil'i inletmişti. Cemre'nin sesini duyan bir kaç zombi Ara sokaklardan Cemre'ye doğru gelmeye başladılar. Cemre ise '' Küfrederek Gelin Orospu Çocukları. Gelin Isırın Her yerimi ısırın yok edin ki beni sizin gibi zombi olmayayım ben diyerek zombilere doğru koşmaya başladı.



O Sırada Giresun Adası :


Şaman : Biliyorum oğlum. Puma Kolera ve Tuğçe.. Tuğçe dediklerinden çok daha güzelsin. Seni oğluma ayırıyorum. Oğlumunsun bundan sonra. Bana torun verirsiniz. Puma ve Kolera bu akşam adamlarımı eğlendireceksiniz. Tanrınızın en kıdemli meleğinin adını taşıyan Cebrail burada mı ? Hakan hangisi o ?

Hasan : Şu baba..

Cebrail : Tanrı değil. Bizim Tanrımız Yok !! Allah'ımız var.

Şaman : Bu gece ziyafet var. Bu gece menüde Cebrail var.

Cebrail : Yemezsen şerefsizsin.

Şaman : Söylemeyi unuttum. Canlı canlı pişiririz biz insanı. Eti o zaman daha güzel oluyor.

Asit : Bırak adamlarımı beni al.

Şaman : Seni en son öldüreceğim Asit. Adamlarının hepsini öldürmem bittikten sonra. Hepsini gözünün önünde tek tek öldüreceğim.

Asit : Sana yemin ediyorum beni 48 saat içinde öldür. Öldürmezsen seni ellerimle öldüreceğim.

Şaman : Nasıl yapacakmışsın bunu.

Asit Bileğindeki saati çıkartı ve koordinatlı bir şekilde düğmelerine basmaya başladı.

Asit : Görürsün Şaman. Kim As Kim Papaz. Kim Bacak. Kimi bu tarih yazacak !

Şaman : Görüşürüz Asit. Puma yı ve Kolera yı da alın. Güzelce giydirin. Dikkatli olun kaçmasınlar. Elleri ve ayakları bağlı şekilde getirin. Tedbiri elden bırakmayın. Onlar bizi hafife aldılar ama biz onların düştüğü hataya düşmeyelim. Hakan sende git enerji iğnelerini ol bayadır olmuyorsundur. Kan iğnelerini de ol.

Hakan : Aynen baba. Doğru diyorsun.

Şaman : Başka bunların içinden almak istediğin var mı ? Faydalı olurlar mı ?

Hakan : Yok baba. hepsi kuru kafa bunların. Yiyelim gitsin. Adamlar eğlensin Kolera ve Pumayı da öldürebiliriz. Fark etmez. Ama Tuğçe'mden çocuğum olmasını istiyorum.

Asit : Şerefsizlik yapmayın lan. Öldürecekseniz adam gibi öldürün.

Şaman : Asit yalvarmayacak mısın bana ? Merhametim vardır Senin gibiler içinde. Emrime girmek istermisin ? Sanada bu akşam bir tören hazırlayabilirim ?

Asit : Şaman Elinden geleni ardına koyma. ve şunu bilki Şaman senin kuru kafanı ateş'in içinde yakacağım ! Cebrail Ahirette görüşürüz kardeşim.

Cebrail : Sizi tanıdığım ve sizinle savaştığım için onur duydum. Sizin için ölürüm komutanım.

Asit : Hakkım helaldir.

Cebrail : Benden yana da helaldir.


O Sırada Tuzla Asit'in Evi Kontrol Bilgisayar'ı : Lütfen Dikkat Saat : 15 : 14

Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14
Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14
Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14
Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14
Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14
Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14
Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14
Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14
Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14
Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14
Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14
Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14
Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14
Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14
Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14
Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14
Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14
Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14
Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14
Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14
Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14
Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14
Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14
Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14
Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14
Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14
Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14
Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14
Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14
Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14
Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14
Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14
Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14
Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14
Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14
Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14
Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14
Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14
Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14
Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14
Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14
Dikkat !!  Asit'in başı dertte sinyalin kesildiği yer Giresun Adası Saat : 15 : 14



DxN Üstü Marmara Açıkları : O an ..

Doktor Deniz : Acil durum.

Judas : Nedir acil olan.

Doktor Deniz : Asit ve Ekibi yakalanmış. Hemen bir ekip çıkartmamız lazım.

Judas : Yakalandılarsa kendi aptallıklarına yakalandılar.

Doktor Deniz : Judas bu adamlar bizler için savaşıyor.

Judas : Bize adam mı yok. Bir Asit gelir diğeri gider. Şimdi beni meşgul etme !

Doktor Deniz : Sen müdahale etmezsen ben ederim ! Seni şerefsiz !

Judas : Nöbetçiler .. Doktor Deniz 'i görevinden alıyorum. Artık burada hiç bir vasfı yok. Kapatın bir yere. Sonra Adrenalinden birilerine teslim edersiniz bir kaç içinde. Belki hücrede aklı başına gelirde benden özür dileyip hatasını anlar.

Asker : Emredersiniz.

Doktor Deniz : Seni kendi ellerimle öldüreceğim Judas.

15 Eylül 2012 Cumartesi

33. Bölüm İmam'ın Ordusu

Mirza Sebastian ve Ölüm Meleği ( Ölüm Yıldızı ) Kalesine Geri dönmüşlerdi. Dinleniyorlardı. Yaralarını sarıyorlardı. Yorgunlardı. Barut ve kardeşleri ile yaptıkları kavga bütün enerjilerini tüketmişti.


3 Gün Sonra :

Ölüm Meleği : Barut'u bu kadar güçlendiren şey ne Mirza sen biliyor musun ?

Mirza : Bilmiyorum. Ama iyi çalışmış.

Ölüm Meleği : Yapma Mirza onun gibi yumruk atan bir adam ile daha önce hiç dövüşmedim ben.

Mirza : Hiç kimse hayat kadar sert vuramaz Ölüm Meleği.

Ölüm Meleği : Felsefe yapmanın sırası mı ?

Mirza : Tam vaktindeyiz felsefenin.

Sebastian : Kim ki bunun kardeşi sen öldürmüşsün ?

Mirza : Evet öldürdüm.

Sebastian : Ne zaman öldürdün ve benim neden haberim yok ?

Mirza : Birim beni tutukladığı zaman öldürdüm. Sadece kafa attım ve burun kemikleri beynine girdi.

Sebastian : Senin şu attığın kafalara hastayım.

Mirza : Zaten kafa attıklarımda hastalanıyorlar.

Ölüm Meleği : Omuzun nasıl oldu Sebastian ?

Sebastian : Çok daha iyi. Sağol.

Makine : Dışarıda Hareketlilik var. Termal hareketlilik gözlendi. 1 Metre ileride.

Sebastian : Kameraları o tarafa çevir sexy ses .

Makine : Emredersiniz Sahip San Sebastian.

Makine kameraları bir anda ormanlık alana çevirdi.

Üç kişi birisi erkek ikisi kız yürüyerek ( Ölüm Yıldızı) na doğru yürüyorlardı. İçlerinden teki ise topallıyordu. 

Ölüm Meleği : Kim lan bunlar ?

Mirza : Siz oturun ben bakarım.

Ölüm Meleği : Olmaz birlikte gidelim. Tuzak olabilir.

Mirza : Tuzak olabileceği için sen ve Sebastian burada kalıyorsunuz ya.

Ölüm Meleği : Sebastian burada kalsın yeter. Biz gidelim.

Mirza : Tamam hadi gidelim.



Mirza ve Ölüm Meleği Yol üstünde onlara doğru gelen üç kişiyi karşılamak için bekliyorlardı. 


Tayfun : Karşımızda iki tane asker var.

Leyla : Bunlar bize yardımcı olabilirler. Türk askerleri sonuçta. Bizde Türk'üz.

Müge : Evet olabilirler. Neden olmasınlar. Durumumuzu anlatırız onlara. Kalacak bir yer ve yemek verebilirler onlarla güvende olabiliriz.

Tayfun : Ben artık hiç kimseye güvenemiyorum. Başımıza gelenlerden sonra.

Müge : Al benden de o kadar fakat günlerdir zombilerden kaçıyoruz. Artık çok yorulduk.


Mirza ve Ölüm Meleği Konuşulanları duyabiliyorlardı.

Mirza : Duyuyor musun ?

Ölüm Meleği : Evet duyuyorum. Belki bunu 50-60 kişiden daha duydum.

Tayfun : Merhaba komutanım. Biz ..

Ölüm Meleği : Dur tahmin edeyim. Siz şimdi Zombilerden kaçıyordunuz. Önce AVM ye gitme planı yaptınız ama o plan tutmadı. Grubunuzdaki 10 yada 15 kişiyi de zombiler ısırıp öldürdü. Yediler sizi.

Tayfun : Hayır biz imamın ordusunun kampından kaçtık buraya kadar kendi imkanlarımızla geldik.

Ölüm Meleği : İmamın ordusu mu ?

Tayfun : Duymadınız mı ?

Ölüm Meleği : Duyduk. Duymadık demedim ama neden kaçtınız ki ?

Müge : Lütfen iki gündür yoldayız ve çok açız. Çokta yorgunuz. Bize lütfen içeriye alın. Her şeyi konuşuruz.

Ölüm Meleği : Gelin bakalım.

Müge Leyla ve Tayfun  Ölüm Meleği ve Mirza içeriye girmişlerdi.


Leyla Tayfun ve Müge Gerçekten de çok karınları acıkmıştı. Masaya oturdular ve hızlı bir şekilde tıka basa yemeye başladılar. Mirza Sebastian ve Ölüm Meleği'de onların bu kadar iştahla yemesini şaşırıp onlara bakıyorlardı. Yemeklerini yemişlerdi.


Tayfun : Yemek için çok teşekkür ederiz. Biraz da dinlenebilir miyiz burada ? Sonra gideriz. Sorun çıkartmayız.

Mirza : Gitmesine gidersiniz ne zaman isterseniz sorun değil. Fakat imam'ın ordusundan mı kaçtınız ? Orasını pek anlamadım da ben.

Tayfun : Evet oradan kaçtık.

Mirza : Nasıl oldu ?

Tayfun : Virüs başladığında avcılar kampüsündeydik. Orada öğrenciydik bir zamanlar. Sonra oradan kaçmayı başardık. Eyüp'e doğru gittik. Neden o tarafa gittik bilmiyorum. Ama tek boş yol orasıydı. Sonra orada etrafımız zombiler tarafından sarılmaya başladı. İmamın ordusundan bir komutan geldi ve bizi kurtardı. Kurtulduk diye düşündük. Çok sevindik. Ama erken sevinmişiz. Kale gibi bir yere gittik. Sur içi Fatih tarafında. Her tarafta surlarla kaplı bir yer. Orada beni temizlik işlerinde filan çalıştırdılar. Bütün işleri kurtardıkları erkekler yapıyordu yemekleri bulaşığı temizliği. Karşı gelen olursa da öldürüyorlardı. Acımaları hiç yoktu. Kadınları kızları ise grup sexe zorluyorlardı. Karşı gelen olursa da kızların gözlerinin önünde ailelerini öldürüyorlardı. Sadece grup sex değil tabikide. Bir askerin hoşuna gittiği bir kız ile birlikte olma hakkı vardı. Onlara göre bu son derece normaldi. Çünkü artık kıyametin geldiğini ve gerçek inanlardan oluşan bir ordu için çoğalmaları gerektiğini düşünüyorlar. Ergenliğe girmiş her kızla defalarca birlikte oluyorlar. Yada artık çocuğu olmayacağı belli 50-60 yaşında kadınlarla. Fark etmiyordu bu onlar için.

Ölüm Meleği : Şerefsizler.

Müge : En kötüsüde o kıllı göbekli yaşlı kötü kokan adamlarla birlikte olmaktı. Çok zordu. Vücudumun her tarafı diş izi. Şerefsizler ısırıyorlardı.

Tayfun : Beğendikleri ufak erkek çocukları ile de ilişkiye girdikleride doğru. Orası tam anlamıyla cehennem. Pislik.

Ölüm Meleği : Şerefsizlik bu !

Sebastian : İmam'ın ordusu..

Leyla : Onlara göre bu son derece normal. Hiç yadırgamıyorlar bile. Savaşacak ordunun morale ihtiyacı varmış. Ve savaşırken akılları cinselliğe kaymasın diye bunları yaptıklarını da anlatıyorlar. Avcılardaki ve cevre üniversitelerin kız öğrenci yurtlarından kurtardıkları kızların hepsini kullanıyorlar şu anda. Bir çok kız bunlar yüzünden intihar etti.

Müge : İntihar edilmeyecek gibi de değil ki.

Mirza : Siz dinlenin arkadaşlar. Sebastian arkadaşlara dinlenecekleri yerleri gösterir misin ?

Sebastian : Elbette.


Sebastian Tayfun Müge ve Leyla'nın dinlenmeleri için bir oda gösterdi. Odanın içindeki duş'uda gösterdi. Bir şey isteyecek olurlarsa da '' Kırmızı butona basıp bana seslenirsiniz '' diye ekledi. Sonra üçüne birden bakarak '' Üzgünüm ama kapınızı kilitlemek zorundayım. Dinlenmeniz bitince söylersiniz kapınızı açarım. Bu kişisel bir şey değil yanlış anlamayın. Burada esir değil misafirimizsiniz '' diyerek odadan ayrıldı ve makina ya talimat vererek kapıyı kapattı.


Müge : Biz neden bunlara güveniyoruz ki ? Tayfun her şeyi anlatmak zorunda mıydın ?

Tayfun : Bunlar belki bize yardım edebilirler diye düşündüm. Bilmiyorum orada kurtarılmayı bekleyen çok insan var bizim gibi.

Leyla : Tayfun haklı Müge. Önce dinlenelim ondan sonra düşünürüz. Ben önce duş alıp sonra yatacağım.

Müge : Genede temkinli olmalıyız.

Tayfun : Bu adamlar bizi koruyabilirler her şeyden. Bu adamlar iyi bunu hissedebiliyorum.


Sebastian Mirza ve Ölüm Meleği'nin yanına döndü.

Ölüm Meleği : Ne düşünüyorsunuz beyler ?

Mirza : Gidip saldıralım.

Ölüm Meleği : Bende seninle aynı fikirdeyim ama düşman sayısını artırmamız ne kadar doğru ?

Sebastian : Korkuyor musun ?

Ölüm Meleği : Korktuğumdan değil. Başımız Adrenalin ile derte. Sonra mossad var. Eminim yakında örgüt te peşimize düşecektir. Sonra hapishaneye zombileri gönderenler var. Kaç kişiyiz ki ? topu topu. daha fazla düşman mı ? kazanalım. Çünkü imamın ordusunun tek bir yerde askeri birliği olduğunu sanmıyorum. Çok derin bir oluşum.

Sebastian : Adrenalin ile sorunu olan sensin. Biz değil.

Ölüm Meleği : Sen ben mi var ? Sebastian.

Mirza : Ölüm Meleği düşüncene katılmamak içten bile değil. Ama biz burada oturup bunu tartışırken bile ufacık bir kız çocuğuna yada erkek çocuğuna birisi tecavüz ederek öldürüyor olabilir şu anda.

Ölüm Meleği : Bence şu Barut ve kardeşlerini sonra da şu bizi öldürmek isteyenler kimse onları yok ettikten sonra bu işle ilgilenelim.

Mirza : Barut ve kardeşlerinin saldırmalarını bekleyeceğiz. Adrenalin Komutanı'nın haberini bekleyeceğiz. Başka çaremiz yok. Adam bizden kat kat güçlü pusu kurarak indireceğiz.

Ölüm Meleği : Onda hem fikirim fakat ona biz pusu kurarken imam'ın ordusundan başka birilerine yem olabiliriz. Adamlar Dini sömürüyorlar sende biliyorsun. Cennet'e gideceksiniz biz İmam'ın Ordusuyuz diyerek bir çok inanan saf mümini kandırıp beyinlerini yıkayıp bir evde bile aç susuz yaşatıp bizim gelmemizi bekletebilirler. Ve bu ordu sadece Türklerden oluşmuyor sende biliyorsun. İçlerinde bir çok arap ve afrikalı insanlarda var.

Mirza : Sebastian senin düşüncen nedir ?

Sebastian : Ölüm Meleğine bir noktada katılıyorum. Fakat Adrenalin düşmanımız değil. Bize barut ve kardeşlerinin saldırısını söylemese belkide bir çok oluşum yerle bir olmuştu şimdiye.

Ölüm Meleği : Onu yapmalarının sebebi Barut'tan korktukları için olmasın ?

Sebastian : Neden yaptığı çok önemli değil ama. Sevgilin ve Kardeşin yaşıyorsa şu anda onlar nefes alıyorsa benim de biraz katkım var. Saygı göstermeyi denemelisin bana. Ben olmasam belki ölmüştün.

Ölüm Meleği : Ölmek umurumda değil. Bu ülkede yüzlerce benden daha iyi asker var. Yeter ki inansınlar.

Sebastian : İmam'ın ordusuna saldırmıştık hatırlarsın Mirza 2009 yılında. Örgütten çok daha tehlikeliler. Hizbullah tan daha tehlikeliler. Kabul ediyorum. Fakat Barut meselesini kapattıktan sonra böyle bir saldırıyı düzenlememiz çok daha iyi olur diye düşünmek biraz saçma. Çünkü kendimizi düşünseydik. Ağır silahlar ile donanır sonra yanımıza bir kaç kız alır ve bir adayı zombilerden temizler orada ömrümüzün sonuna kadar ense yaparak yaşayabilirdik. Ama bizim misyonumuz bu ülke için. Bu ülkede yaşayacak bir Türk için bile kendini feda etmektir.

Ölüm Meleği : Sen onu yanlış yorumluyorsun '' ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyetinden bir kişi dahi yaşayacak ise 1000 lerce Türk Vatandaşı feda edilir  '' Demek ki bizim içinde birileri feda edilebilir.

Sebastian : Benim görüşüm kız gibi saklanmak yerine saldırmaktır.

Ölüm Meleği : Barutta bize saldırırsa onlara biz saldırırken.

Sebastian : Vatan sağ olsun. Madalya alamayız belki ama. Genede vatan sağ olsun. Ben saldıralım derim.

Ölüm Meleği : Saldıracak isek güzel bir plan yapmalıyız. Şu Tayfundan gerekli bütün bilgileri almalıyız.

Mirza  : Aslına bakarsanız Ölüm Meleği de Sebastian da  haklı. Barut meselesini çözmemiz gerekiyor. Ne yapacak bilmiyoruz. 3 gündür ses çıkmadı. Saldırı hazırlığı yapıp yapmadığını bile bilmiyoruz. ve bu sessizlik canımı sıkıyor. Öbür taraftan bakarsanız Türk vatandaşlarını kurtarmamız gerekiyor. Bence gidelim ve saldıralım. Ama üçümüz de aynı düşüncede olacak isek .
Ölüm Meleği Biraz düşün.

Ölüm Meleği : Siz saldıralım diyorsanız . sorun değil saldırırız.

Sebastian : İçimi rahatlattın.

Ölüm Meleği : Senin benimle bir derdin mi var ?

Sebastian : Seninle bir derdim olursa bunu ilk sen duyarsın. Neyse ben biraz Playstation 3 de Resident Evil oynayayım da biraz zombi öldüreyim.

Ölüm Meleği : Bütün dünyayı zombiler sarmış durumda iken Zombi oyunu mu oynayacaksın ?

Sebastian : Evet.. Zekamı geliştiriyor Playstation Oyunları. En sevdiğim ise Resident Evil. Filmleride Harika. Zombiler olmasaydı Resident Evil 4 ü ve 5 i kesin çekerlerdi bizde izlerdik ne güzel. Lanet zombilere kızgınım. Çünkü güzel kalçalı alice muhtemelen zombi olmuştur.

Ölüm Meleği : Sen ne yapacaksın Mirza ?

Mirza : Biraz ağırlık çalışıp yatacağım Ölüm Meleği.

Ölüm Meleği : Bu fikre bende katılıyorum o zaman. Kulağıma güzel geliyor.

Sebastian : Yalaka ..

Ölüm Meleği : Bir şey mi söyledin duyamadım Sebastian ?

Sebastian : Yalarım dedim şu kızı.


Ertesi Sabah : 4. Gün.

Tayfun Leyla ve Müge dinlenmişlerdi. Kilitli kapıyı Sebastian açmış ve onları sabah kahvaltısına davet etmişti. Mirza ve Ölüm Meleği de kahvaltıda hazır bulunuyorlardı. Altı kişi kahvaltıya oturmuşlardı.

Mirza : Tayfun ''imam'ın ordusu hakkında bildiklerini anlatır mısın ? ''

Tayfun : Ne yapacaksınız ki ?

Mirza : Oradaki insanları kurtarmak istiyoruz. O yüzden sizinde yardımınıza ihtiyacımız var.

Tayfun : Nasıl bir yardım ? Ben bir daha hayatta oraya gitmem. Müge ve Leyla'nında oraya gideceklerini pek sanmıyorum.

Müge : Kesinlikle.

Mirza : Oraya gitmenizi istemiyoruz sizden. Sizden sadece içeride kaç tane asker var ? kaç kişi esir ? kaç kişi köle ?

Leyla : Ben Cübbelinin cariyesiydim. Utanarak söylüyorum. Ama hiç birlikte olmadık. Sıra bana gelmemişti çünkü. Fakat yakın koruması acımasız Yavuz ve adamları var. yirmi kişi filanlar. Ondan sonra diğer askerler ise beş yüz kişi kadar sayısı. İçeride tutsakların sayısı da aşağı yukarı iki bin kadar. Ama her geçen gün yenileri geliyor.

Sebastian : Siz nereden kaçtınız peki ?

Tayfun : Bir tane dere yatağı var . Orada surlara giriş için ufak bir delik var.

Sebastian : Bizim vücutları görüyorsun. Oradan geçebilir miyiz sence ?

Tayfun : Evet geçersiniz bir sıkıntı olacağını sanmıyorum. Dere yatağı kuzeybatı yönünde.

Ölüm Meleği : Burası tam olarak nerede ?

Tayfun : Fatih'in dağlık kısmında. Gecekonduların olduğu yerde.  Kocaman üç tane islami bayrak var.

Ölüm Meleği : Tamam Tayfun sağol.

Tayfun : Ne zaman saldırmayı düşünüyor sunuz?

Sebastian : Bu gece..

Tayfun : Biz burada kalabilir miyiz ? Siz gelene kadar ?

Sebastian : Bu mümkün değil. Kişisel bir şey değil yanlış anlama.

Tayfun : Genede sağ olun.

Müge : Lütfen kalmamıza izin verin.

Sebastian : Size bir önerim var. İleride bu köy yolunu devam ettiğinizde bir tane köy var. Orada kalabilirsiniz. Zombiler yok orada.

Leyla : Doğru mu ? Söylüyorsun.

Sebastian : Evet doğru söylüyorum. Buradan uzaklığı 14 kilometre kadar. Dağlık kesimde ve zombiler orada yok. Size birer tane silah veririm kendinizi korumanız için. Tek yapacağım yardımda bu olur.

Leyla : Peki. Ne yapalım. Hiç mi imkanı yok. Lütfen ?

Sebastian : Yok. Tek seçeneğiniz bu.

Leyla : Peki oraya siz bizi götüremez misiniz ?

Sebastian : Oraya en son gittiğimizde domdom kurşunu ile ateş etmişlerdi bize. Ondan beridir gitmiyoruz. Ama yakınlarına bırakabiliriz.

Müge : Ne diyelim bunada şükür.


4. Gün Akşam üstü :

Mirza Sebastian ve Ölüm Meleği Bütün planlarını yapmışlar hazırlıklarını tamamlamışlardı. Leyla Müge ve Tayfun ise gece gitmelerinin daha güvende olacağını düşünerek gece hareket etmek için bekliyorlar ve dinleniyorlardı.
Mirza tek kişilik yatağında uzanmış ve gözleri açık bir şekilde duvara bakıyordu. Bir yandan sigara içiyor bir yandan ise düşünüyordu. Odasında geceyi bekliyordu.
Sebastian ise Leyla ile arkadaşlık kurmuş onunla konuşuyordu. Oturma odasında birlikte Resident Evil oynuyorlardı.
Ölüm Meleği ise kendi odasında düşünüyordu. Uyumaya çalışıyor fakat bir türlü uyuyamıyordu. Deniz'i , Kardeşini , ve Arkadaşlarının durumunu merak ediyor ve düşünüyordu.

Gece Yarısı :

Mirza Sebastian ve Ölüm Meleği ile birlikte Leyla Müge ve Tayfun da ( Ölüm - Yıldız ) ından çıktılar. Sebastian '' Kapan '' diye komut verdi makineye. Ve ( Ölüm - Yıldız ) ı bir anda çatıları tamamen çelikten bir kalkan ile kapandı. Leyla Müge ve Tayfun ise bu görüntü karşısında şaşkınlıklarını gizleyememişlerdi. Kocaman ev çelikten bir kibrit kutusunu andırmıştı. Sebastian '' şimdi gidebiliriz '' dedi. Arabaya bağlı iki zombiyi gören Leyla Müge ve Tayfun korkmuşlardı. Sebastian kapıyı açtı ve lütfen içeriye girin zararsızlardır diyerek kapıları açtı. Leyla Müge ve Tayfun korkarak ve çekinerek arabaya bindiler. Ölüm Meleği - Sebastian ve Mirza da binmişti. Köye doğru sürdü Mirza. 10 Kilometre kadar gittikten sonra Tayfun Leyla ve Müge 'yi indirdiler. Ve sonra geri dönerek gerçek hedeflerine doğru yola koyuldular. Arabada sessizlik hakimdi. İki zombi dışarıda sallanırken Siyah hummerları ile gidiyorlardı. Ve etraftaki zombiler onlara aldırmıyordu bile. Fatih'in dağlık iç kısımdaki varoşlara varmışlardı. Bir çok varoş evi yanmıştı. Yollarda insan kemikleri kafa tasları vardı. İnsan kemiklerine aldırmadan ilerlediler. Sonunda bayraklarını gördükleri surların kenarına kadar gelmişlerdi. Dere yatağını takip ettikleri için girişi kolay bulmuşlardı. Sessizce ufak gizli girişten sürünerek içeriye doğru girdiler. Dere çok kötü kokuyordu. İdrar ve bok kokularını geçerek surlardan içeriye girmeyi başarmışlardı. Etraf ne çok karanlık nede çok aydınlıktı. Döner projektörlere yakalanmadan hareket etmeye başlamışlardı. 15 metre kadar kalenin içinden şatoya doğru hızlıca yürüdüler. Mirza '' Dağılalım '' dedi. Ölüm Meleği eliyle sağ tarafı göstererek '' ben bu taraftan '' gidiyorum dedi kısık bir sesle. Sebastian eliyle sol tarafı gösterirken ensesinde bir sineğin ısırışını hissederek elini ensesine götürdü ve götürür götürmez gözleri dönerek bayıldı. Mirza da bir anda bayıldı. Ölüm Meleği silah'ı ile ateş edecek birilerini ararken ve Mirza ile Sebastian'ı bırakamadı. Ve oda ensesinde acı hissederek '' Lanet Olsun '' dedi ve oda bayılmıştı.  


5. Gün Ertesi Sabah :

Mirza Ölüm Meleği ve Sebastian'ı ayrı ayrı hayvan kafeslerinde salondan içeriye doğru getirdiler. İçeride oturanlar tükürüyorlar ve tepki gösteriyorlardı Sebastian Mirza ve Ölüm Meleği'ne. Tekerlekli kafesleri sürükleyerek sanık yerinde bıraktı kar maskeli adamlar. ve Kafeslerin yanlarında askerlerin rahat pozisyonunda elleri arkada bekliyorlardı. Mirza yerde oturuyordu kafasını dahi kaldırıp ta nereye geldiğine bakmıyordu. Ölüm Meleği mahkemeyi izlemeye gelen müritlerin gözlerinin içine bakıyordu. Sebastian oturmuş etrafındakilere bakarken onlara gülüyor ve sigara içiyordu. Müritlerden bir tanesi '' Alın şu terbiyesizin sigarasını '' diye bağırdı. Sebastian ise gülerek '' Sen gelip almak ister misin ? '' dedi. Mirza, Ölüm Meleği ve Sebastian için bir mahkeme kurulmuştu. Birden salona Cübbeli bir adam girdi. Cübbeli Adam'ın gelişi ile birlikte bütün salon ayağa kalktı. Kadınlar bir tarafta oturuyor erkekler bir tarafta oturuyordu. Kadınlar kara çarşaflıydılar. Erkekler ise şalvarlı. Hakim Cübbeli Adam dı. Cübbeli Adam yerine oturduğu anda; Bütün salon da onun oturması ile birlikte oturmuştu. Asasını üç kere yere vurdu Cübbeli Adam. 

Cübbeli Adam Ölüm Meleği'ne doğru baktı. Sevgili din kardeşlerim. Bugün Üç İslam düşmanını yargılamak için buradayız. Bunlar islam düşmanı olsalar bile. Kutsal kitap'ımızda yazdığı gibi herkesin yargılanması gerekmekte ve kitabımızdaki hükümlere göre yargılayacağız. Hiç şüpheniz olmasın ki adil bir yargılama olacaktır. Dişe diş. Kan'a kan.

Cübbeli Adam : Sen Sanık Ölüm Meleği !
Cübbeli Adam : Sen Sanık Ölüm Meleği !
Cübbeli Adam : Sen Sanık Ölüm Meleği !

Ölüm Meleği : Ne diyorsun Cübbeli ?

Cübbeli Adam : Saygısızlık etme. Saygısızlığın suçu dilinin kesilmesidir.

Ölüm Meleği : Dilimi kessen bile saygısızlık yaparım sana. Öldüğün zaman mezarına işerim gene saygısızlık olabilir. O yüzden keseceğin yeri dikkatli kes.

Cübbeli Adam : Ölüm Meleği Senin bir tarafını keser öbür tarafına monte eder seni öyle sokaklarda gezdiririm. Neyse özür diliyorum din kardeşlerim sizden. 1994-2008 yılları arasında Adrenalin'de görev aldın. Bize çok fazla zararın dokunmadı fakat. Dostlarımız Hizbullah ve diğer kardeşlerimizin öldürülmelerinde bizzat görevler aldın. Kardeşlerimizi katlettin.

Ölüm Meleği : Bunu yeni mi öğrendin ?

Cübbeli Adam : Seni senden daha iyi tanıyoruz Ölüm Meleği !

Ölüm Meleği : Beni öldürmek isteyen herkesin son sözlerini tekrarladın.

Cübbeli Adam : Sağ kolun ve takım çavuşun Sansar.

Ölüm Meleği : Öldü. Ben Öldürdüm.  ( Elleri ile kafesin demirine sertçe vurdu )

Cübbeli Adam : Strateji uzmanın Asit.

Ölüm Meleği : Asit. ( Elleri ile kafesin demirine sertçe vurdu )

Cübbeli Adam : Arkadaşların Mustafa ve Hizbullah'a helikopter satarken yakalanan Tuncay.

Ölüm Meleği : Mustafa Öldü.  Ben Öldürdüm. ( Elleri ile kafesin demirine sertçe vurdu )

Cübbeli Adam : Tetikçilerinden Serseri Ferit.

Ölüm Meleği : Serseri Ferit Öldü. Ben Öldürdüm. ( Elleri ile kafesin demirine sertçe vurdu )

Cübbeli Adam : Tetikçilerinden Cumali.

Ölüm Meleği : Cumali Öldü. Ben Öldürdüm.  ( Elleri ile kafesin demirine sertçe vurdu )

Cübbeli Adam : Kardeşin Ateş. Sevgilin Deniz.

Ölüm Meleği : Onların adını ağzına alma lan. ( Elleri ile kafesin demirine sertçe vurdu )

Cübbeli Adam :  Hiç düşünmedin mi ? Bir gün bu yaptıklarımın hesabını vereceğim diye ? O gün geldiğinde ne diyeceğim diye ?

Ölüm Meleği : Sanane . Sana mı vereceğim bu hesabı. Cübbeli.

Cübbeli Adam : Hiç düşünmedin mi ? Azrail'in ismini Ölüm Meleği diye çevirip te kendine kod adı yaptığında bir gün adaşının gelipte senin de canını alacağını ?

Ölüm Meleği : Ben kod adımdan nefret ediyorum ! İçini rahatlattı mı ?

Cübbeli Adam : Hiç düşünmedin mi ? bir gün seninde hesap vereceğini ?

Ölüm Meleği : Sen ve etrafında kiler kafayı yemişsiniz. Ne diyeceksen de.

Cübbeli Adam :  Kendini Savun. Ölüm Meleği.

Ölüm Meleği : Sen nesin ki sana açıkla yapma gereğinde bulunayım.

Cübbeli Adam : Buradaki hükmünü kesecek kişiyim.

Ölüm Meleği : Keste görelim lan.

Cübbeli Adam : Ölüm Meleği cezan iple asılarak ölmektir. İpte sallanırken müslüman kardeşlerimize yaptığın zulmün bedelini ödeyip pişman olup Allah'tan af dileyeceğini umuyorum. Allah ın merhameti büyüktür. Ona sığın ve tövbe et.



Cübbeli Adam Asasını üç kere yere vurdu ve Sebastian'a doğru baktı.



Cübbeli Adam : Sen Sanık Sebastian !
Cübbeli Adam : Sen Sanık Sebastian !
Cübbeli Adam : Sen Sanık Sebastian !

Sebastian :  Genelde becerdiğim karılar bu kadar çok ismimi ardı arkasına tekrarlar. Ve bu bana çok zevk verir. Sana ne diye sesleniyorlar ? Cübbeli devam et. Geliyorum Cübbeli ? Diyemi ?

Cübbeli Adam :  Kendini çok zeki sanıyorsun değil mi ? Seni hemen öldürmem için hakaret ediyorsun. Evcil köpeğin Mirza ile birlikte mükemmel ikilisiniz demi ? Çok sert askerlersiniz ?

Sebastian : Bir konuda anlaşalım. Burada tek bir sürü görüyorum oda sizsiniz. İt Köpek sürüsü.  Evet bizi yakaladın hakkını vermem gerekir.

Cübbeli Adam : Sizin o tank gibi aracınızın ışıkları 15 kilometre öteden gözüküyor. İşte bu kadar zeki askerlersiniz.

Sebastian : Onu hesaba katamadık. Grup sexe odaklanacağını düşündüğümüzden.

Cübbeli Adam : Zavallı Sebastian.

Sebastian : Cübbeli sende öleceksin.

Cübbeli Adam : Ben ölünce cennete. Sen ölünce ise cehennem ateş'inde yanacaksın.

Sebastian : Sen kafayı yemişsin.. Acıyorum sana.

Cübbeli Adam : Bizim gözümüzdeki perdeler kalktı. Biz Allah'ın askerleriyiz. Düşmanlarımızı yenmemiz için Allah bize güç ve kudret verdi.

Sebastian : Ne için savaşıyor sunuz ?

Cübbeli Adam : Allah rızası için.

Sebastian : Bizi neden öldüreceksiniz ?

Cübbeli Adam : İslam-a karşı olduğunuz için. Yılanın başını küçükken ezmek gerekir.

Sebastian : Biz yılansak siz nesiniz ?

Cübbeli Adam : Sizin başınızı ezecek şahiniz. Kartalız.

Sebastian : Wow. Cübbeli kartal. Zikir'e davet ediyorum seni.

Cübbeli Adam : Sanık Sebastian'a savunması soruldu. Mirza ile birlikte bir çok islam hareketini engellediğini biliyoruz. Buraya da bizi öldürmek için geldi. 2008 ve 2009 un intikamını almak bugüne nasipmiş. Çok bekledik çok sabrettik ama Allah'ım bu günleride bize nasip etti görmeyi.

Sebastian : Evet sizi öldürmek için geldim.

Cübbeli Adam : Cezan önce hadım edilmektir. Sonra ise yağlı kazığa oturtulmaktır.

Sebastian : Öldüreceksen adam gibi öldür lan. Şerefsizliğin lüzumu yok.

Cübbeli Adam : İnfazı son infazdır.

Sebastian : Şerefinize tüküreyim sizin. Hepinizi cehennemde bekliyor olacağım.

Cübbeli Adam : Senin ölün leş. Biz ise ölü değiliz.

Sebastian : Şerefsiz köpek . Öldüreceksen adam gibi öldür.



Cübbeli Adam Asasını üç kere yere vurdu ve Mirza'ya doğru baktı.



Cübbeli Adam : Sen sanık Mirza. Mirza Kral !
Cübbeli Adam : Sen sanık Mirza. Mirza Kral !
Cübbeli Adam : Sen sanık Mirza. Mirza Kral !

Mirza Cübbeli Adam'ı ciddiye almadan. Onun suratına bile bakmadan oturuyordu. Ve cebinden bir paket sigara çıkardı. İçinden bir dal aldı ve onu yakıp içiyordu.

Cübbeli Adam : Hayvan kafesinin içinde olan. Fakat öldüğü zaman keşke hayvan olsaydım diyecek Mirza.

Mirza Cübbeli Adam'ın söylediklerini dikkate almadan sigarasını içmeye devam ediyordu.

Cübbeli Adam : Senin yerin bizde ayrıdır. Acımasız merhametsiz Mirza. En büyük düşmanımız sensin bizim.

Mirza Cübbeli Adam'ın söylediklerini dikkate almadan sigarasını içmeye devam ediyordu.

Cübbeli Adam : Keşke toprak olsaydım diye yalvaracaksın. Allah'ım beni geri gönder diye yalvaracaksın. Ama senin için çok geç olacak. Zavallı Mirza.

Mirza Cübbeli Adam'ın söylediklerini dikkate almadan sigarasını içmeye devam ediyordu.

Cübbeli Adam : Ey Mirza Hakkındaki suçlamalar için ne söyleyeceksin ?

Mirza Cübbeli Adam'ın söylediklerini dikkate almadan sigarasını içmeye devam ediyordu.

Cübbeli Adam : 2008 ve 2009 Yıllarında bizim çok canımızı yaktın. Bir çok mümin kardeşimiz senin yüzünden şehit oldu. Cennet'in saadet şerbetini içmeyi Allah nasip etti onlara. Bir çok kardeşimiz senin silah'ından çıkan kurşunlarla şehit oldu. ve bugün o gündür ki .. hesabı bu dünyada sorulacak. Öbür dünyada ise Cehennem ateşinde sonsuz bir azap ile yanarak çekeceksin. Sonsuz azab ile yaşayacaksın.

Mirza Cübbeli Adam'ın söylediklerini dikkate almadan sigarasını içmeye devam ediyordu.

Cübbeli Adam : Cehennem azabından seni kim koruyacak ey Mirza.

Mirza Cübbeli Adam'ın söylediklerini dikkate almadan sigarasını içmeye devam ediyordu.

Cübbeli Adam : Burada bulunan bütün mümin kardeşlerimin ya oğlunu ya kardeşini ya kocasını yada babasını öldürdün. Sırf bu yüzden öleceksin Mirza.

Mirza 'nın sigarası bitmişti. Ama hala Cübbeli Adam'ı umursamadan başı öne eğik yere bakıyordu. Mirza'nın bu davranışına salonda bulunanlar dahil herkes şaşırmıştı.

Cübbeli Adam : Mirza kendini savunabilirsin ? Her idam mahkumuna son sözü sorulur.

Mirza : hala Cübbeli Adam'ı umursamadan başı öne eğik yere bakıyordu

Cübbeli Adam : Kendini savunacak mısın ?

Mirza : Allah birdir. Hz. Muhammet (S.A.V.) onun elçisidir.

Cübbeli Adam : Müslüman olduğunu mu söylüyorsun sen bana ?

Mirza : Allah birdir. Hz. Muhammet (S.A.V.) onun elçisidir.

Cübbeli Adam : Ölümden korktuğun için. İdam edileceğin için bunları söylüyor yalancı.

Mirza : Ben yalan söylemem. Ölümden de korkum yok. Bu kadar soytarılık yeter. Öldüreceksen öldür.

Cübbeli Adam : Seni yavaş yavaş öldüreceğim. Acı çekeceksin.

Mirza : Bunu bana diyen senden önce yüzlerce insan şu an toprak altında. Tavsiyeme dikkat et. Öldüreceksen hemen öldür.

Cübbeli Adam : Sana bir soru soracağım. Neden imam'ın ordusuna karşı gelip. Binlerce mümin'i öldürdün ?

Mirza : Binlerce müridini öldürmem için. Seni öldürmem için binlerce neden var. 12 Yaşındaki kız çocuklarına tecavüz eden şehinizi ve müritlerinizi öldürmem için yeterli bir neden. Sabi sübyan demeden grup sex yapan zevk ve şehvet düşkünü nefisleriniz. Ağınıza düşürdüğünüz kızlara yaptıklarınız ve yaptırdıklarınız. Uyuşturucu ticaretiniz. Size yardım etmeyen insanlara yaptığınız işkenceler. Kaçırıp öldürdüğünüz iş adamları. Silah kaçakçılığı. Devlet'e ve hanedanlığa karşı gelmeniz ve Cennet ve Cehennem'i ağzınızdan düşürmeyen sizler ; Her yaptığınız işin günah olduğunu en iyi bilenlerdensiniz. Fakat bunu islami bir maske altında yaptığınız takdirde ise sizin ölülerinize şehit. bizim ölülerimize ise leş diyorsunuz. Dini arkanıza alıp burada bulunan aptal sürülerini güdüyorsunuz.  Aldığınız nefes bile haram sizin.

Cübbeli Adam : İFTİRACI ..

Mirza : Ben öldüğümde öldürdüklerimin hesabını veririm. Yada veremem.  Ama siz yaptıklarınızın ve yaptırdıklarınızın hesabını nasıl vereceksiniz. Ben Devletimin bekası için yaptım. Siz ne için yaptınız ? Uyuşturucuyu ve silah kaçakçılığını hangi Din adına yaptınız ? Para dini mi ? Ben ve Sebastian Öldürdüğümüz her şeyi devletimiz ve milletimiz için yaptık. Onlar sıcak yataklarında yatsınlar diye. 12 yaşındaki erkek yada kız çocuklarına ettiğiniz tecavüzü hangi sebeple yaptınız ?

Cübbeli Adam : Haddini bil. Bu ne cesaret ? Af dile köpek ! Diz çök ve tövbe et. Biz şu an savaştayız ve düşmanlarımıza karşı üstün gelebilmek için insani ihtiyaçlara ihtiyacımız var.

Mirza : Ben bir tek Allah'ın önünde diz çökerim.. Sen ve ben eşitiz. Sen kimsin ki senden merhamet dileneyim.

Cübbeli Adam : Tövbe et. Ayaklarıma kapan ve Kuran-ı Kerim 'e el bas. Bize çalışacağına dair yemin et. Ve seni ve arkadaşlarını affedeyim.

Mirza : Benim ağzımdan çıkan hiç bir kelime için Kuran-ı Kerim 'e el basmama gerek yok.

Cübbeli Adam : Tamam olacak mısın Köpeğimiz ?

Mirza : Senin köpeğin olmaktansa , Cehennemde binlerce sene yanmaya hazırım ben.

Cübbeli Adam : Seni diri diri toprağa gömüyoruz. Bu gece.

Mirza : Gece geç. Öğle nazamına mütakin gömün.

Cübbeli Adam : Götürün ve uyuşturun. Her şeyi duysun ve görsün ama parmağını dahi kaldıramasın. Hükmünü kestim senin.

Mirza :  Hüküm yalnızca Allah'ındır. Yusuf Suresi 40.

Sebastian : Eğer Mirza yı öldürürseniz hepinizi canlı canlı yakarım. Allah'a yemin ederim ki sizin ölünüze bakıp güleceğim.




5. Gün Akşam Saat 21:00 ..

Mirza Elleri Kolları ve ayakları bağlanmamış şekilde tabut'un içine konulmuştu. Boynundan enjekte edilen iğne yüzünden ellerini dahi oynatamıyordu. Tabut'u altı tane adam taşıyorlardı. Adamların amacı Mirza'yı diri diri gömmekti. Mirza'nın içinde bulunan tabutu diklemesine bir duvara dayadılar ve Tabutun kapağını açtılar. Amerikan tabutlarından dı Mirza'nın içinde bulunduğu tabut. Cübbe giymiş adam Mirza ya ve orada bulunan bütün müritlere baktı. Cübbenin kapşonunu kafasına geçirmişti o yüzden yüzü görünmüyordu. Mirza'yı getirdikleri yer karanlıktı zaten. Mağara bodrum zindan gibi bir yerdi. Sadece bazı müritlerin ellerindeki meşaleler yanıyordu. Cübbeli adam Mirza'ya baktı ve birden bağırmaya başladı :


Cübbeli Adam : Daim olan ve mülk sahibi Allah'tır.

Cübbeli Adam : Ben sana söylemedim mi ? Öldüğün zaman her şeyi görebilirsin.

Cübbeli Adam : Perdeler birazdan gözünden kalkacak.

Cübbeli Adam : Her şeyin hakikatini birazdan göreceksin.

Cübbeli Adam : Şu an bütün miskinler yatmaktalar.

Cübbeli Adam : Bir gün gelecek hepsi uyanacaklar.

Cübbeli Adam : Ama şu görmüş olduğun köpek senin kötü amelindir.


Cübbeli Adam: O gün insan önceden yaptıklarına bakacak ve inkarcı olacak !! inkarcı kişi keşke toprak olsaydım diyecek

Müritler Hep Bir Ağızdan : Keşke toprak olsaydım. Keşke toprak olsaydım.

Cübbeli Adam : Önüne bak Mirza. Bu çukuru görüyor musun. İşte bu senin yalnız kalacağın ebedi evin. İşte seni doğumundan beri bekleyen evin. Bu kabrin sahibi kurtlar ve böceklerdir.

Müritler Hep Bir Ağızdan : Önüne bak Mirza. Bu çukuru görüyor musun. İşte bu senin yalnız kalacağın ebedi evin. İşte seni doğumundan beri bekleyen evin. Bu kabrin sahibi kurtlar ve böceklerdir.

Cübbeli Adam : Burası kefenin çürüyeceği saçlarının döküleceği derilerin parçalanacağı gözlerinin akacağı irin ve kanının aktığı yerdir.

Müritler Hep Bir Ağızdan : Burası kefenin çürüyeceği saçlarının döküleceği derilerin parçalanacağı gözlerinin akacağı irin ve kanının aktığı yerdir.

Cübbeli Adam : İşte burası senin MEZARINDIR

Müritler Hep Bir Ağızdan : İşte burası senin MEZARINDIR  !!! İşte burası senin MEZARINDIR  !!! İşte burası senin MEZARINDIR  !!!

Cübbeli Adam :  Öldükten sonra mezara gömdürdü.

Cübbeli Adam : Andolsun ki sizi ilk kez yarattığımız gibi teker teker bize geleceksiniz. Ve bu dünyada verdiğimiz şeyleri geride bırakacaksınız

Cübbeli Adam : Andolsun ki sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geleceksiniz ve dünyada size verdiğimiz şeyleri arkanızda bırakacaksınız.

Müritler Hep Bir Ağızdan : Öldükten sonra mezara gömdürdü.

Müritler Hep Bir Ağızdan : Andolsun ki sizi ilk kez yarattığımız gibi teker teker bize geleceksiniz. Ve bu dünyada verdiğimiz şeyleri geride bırakacaksınız

Müritler Hep Bir Ağızdan : Andolsun ki sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geleceksiniz ve dünyada size verdiğimiz şeyleri arkanızda bırakacaksınız.


Mirza'yı tabutla beraber diri diri mezar'ın içine yerleştirdiler. Ve üzerine toprak atmaya başladılar. Mirza'yı canlı canlı gömüyorlardı. Kürekler ile diri diri toprağa gömüyorlardı Mirza'yı. Mirza iğnenin etkisi ile kollarını ve bacaklarını kaldıramıyordu. Hiç bir yerini hareket ettiremiyor. Ama görebiliyor ve duyabiliyordu. Mirza'yı Müritler canlı canlı gömerken Cübbeli Adam ve diğer Müritler ise tekrarlıyorlardı '' İşte burası senin Mezarındır '' diye.

Müritler Hep Bir Ağızdan : İşte burası senin MEZARINDIR  !!! İşte burası senin MEZARINDIR  !!! İşte burası senin MEZARINDIR  !!!

Gömmüşlerdi artık Mirza'yı. Mirza diri diri toprağa gömülmüştü. Karanlık bir tabutun altında yatıyordu Mirza ve hareket edemiyordu. Mirza'nın gördüğü sadece karanlık ve toprak kokusuydu. Tabut dışarıdan kilitliydi. Kilitli olmasa bile Mirza İğnenin etkisinden hareket edemiyordu. Hiç bir kasını çalıştıramıyordu.
Öldürdüğü adamlar geliyordu tek tek aklına. Hepsini nasıl öldürdüğü ve canlarını nasıl aldığını görüyordu. Toprak kokusu geliyordu burnuna. Tabuttun ayak ve baş kısmında bir göz kadar açık bir delik vardı. Oradan azda olsa hava girişi sağlanıyordu. Mirza bütün hayatını film şeridi halinde görmeye başladı. Oksijen yeterli gelmiyordu. yavaş yavaş ve ağır ağır gözleri kapanmaya başlamıştı.
Doğduğu andan tabuta girdiği ana kadar bütün hayatını gördü.


Mirza nın gözüne Zeynep i ilk gördüğü an geldi
Zeynep ile oynadıkları oyunları gördü
Zeynep in doğum gününde gördüğü o anı tekrar gördü
Zeynep in yazdığı mektuplar geldi
Zeynep in sesi kulaklarında çınladı
Zeynep e yazdığı şiirleri gördü
Zeynep in liseye başladığı günü gördü
Zeynep in lise mezuniyetinde olduğu anı gördü
Sebastian ile birlikte Zeynep'in evine bıraktıkları mektuplar şiirler ve kapısının önüne benzinle yazıp çakmakla yaktığı Zeynep yazısı geldi
Hastanede Zeynep i gördüğü an geldi aklına

Parmakları kıpırdamaya başlamıştı.

Zeynep'in doğum günleri geldi aklına.
Zeynep le yaşadığı her anı bir sinema filmi gibi görmeye başladı.
Birlikte gittikleri Titanik filminde Zeynep'in Mirza nın elini tuttuğunu gördü.
Mirza Zeynep'i eve bırakırken , Zeynep Mirza'nın ilk kez yanağından öpüp sonra ise koşarak eve gittiğini gördü. Mirza yanağını tutarak arkasından bakmıştı. İlk kez birisi onu öpmüştü.

Mirza Gözlerini açıp kapatmaya başladı. Göğüs kafesi sıkışıyordu. Ve tabuta vurmaya başladı. Tabuta her vuruşunda toprak kımıldıyordu. Mirza vurmaya devam etti. Defalarca vurdu. Defalarca vurmaya devam etti. Bir yandan zihninde Zeynep ile yaşadıkları anılar hatıralar geliyor. Bir yandan da vurmaya devam ediyordu. Her yumruğuyla biraz daha şiddetli vuruyordu. Bütün gücüyle vuruyordu tabuta artık. Çok dar bir yerden vurmaya devam ediyordu. Nefes alıp verişini artık tamamen bitmek üzereydi. Baygınlık geçirmesine çok az kalmıştı. Ama dayanmaya çalışıyordu. Defalarca vurdu..
Defalarca vurmaya devam etti.
Bütün gücüyle vurdu..
Elleri tabut dan çıkan kıymık parçaları ile dolmuştu. Elleri kanıyordu. Aldırmadı .
Vurmaya devam etti.

Sonunda tabutu kırmayı başardı.

Toprağı eşeleyerek sonunda mezardan çıkmayı başardı.

Derin bir nefes aldı.. Öksürüyordu.

Bir el alkışlıyordu onu..

Yavuz : Saatlerdir tabuttan çıkmanı dört gözle bekliyorum.

Mirza : Beklettiğim için özür dilerim.

Yavuz : Senin çok iyi bir dövüşçü olduğunu duydum. Barut ile kavga edipte hayatta kalan tek insansın.

Mirza : Yok Sebastian ve Ölüm Meleği de var.

Yavuz : Silahlarının hemen şu arkada. Ama beni geçebilirsen.  Bu arada kendimi tanıtayım. Bu yerin savaş timinin başıyım. İsmim Yavuz.

Mirza : Yavuz .. Acımasız demek.

Yavuz : Evet acımasızım.

Yavuz evet acımasızım der demez Mirza ya doğru saldırdı. Ve Mirza'ya yumruk atmaya başladı. Mirza kendini koruyordu fakat Yavuz'un seri yumrukları karşısında pekte şansı yoktu. Yavuz büyük ihtimal ile Kuvvet iğnelerinden kullanıyordu. Barut kadar güçlü olmasa da genede güçlüydü. Mirza kendini koruyor Yavuz saldırıyordu. Yavuz Mirza'yı yerden yere çarpıyordu. Yavuz Mirza'nın kaburgasına vurdu. Mirza'nın kaburgasından kırılma sesi gelmişti. Mirza nın sol dizi yerde sağ dizinden destek alıp kalkmaya çalışırken Yavuz bir yumruk daha atarak Mirza'yı yere serdi. Mirza yerde kan tükürüyordu. Mirza ayağa kalkmaya çalışırken Yavuz Mirza'nın kafasına tekme atıyor. Yada karnına yada ciğerlerine tekmeler atıyordu. Mirza gerçekten de zor durumdaydı. Sol kaburgaları kırılmıştı Mirza'nın. Yavuz Mirza'yı kum çuvalı gibi kaldırdı ve fırlattı. Mirza bir kum çuvalı gibi yere düştü. Mirza ayağa kalkmaya çalışıyor fakat Yavuz ona izin vermiyordu. Mirza ya doğru yaklaşıyordu Yavuz koşarak bir yumruk daha atıyor Mirza gene yere düşüyordu. Yavuz '' Kalk lan '' diye bağırdı ve üstüne doğru tükürdü Mirza'nın. Mirza güç bela ayağa kalktı. Yavuz bir yumruk daha atarak Mirza'yı tekrar yere serdi. Yavuz Mirza'nın yakasından tuttu ve yumruklamaya başladı Mirza'yı. Bir sağ kroşe vuruyor. Bir sol kroşe vuruyordu Mirza'ya. Mirza artık kendinde bile değildi. Yavuz bütün gücü ile yumruklarını Mirza'nın suratına indiriyordu. Mirza'ya vururken '' Babamı öldürdün kahpenin evladı bugün hesaplaşma günüdür'' diyor ve bir yumruk daha atıyordu. Mirza daha Yavuz'a fiske bile vuramamıştı. Yavuz Mirza ya hiç bir şekilde fırsat vermiyor ve dövüyordu. Yavuz Mirza'nın suratına vurmayı bıraktı. Yavuz ayağa kalktı ve Mirza yerde yatıyordu gücünü toparlamaya yerden kalkmaya çalışıyordu. Yavuz ise etrafında dönüyordu Mirza'nın. Mirza ağızındaki kan ve tükürük karışımını yere tükürüyordu. Yavuz ise bir avcı gibi Mirza'nın etrafında dolanıyordu. Mirza'nın karnına doğru bir tekme daha attı. Mirza ise yuvarlandı. Yavuz koşarak bir tekme daha attı Mirza'ya, Mirza tekrar yuvarlandı. Yavuz yanında getirdiği viski şişesini yerden alarak kapağını açtı. Yavuz yerde kıvranan Mirza'ya bakarak '' Bu kadar kötü dövüştüğünü hiç bilmiyordum seni çok abartmışlar Mirza '' diye güldü ve viski şişesini kafasına dikti. Bir yandan viskiyi içiyor bir yandan ise Mirza ya tekmeler savurmaya devam ediyordu. Mirza'nın üzerindeki asker kıyafeti kıp kırmızı bir renk olmuştu. Mirza'dan akan kanlar yerleri de suluyordu. Ağızından burnundan kanlar geliyordu Mirza'nın. Yavuz ise bir yandan viskiyi içiyor bir yandan ise gülüyor ve Mirza'ya tekme atıyordu. Mirza toprağı öpüyordu. Mirza iyice kendinden geçmişti. Yavuz viski şişesini Mirza'nın suratına dökmeye başladı. ve gülerek '' Mirza sende iç tadı çok güzel '' diye alay ediyordu.
Mirza bir anda ayakları ile hızlı bir şekilde dönerek Yavuz'un bacaklarını kilitledi ve Yavuz'u yere düşürdü. Yavuz ne olduğunu bile anlamadan yere düştü. Ve Mirza Yavuz'un boynunu ısırdı. Yavuz acı içinde bağırıyorken Mirza'nın ağızı yüzü Yavuz'un kanı olmuştu. Yavuz'un boynundan kanlar akıyordu. Yavuz'un çok canı yanmıştı. Mirza kopardığı parçayı Yere doğru tükürdü. Yavuz tek eli ile boynunu tutuyordu. Mirza Yavuz'un ayaklarını kilitlemişti zaten. Yavuz kalkmaya çalıştıkça yerde buluyordu kendini.   Mirza Yerdeki viski şişesi ile Yavuz'un kafasına vurdu. Kafasında paramparça oldu viski şişesi. sapındaki kırık parçayı ise Yavuz'un tek gözüne sapladı ve çıkardı. Yavuz acı içinde kıvranıyordu. Viskinin kırık parçasından Yavuz'un gözünü çıkardı Mirza. Yavuz'un çok Canı yanıyordu fakat Mirza Yavuz'un hareket etmesine izin vermiyordu. Çünkü Kilitlemişti ayaklarını. Ve Yavuz'un öteki gözüne de viskinin kırık parçasını soktu. ve tekrar çıkardı. Yavuz öyle bir bağırıyordu ki Mirza sağır olmak üzereydi. Mirza Yavuz'u bıraktı. Üzerindeki atleti çıkartarak Yavuz'un iki gözüne de sardı. Yavuz'un boynuna da Yavuz'un üstündeki yeşil tişörtü bağladı.
Yavuz : Öldür lan beni. Öldür.

Mirza : Öldürmeyeceğim seni.

Yavuz : Neden öldürmeyeceksin.

Mirza : Mirza'yı öldürmeye çok yaklaşan ama şımarıklığı yüzünden iki gözünü kaybeden Yavuz olarak herkese anlatman için.

Mirza Yavuz'un kulaklarına da avucunun içi ile vurdu. Yavuz kulaklarını tutuyordu. şimdi de.

Yavuz'un iki diz kapağını da kırdı Mirza.

Yavuz : Şerefsizlik yapma . Öldür beni. Ben böyle yaşayamam.

Mirza son gücünüde Yavuz'a tamamen harcamıştı. ve yere yığılıp kaldı. Yavuz ise yanında acıdan kıvranıyordu. Mirza Yavuz'un ağzına bağladı ve ellerini de. Yavuz acı içindeydi. Mirza ise yere yığılıp kalmıştı.


2 Saat sonra :

Mirza kendine geldi. Yavuz ise yatıyordu. Kalktı ve merdivenlerden yukarı doğru çıkarken kılıçlarını gördü. Saat gecenin dört bucuğuydu. Kılıçlarını alarak merdivenlerden yukarıya doğru çıktı. Yukarı çıktı ve orada bulunan dört müridin kafalarını gövdelerinden ayırdı. Zindanlara gelmişti. Zindandaki erkekler Mirza dan yardım bekliyorlardı. Öldürdüğü müritlerin tekindeki anahtarları aldı ve Önce Sebastian ile Ölüm Meleği'nin kapısını açtı.

Sebastian : Nerede kaldın geciktin ?

Mirza : Geç gelmeyi severim.

Sebastian : Suratın perşembe pazarı gibi.

Mirza : Aynen Limon satıyor suratım. İstermisin abi bir kilo limon.

Sebastian : Planımız nedir ?

Mirza : Plan filan yok saldırıp yok edeceğiz. Buradaki tutsak arkadaşlarla birlikte.


Mirza - Ölüm Meleği ve Sebastian komutasındaki Tutsaklarla birlikte sayıları 100'ü bulmuştu. Önce silahlığı bastılar ve oradan aldıkları silahlar ile müritleri teker teker öldürüyorlardı. Tutsaklardan da ölenler oluyordu tabikide. Büyük bir çatışma çıkmıştı Müritler ile tutsaklar arasında. Sonunda Mirza Sebastian ve Ölüm Meleği komutasındaki tutsaklar Müritlerin hepsini öldürmüşler geriye sadece Cübbeli kalmıştı. Ani bir baskın olduğu için bir çok mürit yataklarında uyuyorken ölmüştü zaten. Uyanmalarına bile fırsat tanınmamıştı.

Cübbeli Adam : Mirza lütfen beni öldürme. Ne istersen veririm sana. Seninle anlaşabiliriz. Lütfen. Öldürme beni. Ne olur öldürme beni. Lütfen. Ne istersen yaparım. Bundan sonra sana hizmet ederim. Lütfen Mirza öldürme beni.

Mirza : Ölmek o kadar basit bir şey ki. Yalvarmaya değmez. Sebastian. Yağlı kazığa geçirelim mi ?

Sebastian : Evet kanka geçirelim.

Cübbeli Adam'ı bir osmanlı işkencesi olan yağlı kazığa geçirmişlerdi. Yağlı kocaman kalın bir kazığı Cübbeliyi üzerine oturtdular çıplak bir şekilde. Yağlı kazık yavaş yavaş Cübbelinin makatından girmeye başlamıştı bile. Cübbeli acı içinde bağırıyordu ve beni öldürmeyin diye yalvarıyordu. Zulüm ettiklerinden yardım bekliyordu.
Bu arada oradaki esir halk silah seslerinden dolayı uyanmış ve Mirza Sebastian ve Ölüm Meleği'nin etrafında toplanmışlardı.

Mirza : Önce ölüleri gömün. Sakın yakmayın. Kokudan dolayı zombiler bu tarafa gelirler.

Sebastian : Burada huzur içinde barış içinde yaşayın. Eğer bir sorununuz olursa bizi nasıl bulacağınızı şu kağıda yazıyorum. Dışarıdan hiç bir yabancıyı içeriye almayın. burada huzur içinde yaşayın. Eğer size ihtiyacımız olursa yada daha güzel yaşamaya elverişli bir yer bulur isek sizleri de aramıza alacağız.

Ölüm Meleği : Kadınlarınıza saygı gösterin. Eğer ki göstermezseniz tekrar geliriz. Ve tekrar gelirsek ..sizler için son bu adam gibi olur. Lider kavgalarına girmeyin. Ortaklaşa yaşayın. ve şu gizli geç itide kapatın.

Mirza : Şu bayrakların yanına birde Türk bayrağı koyun. Osmanlı bayrağını da indirmeyin.  Eğer ki bir gün imam'ın ordusundan birileri gelip de size bunu kim yaptı diye hesap sorarsa. Bizim size verdiğimiz adresi onlara verin. Söyleyin bizim yaptığımızı. Ben Mirza. Alfa-Star.

Sebastian : Ben Sebastian Alfa-Star.

Ölüm Meleği : Ben ise Ölüm Meleği.

Mirza : He birde mahzende kör bir adam var. Onu sakın öldürmeyin. İbreti alem için yaşasın.

Sebastian : Erzak işini de dert etmeyin. Sizlere düzenli olarak adamlarım tarafından helikopter ile erzak gönderilecek.

Kalabalığın alkışları ile birlikte Hummer'a binen Sebastian Mirza ve Ölüm Meleği oradan uzaklaştılar.


Sebastian : Gerçekten diri diri gömüldün mü ?

Mirza : Evet.

Ölüm Meleği : Korktun mu ?

Mirza : Hayır.

Sebastian : Ne düşündün o an ?

Mirza : Sigara istedi canım. Ve birazda viski.

Sebastian : Canının ne istediğini sormuyorum. ilk ne geldi aklına ?

Mirza : Sebastian'ın o yağlı kazığı hepsini alabilecek mi ? yoksa alamayacak mı geldi aklıma. Çok düşündüm. Sırf onu izlemek için mezarımdan kalktım.

Sebastian : Çok komik kanka. Ama ben cidden korktum.


Siyah Hummer ile süren yolculuktan sonra ( Ölüm-Yıldız) ına gelmişlerdi. Mirza arabadan indi bir kaç adım attı dizlerinin üstüne çöktü. ve bir anda sağ tarafa doğru yıkıldı. Arabadan çıkan Ölüm Meleği ve Sebastian Mirza'nın yanına geldiler. Mirza nın kafasından tuttu Sebastian. Mirza'nın ağzından kan geliyordu.

Sebastian : Bana bak. Mirza bana bak.

Ölüm Meleği : Adrenalini ara çabuk. Mirza ölüyor.

Sebastian : Makine hemen adrenalini ara. Komutan'ı helikopter ile gelsin. Bu bir Alfa-Star emridir.

Makine : Emrederseniz Sahip San Sebastian..

Sebastian : Sakın ölme Mirza. Sakın Ölme..






2008 Yazı Mirza'dan Zeynep'e bir kart

Eğer yarın soğuk kanlı bir şekilde ölseydim,
Yas tutar mıydın ? yada sevgi gösterir miydin ?
Yada ne fark eder ki ?