uyarı

Lütfen Dikkat. Mause ile aşağı inme sorunu yaşıyorsanız ; klavyenizdeki yön tuşları ile aşağıya inerek kitabı okuyabilirsiniz. Tarayıcınız Google Chrome ise böyle bir sorun yaşayabilirsiniz.
Site Yönetimi bu aksaklıktan dolayı sizlerden özür diler.
Eser Kanunu Koruma Yasasından : Bu Eser Yazar Tarafından İzin Alınmadan Başka Bir Yerde Yayınlanamaz. İsimler Ve Kişiler Değiştirilip Kopyalanamaz. Eserin İzinsiz Yayınlandığı Takdirde Yayınlayan Kişiler Hakkında Yasal Yollara Başvurulacağını Beyan Ederim.

Romanın Son Haberlerini Almak İçin www.facebook.com/zombilerindunyasi sayfasından bizleri takip edebilirsiniz.

İLETİŞİM : zombilerin.dunyasi@gmail.com

12 Nisan 2014 Cumartesi

64. Bölüm İçimizdeki Düşman

Andolsun ki biz, cinlerin ve insanların çoğunu cehennem için yarattık. Onların kalpleri vardır, onlarla anlamazlar, gözleri vardır onlarla görmezler ve kulakları vardır onlarla duymazlar. Bunlar hayvanlardan daha aşağıdırlar. İşte bunlar gafillerdir.
A'RÂF - 179

Kenan kontrol odasındaydı. Hummerlardan tekini almıştı. İçine Erzak Silah ve mermi koymuştu. Kız kardeşi ile birlikte hapishaneden kaçarken hapishaneyi de cehenneme çevirecek ve intikamını alacaktı.
Yüksek sesten dolayı zombiler delirmişti. Vatan hainleri , eski Adrenalin bayan mahkumları asıldıkları yerde zombiye dönmüş ve onlar da cağresiz bir şekilde sesten etkilenmelerine rağmen sadece elleri hareket ediyordu.  Sese doğru hamle yapmaya çalışıyorlar fakat asıldıkları için kıpırdayamıyorlardı.
Kenan şifreyi girdi. Şifreyi kız kardeşi Arzu dan almıştı. Dış kapının açılmasını talimat vermişti. Kapının hız ayarını yaparken de en yavaşta açılsın diye ayarlamıştı. Sayıları 5000 den fazla olan zombiler birden ilk kapıdan içeriye doğru girdiler. Kenan yakalanmamak için son derece dikkatli davranıyordu.
Son Kapıyı da açtı..  Onunda açılma süresini en hızlıya ayarlamıştı. Yaklaşık 10 saniyede 2. Kapıda açıldı.
Zombiler içeriye doğru girmeye başladılar. Zombileri fark eden küçük bir kız çığlık attı.  Müziğin sesinden küçük kızın çığlığı pek duyulmadı. Zombiler bir kaç sivili yemeğe parçalamaya çoktan başlamışlardı bile. Ölüm Meleği Silahıyla önce müzik çaları vurdu. Bu arada Kenan ın kullandığı Jeep Zombileri ve sivilleri eze eze dışarıya çıkmıştı. Kenan ve kardeşi kaçıyorlardı.
Kenan : Hepinizin canı cehenneme.
Arzu : Abi bunu neden yaptık.
Kenan : Sus senide atarım şimdi dışarıya kes sesini.
Arzu : Nereye gidiyoruz.
Kenan : Gidecek bir yer buluruz.
Hapishane Müdürü helikoptere doğru koşarken ayağı takılarak yere düştü ve zombiler hapishane müdürünün üzerine çullandılar. Hapishane Müdürünün Eşi kocasını kurtarmak isterken oda zombiler tarafından ısırılmaya başlamıştı. Damla Annesinin ve babasının zombiler tarafından ısırıldığını görünce helikopterden birden dışarıya doğru koştu. Zombiler ile babasını ayırmak istediği anda zombiler tarafından ısırılmaya başlandı.
Zombiler hapishane müdürünün gözlerini oydular. Bir zombi dilini ısırarak kopardı. Başka bir zombi kulağını yiyordu. Etrafa kan fışkırıyordu. Barsaklarını bile yiyorlardı zombiler. Hapishane müdürünün her tarafında bir zombi ve zombiler hapishane müdürünün etlerini ısırıp ısırıp kopartıyorlar ve sonrada yiyorlardı. Hapishane müdürünün son sözleri Allah belanızı versin olmuştu.
Damla nın ilk kolundan ısırdı bir zombi. Başka bir zombi ise boynundan ısırmaya başlamıştı. O güzel saçlarında ölülerin elleri geziyordu. Damla nın ölmesi hapishane müdürü kadar uzun ve işkence dolu olmadı. Çünkü Asit Damla nın zombiler tarafından ısırıldığını görünce o güzel kızı kendi elinden çıkan silah ile öldürmüştü. Ne tesadüftür ki Fulya ile kardeşi Damla Aynı adama aşık olmuşlar. Ve aynı adam tarafından vurulmuşlardı.
Dilara Tuncay a kızmış ve odasına doğru gitmişti sesi duyduğunda avluya koştu ve avluda gördüklerine inanamadı. Bu görüntü ile sinir krizi geçirmeye başlamıştı. Dilara nın kuzeni Buket ise Bir kaç zombi tarafından etrafı sarılmış ve yenmeye başlanmıştı. Zombilerden teki Buket in göğüs uçlarını ısırarak kopardı. Başka bir zombi ise Buketin karnında bulunan piercingi ısırıp kopardı. Buket in kaderi de sevdiği adam Sansar ile aynı olmuştu.
Manken Esin Helikoptere doğru koşmaya çalışıyordu. Ama daracık süper mini eteği ve topuklu ayakkabısı ona müsaade etmiyordu. Bileğini burktu. Bir zombi sağ tarafından Esin in üzerine atladı. Esinin kafası kaldırıma çarptı. Esinin boynu kırılıp oracıkta ölmüştü. Esin in ölmesini bile sorun etmeyen zombi Esin i yemeye başladı.

Hapishane yanıyordu.. Sayıları çok kalabalık olan Zombiler Hapishaneyi tamamen abluka altına almışlar ve içerideki herkesi ısırmaya çoktan başlamışlardı. Bazı insanlar şanslıydı. Bazıları ise zombiye dönüşerek yeni kurbanlar arayacaktı. Isırılarak ölmek.  Kenan ise Ateş'ten intikamını aldığını zannediyordu. Ateş'in ölebileceğini düşünüyordu. Kenan güç bela arabayı o karanlıkta kara yolunu çıkartmayı başarmıştı. Arzu yanında ağlıyordu. Fakat abisinden korktuğu için sessizce ağlıyordu. Bütün arkadaşları hapishanede can vermişti hemde feci bir şekilde. Şanslıydı ki bunu görecek fırsatı olmamıştı.. Kara yolunda yüz kilometre kadar ilerlemişlerdi. Kenan çok yorgun hissediyordu kendini. Günlerdir hapishaneye zombilerin girmesinin planını yapıyordu. Havada iyice puslanmıştı. Şiddetli yağmurun geleceğini düşünüyordu. Arabayı sağ tarafa çekti ve iki kaza yapmış arabanın arkasına park etti arabayı. Alfa-Star askerlerinden ve Adrenalin askerlerinden de korunmaya çalışıyordu bir yandan da.. Gece boyu motor çalışır vaziyette bırakarak uykuya daldı Kenan. Fakat doğru düzgün uyuyamıyordu. Arzu ise arabanın arka koltuğunda mışıl mışıl uykuya dalmış uyuyordu. Kenan'ın içindeki vicdan biraz da olsa kıpırdamış ve sivillerin haline üzülmüştü.  Gece boyunca düzgün uyku uyuyamamıştı. Sürekli uyanmıştı.  Arabada uyumaya alışkın değildi. Rahatına çok düşkündü Kenan.  Gece boyu uykusu bölünerek yattı arabanın içinde. Sabah olmuştu artık. Dışarısı çok soğuk olduğu belliydi. Sabah ayazı vardı. Çişi gelmişti. Kardeşine baktı. Kardeşi hala uyuyordu arabanın içinde. Arabadan dışarıya çıktı. Yavaşça yürüdü. Sağına soluna bakmadan yürüyordu. Uykuluydu çok. Soğuk hava yüzüne vuruyordu. Üşümüştü. Arabanın içi sıcaktı. Dün akşamdan beri arabanın kliması çalışıyordu. Nasıl olsa çok mazotu vardı.  Hemen arabanın yanına kenara işemeye başladı. Rüzgardan dolayı pantolonuna işemişti. Kendi kendine küfür etmeye başladı. O sırada arkasından gelen zombiyi görmeden arabaya doğru yürüyordu. Üzerine bakıyor kızıyor ve arabaya doğru adımlar atıyordu. Zombi ise arkasından ona yaklaşıyordu. Bundan haberi yoktu Kenan'ın. Arabanın kapısını açtığı anda Zombi Kenan'ın boğazına yapıştı. Kenan ne olduğunu bile anlamamıştı. Yere düştüler. Kenan Amatör olarak boks ve güreş yapmıştı. Fakat hiç cesareti olmadığından dolayı hiç sokak kavgasına karışmamıştı bu zamana kadar. Fakat artık ya öğrendiklerini sergileyecek yada ölecekti. Zombi'yi üzerinden fırlatması çokta zor olmadı onun için. Zombi yerden kalkmaya çalışırken zombinin kafasını Adrenalin Askerlerinden çaldığı botla ezmeye başladı.  Ayağının tabanı ile zombinin kafasını bütün gücü ile eziyordu. Zombinin kafa tası çatlamıştı. Fakat Kenan durmadan vurmaya devam ediyordu. Bütün acısını o zombiden alıyordu. Birden arabanın kapısından başka bir zombi'nin Arzu'ya doğru yöneldiğini gördü. Zombi arabanın kapısından içeriye girmek üzereydi. Kafasını ezdiği zombiyi birden bırakıp arabaya doğru koştu. Zombiyi yakaladığı gibi arabadan dışarıya doğru savurdu.  Zombi yere düşmüştü. Kalkmaya çalışıyordu. Fakat Kenan onunda kalkmasına izin vermeyeceği belliydi. Yol kenarından bulduğu taş ile Zombi'nin kafasını ezdi. Bu iki zombi o kadar kötü kokuyordu ki.. Kenan kusmamak için kendini zor tutuyordu. Arabanın içine güç bela attı kendini ve gaza bastı.. Arzu hala uyuyordu. Arzu'nun uykusu ağırdı.. Uyanmazdı ufak patırtılara..  Kenan ilerlemeye devam ediyordu.  Arzu uyanmış arkada duruyordu. Etrafına bakıyor nereye doğru gittiklerini anlamaya çalışıyordu. Arzu abisine çok kızgındı.. '' Durdur arabayı sıkıştım ! '' diye bağırdı. Kenan ise sakin bir ses tonu ile '' Onbeş yirmi kilometre sonra benzinlik var. Biraz sık dişini '' diye karşılık verdi. Abi ve Kardeş arasında soğuk rüzgarlar esiyordu. Sonunda benzinliğe gelmişlerdi. İki üç tane tır parketmiş. Bir kaç araba gelişi güzel duruyordu. Kenan '' Burada bekle, Ben in demeden sakın inme '' dedi. Arzu ise hiç bir şey demiyordu. Eline aldığı silahlar ile arabadan indi Kenan. Etrafı gözetliyordu.  Kenan hiç bu kadar sorumluluk sahibi hissetmemişti kendini. Bunca zaman hukuk ve adaletin üstünlüğüne inanmıştı. Artık yargıç oydu. Zombileri hapishaneden içeri aldıktan beri dünyada istediği her şeyi yapabileceğine inanıyordu..

Kenan yavaşça benzinliğin marketine doğru yürümeye başladı..  Kendinden emin adımlarla yürüyordu.. Sanki dünyanın adaletini sağlayacak olan kendiydi. Marketin kapıları açılmıyordu. Elektrikler gitmiş yada kapı kendiliğinden bozulmuş olabileceğini düşündü. Elindeki iki tabancayı marketin camına doğrulttu ve ateş etmeye başladı. Ne kadar cam varsa hepsini delik deşik etti. Bunu yaparken sanki eskiden olduğu gibi poligonda hissetmişti kendini. Hobi olarak eski nişanlısı Berna ile poligonda ateş talimleri yaparlardı. İddiaya girerler. Kim kaybederse diğerine yemek yapardı o akşam. Kenan hep kazanma hırsı ile yaşayan biriydi. Her zaman kazanması gerekiyordu. Buda onu daha da hırslı yapıyordu..

Kenan bütün camları indirmişti. İçeriden iki zombi Kenan'a doğru geliyorlardı. Kenan ikisini birden kafasından vurarak indirdi. İçeriye girdi. İçeride başka bir zombi olmadığına emin olana kadar dolandı. Sonra ise bayan lavabosuna girdi kenan. Bütün kapıları kontrol etti. Zombi yoktu. Kenan Arzu'yu alarak lavaboya götürdü. Kız çocuğu gibi.  Arzu'yu bu durum sıksada abisinin ilgisini üzerinde hissetmesi hoşuna gidiyordu. Abisi onu lavabonun önünde dakikalarca sesini bile çıkarmadan bekledi.  Eski günlerde olsa Abisi kesinlikle söylenirdi. İnsanların insanları öldürdüğü zamanlarda.. Bağırırdı. Dakikalarca ne yapıyorsun o aynanın karşısında derdi. Arzu sonundan çıkmıştı Lavabodan. Üstünü değiştirmişti. Arabaya doğru yürüdü. Kenan ve Arzu hiç konuşmadan arabaya doğru yürüdüler. Arzu arabaya bindi. Kenan benzin deposunu doldurdu. Orada duran bidonların içine de alabildiği kadar benzin aldı. Yakıt çok önemliydi. Alabildiği kadar yakıt aldı. Benzinsiz kalmaktan çok korkuyordu. Araba onun tek güvencesiydi. Markete girdi tekrar Kenan. Yiyecek ve içecek şeyler almak için. Yiyecek ve içeceklerle marketten çıkarak arabanın arka koltuklarına kadar tıka basa doldurmuştu. Arabanın içinde kalarak bir ay yaşayabilecek kadar erzağı ve benzini vardı Kenan ve Arzu'nun..  Kenan bütün planlarını yapmıştı. Ama içindeki züppeliği asla engelleyemiyordu. Aç kalmaktan zombiler kadar korkuyordu. Bir zombi kadar da gözü aç ve doymayan biriydi. Zombilere çok benziyordu Kenan. Zombilerde bir insanı ısırır onu öldürmeden bırakır gördüğü başka bir insana doğru yürürlerdi. Eğer etrafta başka bir insan yoksa da , insanın bütün etlerini yiyene kadar başından ayrılmazlardı. Kenan'da insanlığın zombisiydi belkide. Gözü ve gönlü aç biriydi.

Gece boyu yağan yağmur etkisini tekrardan göstermeye başlamıştı.. Yağmur şiddetini her gecen saniye daha da çok artırıyordu. Yağmur'dan çok bu bir fırtınaydı.  Yarım saat geçmişti ilk yağmur tanesinin toprağa düştüğünden beri. Artık silecekler yetişmiyordu. Kenan'ın kullandığı arabanın tavanına yağmurun vuruş sesleri geliyordu. Çok korkutucu bir sesti bu Arzu için. Yağan yağmur, Kenan ve Arzu'yu sanki cezalandırıyordu..  Abisine hapishanedekiler kadar kızgındı aslında Arzu. Abisini çok seviyordu. Fakat çok kızmıştı. Abisinden çok korkuyordu. Korku ve sevgi bir aradaydı. Abisi Berna'dan sonra çok değişmişti. Kendisini kaybetmişti. Abisi ile konuşmuyordu zaten.. Sadece arabanın camından etrafı izliyor uyuyor ve kalkıyordu.. Sanki uzun yolculuğa çıkmış bir yolcu gibiydi.

Yağmur güneşin varlığını engelliyordu. Saatler daha öğleyi gösteriyor fakat etraf karanlıktı. Güneş yoktu. Gökyüzü kara bulutlarla çevriliydi. Daha önce askeri ağır bir araç kullanmayan Kenan da zorlanıyordu arabayı kullanmakta. Ama başka bir çaresi yoktu. Kenan arada Arzu'ya laf atıyor fakat Arzu'dan yanıt alamıyordu.. Kenan bu duruma aldırış etmiyordu. Nasıl olsa düzelir diye düşünüyordu. Fazla üstelemiyordu. Arzu'yu tanıyordu çünkü. Bir kaç güne eski haline döneceğini biliyordu.

Alfa Star veya Adrenalin askerlerinin arkasından gelebileceğini düşünüyordu. Sürekli gözü dikiz aynalarındaydı. Zombilerden daha çok intikam ateşi ile yanan askerlerden korkuyordu. Kara yolundan gitmek çok büyük riskti. Kasabada yada ormanlık alanda izini kaybettireceğini düşündü. Kara yolundan çıktı. Edirne'ye gelmeden kara yolundan çıkmıştı. Biliyordu ki burada bir çok köyde fazla insan yaşamıyordu. Kurtulan insanların çok fazla olabileceğini düşünüyordu.  Onlarla birlikte yeni bir hayata adım atabilirdi. Kardeşini güvende tutabilirdi. Köy yoluna saptı..

Sonunda köy kasaba karışımı bir yere gelmişlerdi. Sadece bir yol ve sağlı sollu evler vardı. Arabayı çalışır vaziyette bırakarak arabadan aşağıya indi Kenan. Yağan yağmur bir nebzede olsa durmuştu.  Yolda ağır adımlarla yürümeye başladı Kenan. Asker kıyafetlerini adrenalin askerlerinin birinden çalmıştı. Üstüne oturmuş ve çok yakışmıştı. Yavaş adımlarla etrafı gözetliyor. Zombi olup olmadığına bakıyordu. İçindeki züppe ise en güzel evin hangisi olduğunu düşünüyordu. İçindeki züppe arabada kalmasına izin veremezdi. O yüzden de ona layık evi arıyordu.

Etrafta şaşırtırcasına hiç zombi yoktu.  Evet zombi yoktu fakat insanda yoktu. Sanki köy terke dilmiş gibiydi. Arzu Abisine bakıyordu arabadan.. Abisi bir garipti. Abisi garip davranıyordu. Sonunda abisi bir ev bulmuştu. Bahçeli ve güzel bir evin kapısının önünde dikilmiş eve doğru bakıyordu. Evin pencerelerinden evin içine baktı. Ev gayet temiz ve iyi gözüküyordu. Evin içinde zombi gözükmüyordu. Tekrardan arabaya doğru yürüdü. Eskiden su birikintilerine basmamaya dikkat eden Kenan artık su birikintilere basarak ilerliyordu. Neye bastığına dikkat etmiyor umursamıyordu. Arabaya bindi Kenan.

Kenan '' Etrafta zombi yok. ''

Arzu hiç bir tepki vermedi.

Kenan '' Daha iyiside şurada güzel bir ev buldum ''

'' Sakin ve sessiz ''

'' Orada kalabiliriz bir süre ''

Arzu tamam dercesine kafasını bile sallamadı. Kenan '' ise güzel '' diyerek arabayı evin arka tarafına doğru sürdü.  Arka tarafına arabayı park etti Kenan. Evin arka kapısından girmeye çalıştı fakat kapı kilitliydi. Çelik kapı olmasıda başka bir dezavantajdı. Kapıyı açamamıştı. Ön kapıda aynı şekildeydi.  Jeepin arkasından aldığı levyeyi kapıya taktırdı ve kapıyı açmaya çalıştı. Fakat kapı gene açılmamıştı.  Pencereden girecekti başka bir çözümü yoktu bunun. Pencerenin kapısını kırdı ve içeriye daldı. Evin içi havasızdı fakat bir ölünün kokusu yoktu içeride. İnsan ölüsünün kokusu ağırdı. Evin içinde olsa kokudan durulmazdı o evde. Evde ölü kesinlikle yoktu. Kapıya doğru yöneldi Kenan. Neyseki arka kapı içeriden de kilidi açılabiliyordu. Kapıyı açtı Arzu hala arabanın içerisinde oturuyordu.  Arabadan da çıkmaya niyeti yoktu.

Arzu'nun şaşkın bakışlarına aldırış etmeden eşyaları eve yerleştirmeye çoktan başlamıştı Kenan.  Arabanın içinden herşeyi almıştı.

Kenan '' Sen gelmiyor musun ? ''
'' Hava kararacak birazdan ''

Arzu 'dan ses çıkmamıştı..

Kenan '' Sen bilirsin '' diyerek arabanın kapısını kapattı ve eve doğru yürüdü. Arzu ise arabanın içinde kalmıştı.. Arzu arabanın içinde bekliyordu. Ayağı ise titriyordu. Korkuyordu yalnız başına. Fakat inadı tutmuştu. Abisine öfkesi dinmemişti. Abisinin suratını dahi görmek istemiyordu Arzu.  Fakat yalnız başına kalmakta istemiyordu.  Korkusu inadından daha ağır basmıştı. Arabadan aşağıya indiği gibi koşarak eve girmişti. Fakat arabanın anahtarı arabanın üstünde kalmıştı.  Arzu evden içeriye girdi. Kenan ise mutfakta yemek yapıyordu.

Kenan '' İyi yaptın gelmek ile ''
'' Bende konserveleri ısıtıyorum ''
'' Sevdiğin yemekler ve yanında da makarna yapıyorum ''
'' Salça konserveside var ''
'' Salçalı yapıyorum ''
Arzu sesini çıkartmadan bir sandalyeye oturmuştu. Günler böyle gelip geçti. Kenan konuştu Arzu sustu. Kenan gününün tamamını villanın altında bulunan kondisyon aletleri ile geçiriyordu. Zombiler gelmeden önce güreş ve boks ile amatör olarak uğraşan Kenan tekrardan spora başlamıştı. Arzu ise üst katların birinde kendisine bir oda bulmuş orada yaşıyordu. Sadece abisi yemeğe çağırır ise odasından çıkıyor onun dışında hep odasındaydı.

Kenan'ın hapishaneye kurduğu kanlı saldırıdan bu zamana bir hafta geçmişti. Etrafta bir iki tane zombi bazen gözüküyordu. Kenan onları bir tarafa çekiyor ve orada saklıyordu. Kenan bir nevi kendine güvenlik önlemi alıyordu.  Kenan büyük bir savaşa hazırlanır gibi hazırlıyordu kendisini.
Herşey o Pazartesi başladı..  Sabah ile öğle arasında bir zamanda dışarıdan bir araba sesi duyuldu. Araba hızlıca kasabanın yoluna girmişti ve ani bir fren yapmıştı. Kenan ve Arzu birbirlerine bakmışlardı sadece. Sonrasında ise bir kız sesi geldi. Kız bağırıyordu. '' Yardım Edin '' diye. O kadar çok bağırıyordu ki kızın ses telleri kopuyordu adeta..   Kenan Arzu'ya bakarak odana çık ve kapıyı kilitle dedi. Arzu'dan hiç bir ses gelmedi. Kenan buna alışkındı fakat yerinden de kalkıp odasına yönelmedi Arzu. Kenan bu sefer gür ve tok bir ses ile '' ODANA GİT ! '' dedim sana .. diye tekrar çıkıştı. Arzu odasının yolunu tutmuştu.  Kenan ise pencereden dışarıya baktı. Evlerine üç yüz metre ileride bir araba durmuştu. Arabanın kaportası baştan aşağıya kandı. Arabanın içerisi kandan gözükmüyordu.  Silahlarını hazır hale getirdi ve hızlı bir şekilde arka kapıdan dışarıya çıktı. Dışarıdaki arabaya doğru yürüdü. Arabanın dışında bir kız ve bir çocuk gördü. Arabanın içinde ise ne olduğu belli değildi. Kadın Kenan'ı görünce Kenan'a doğru koşmaya başladı '' lütfen yardım edin '' diye bağırıyordu. Kadın ve çocuk şoktaydılar. Üzgün mutsuz ve umutsuzlardı. Suratları kirliydi. Sokak çocuklarını andırıyorlardı. Gözlerinden akan yaşlar yanaklarında iz yapmıştı.

Kenan çok sakindi bir asker gibi.

Kenan '' Ne oldu burada ? ''
Beyza '' Erkek kardeşim.. Zombiye dönüştü. Sadece ufak bir ısırıktı kolundaki ''
Kenan arabaya doğru yürümeye devam ediyordu. Kız ve çocuk ise birbirlerinden ayrılmadan Kenan'a doğru umutla bakıyorlardı. Kenan arabaya yaklaştı. Zombi arka taraftaki camda belirdi. Cama ellerini ve kafasını vuruyor fakat camı kıramıyordu. Kenan dudaklarını büktü. Tıpkı askerini kaybetmiş komutan edasında.

Kenan '' Siz ısırıldınız mı ? ''
Beyza '' Hayır komutanım ısırılmadık ''
Kenan '' Arabanın bagajından alacağınız bir şey var mı ? ''
Beyza '' Yok komutanım ''
Kenan '' Beni takip edin ''
Beyza '' Erkek kardeşimi burada mı ? Bırakacağız ?? ''
Kenan '' Nerede bırakmamızı isterdin ? ''
'' Yanımıza mı alalım ? ''
Beyza '' Yok ben sadece ''
Kenan '' ilerleyin ''

Kenan önde yürüyordu. Beyza ve Gökhan ise Kenan'ı takip ediyorlardı.  Kenan büyük üzüntü geçiren iki kardeşe çok sert ve kaba davranıyordu. Tıpkı bir asker gibi.  Kenan Beyza ve Gökhan'ı evine aldı ve bir odaya kilitledi ikisinide.  Bir saatten biraz fazla bekletti ikisinide odada. Sonra odanın kapısını açtı.  Kenan eliyle kızı işaret etti. tek bir kelime söyledi Kenan '' Dışarı '' Gökhan ablasını bırakmak istemedi. Fakat bırakmak zorundaydı.  Asker kıyafeti giymesi Kenan'ı ne kadar kötü biride olsa güvenilir yapıyordu. Kenan'a güvenen Beyza erkek kardeşini sakinleştirdikten sonra dışarıya doğru çıktı.

Kenan Beyza'yı banyoya götürdü.. Beyza küvete bakıyordu. Aylardır yıkanmamıştı. Sürekli yoldaydı iki kardeşi ile birlikte. Beyza şaşkınlıkla Kenan'a doğru bakıyordu. Kenan sert bir ses ile '' Soyun '' dedi. Beyza anlamamıştı. Bu yaşına kadar da hiç bir erkeğin karşısında soyunmamıştı. Kenan tekrardan söylüyorum '' Soyun '' dedi. Güzel gözleri ile Kenan'a bakmaya devam ediyordu. Mankenleri aratmayan fiziği ve altın sarısı saçları korkutan titriyordu. Beyza'nın göz kamaştıran güzelliği vardı. Zombiler dünya'da var olmadan önce bir bakışı ile erkeklerin yüreğini hoplatan bu kız şimdi kendisinin yüreği ve kalbi korkudan duracak kadar hızlı atıyordu.

Kenan bağırdı '' Soyun ''
Beyza 'nın başka  bir seçeneği yoktu. Beyza yavaşça üstündekileri çıkartmaya başladı. Sonra ayakkabılarını en son ise taytını çıkarmıştı. Beyza'nın üzerinde bir sütyen ve bir külot kalmıştı. Kenan '' küvettin içine gir ve yıkan '' diye emretti. Beyza şaşkın bir ifade ile bakıyordu. Aklından binlerce soru geçiyordu. Korkudan Kenan ne diyorsa yapmaya devam ediyordu. Sıcak suyun altında rahatladı. Yıkandı. Kenan onun için bir kaç parça kıyafet ayarlamıştı. Duştan çıkmıştı artık Beyza. Kenan bu güzellik karşısında gözlerini alamıyordu.

Kenan '' Isırıldın mı ? ''
Beyza '' Hayır , ısırılmadım ''
Kenan '' Dön kendi etrafında ''

Beyza elleri ile göğsünü kapatarak kendi etrafında döndü. Beyza doğruyu söylüyordu. Kenan buradaki elbiseleri giyersin dedi ve banyodan dışarıya çıktı. Kapının önünde bekliyordu. Beyza giyindi ve dışarı çıktı. Güzelliği çok daha meydandaydı. Kenan Beyza'ya baktı. '' Kişisel bir şey olarak algılama, Canımızı her türlü tehditten korumak zorundayız '' dedi. Beyza '' Anlıyorum '' diye cevap verdi. Kenan '' Sıra kardeşinde '' dedi. Beyza '' Ama o daha '' Kenan '' Geceyi dışarıda geçirmek istiyorsanız siz bilirsiniz '' dedi ve konuyu kestirip attı. Beyza'nın başka bir seçeneği yoktu kabul etti. Fakat tek şartı oda orada olacaktı.
Kenan kabul etti.  Kenan ve Beyza'nın eşliğinde Gökhan utana sıkıla sadece donla kalmıştı. Fakat sağ el bileğinde ısırık izi vardı. Büyük ihtimal ile abisi dönüştüğü sırada ısırmış fakat sadece dişlerinin izi çıkmıştı. Kenan '' Sen üstünü değiştir '' dedi Gökhan a. Beyza ile birlikte banyodan dışarıya çıktılar.

Beyza '' Kardeşim zombi mi olacak  ? ''

Kenan '' Bilmiyorum. Fakat can güvenliğimiz için onu burada tutamam. Zombiye dönüşür ve bana veya kardeşime zarar verebilir ''

'' Kardeşinle başka bir evde yaşayabilirsin ''
'' Yada sen burada kalırsın. Kardeşini başka bir evde kilit altında tutarız. Dönüşmeyeceğine emin olduğumuzda ise buraya tekrar alırız. ''

Beyza kara kara düşünmeye başladı.

Beyza '' Sen askersin bizi koruyamazsın hemen dönüşür ise ? ''
Kenan '' Üzgünüm. Bir çok asker de bu yüzden öldü. ''
'' Bütün bölüğüm gözlerimin önünde canlı canlı yemek oldu. Sonra ise hepsi zombiye dönüştü. Diğerlerini de zombi yaptı ''

Beyza ağlamaklı olmuştu.. '' Yemek yesek. Sonra karar versem ? ''

Kenan '' Sen bilirsin ''

Beyza Gökhan Arzu ve Kenan yemeğe oturmuşlardı. Kimse hiç bir şey konuşmuyordu. Beyza kardeşini gözleri ile seviyordu. Kardeşi olan bitenden habersizce abisinin acısını içine atmış hiç ağlamıyordu. Sadece önüne konulmuş olan makarnayı yerken başı öne eğikti. Artık gün bitmek üzereydi güneş batıyordu..
Kenan '' Karar verdin mi ? '' diye sordu.
Beyza '' Evet . Madem can güvenliğinizi riske atmak istemiyorsunuz bu konuda da size hak veriyorum. Kardeşimi başka bir yere alın ''
Kenan '' Sen nerede kalacaksın ? ''
Beyza '' Ben onunla orada kalmak istemiyorum '' Bir zombi ile baş edemem ''
Kenan '' Anlıyorum ''
Kenan Gökhan'ı aldı ve başka bir eve götürdü. Beyza ise arkalarından bakıyordu sadece. Çaprazda büyük bir evdi buda. Ağır adımlarla birlikte o eve gittiler Gökhan ve Kenan. Kenan Gökhan'ı eve bıraktıktan sonra tekrar eve doğru yürümeye başladı. Kenan Gökhan'a sürekli pencerenin başında olmasını ve onu gördüğünde pencereden ben iyiyim gibi bir işaret yapması gerektiğini söyledi. Gökhan ne olup bittiğini anlamamış ama mecbur kabul etmişti.
iki gün sonra..

Kenan gece yarısı uyandı. Önce Arzu'nun odasına girdi. Arzu uyuyordu. Arzu her zaman olduğu gibi üstü açık yatmıştı. Kenan Kardeşinin üstünü örttü. Sonra ise Beyza'nın odasına girdi. Beyza'da uyuyordu. Yavaş ve ağır adımlarla evden dışarıya çıktı. Yavaşça Gökhan'ın bulunduğu evin kapısını açtı. Yavaşça içeriye girdi. Uyuyan Gökhan'ın boğazına sarıldı ve boğmaya başladı Gökhan'ı. Kenan '' Zaten zombiye döneceksin '' İlk defa birini öldüreceğim bari bir işe yara. Amacıma hizmet et.. '' dedi. Gökhan ne olduğunu bile anlamadan Kenan tarafından boğuluyordu. Bağıramadı bile. Kenan'a engel olmak istedi fakat gücü yetmiyordu Kenan'a. Gökhan bütün gücü ile mücadele ediyordu fakat Kenan'ın direncini kıramıyordu. Gökhan canını kurtarmak için çırpınıyordu fakat Kenan durmuyordu. Sonunda Gökhan'ın çırpınmaları son buldu. Cansız bedeni çekyatın üstündeydi.. Kıpırdamıyordu. Kenan Gökhan'ın cesedine bakıyordu.. Hiç bir şey olmamış gibi evden çıktı gitti. Üstünü değiştirmeden yattı yatağına ve uykuya dalmıştı. Kendini çok yorgun hissediyordu. İlk defa birini öldürüyordu. Ne uğruna öldürmüştü. Sadece bir insanın canını almak kolay mı zor mu ? diye denemişti. Kafasındaki en büyük sorulardan bir tanesi olan Ölüm Makinası olabilir miyim sorusuna cevap bulmak için öldürmüştü Gökhan'ı. Masum bir çocuğun canını almıştı. Zombiye dönüşme olasılığı olan ama hala dönüşmemiş ufacık masum bir canı almıştı Kenan. Sürekli o çocuğu rüyasında gördü o gece. Sabah olmuştu artık.  Uyandı yatağından.. Yataktan kalkmak istemiyordu. Tekrardan gözlerini kapattı. Fakat odada birisi vardı.   Gözlerini açtı ve yastığının altındaki silaha sarıldı. Silahı tam odada duran adama doğru tuttu. Karşısındaki adam Ölüm Meleği'nden başkası değildi. Elleri titriyordu Kenan'ın..
Kenan '' Cehennem habercisi Ölüm Meleği '' dedi titreyen ses tonu ile. İliklerine kadar korktuğu anlaşılıyordu. '' Beni nasıl buldun ? '' derken Ölüm Meleği ''  Seni bulmak istemedim'' diyerek Kenan'a doğru ağır adımlar ile yürümeye başladı. Kenan elindeki silahı ateşleyemiyordu. Korkudan dili tutulmuştu. Konuşamıyordu. Ölüm Meleği Kenan'ın boğazına sarıldı. Kenan'ı boğmaya başladı. Kenan elindeki silahı yere düşürdü. Nefes alamıyordu. Can çekişiyordu.. Ölüm Meleği Kenan'ı bütün gücü ile boğuyordu. Kenan kardeşi Arzu'dan yardım bile isteyemiyordu. Ölüm Meleği'nin elleri altında can çekişiyordu.

Aniden uyandı Kenan..  Korkudan dili tutulmuştu. Terlemişti. Çok korkmuştu. Elini boğazına götürüyordu. Kötü bir rüyaydı. Derin derin nefes alıyordu Kenan. Ayağa kalktı. hiç bir şey demeden evden dışarı çıktı. Arzu ve Beyza'nın söylediklerini duymuyordu bile. Yavaş adımlarla Gökhan'ı boğduğu eve doğru yürüdü. Gökhan belkide zombiye dönmüştü. Fakat umurunda değildi Kenan'ın. Kenan pencerede ufak çocuğu görmeyi umuyordu. Fakat ufak çocuk pencerede değildi. Kapıyı açtı. Çocuğun cansız bedeni yatıyordu.  Boğazı tamamen morarmıştı Küçük Gökhan'ın. Kenan Gökhan'ın ellerini bağladı. Ayaklarını bağladı. Azını bantladı. Cebinden çıkardığı iğneyi Gökhan'ın kalbine sapladı. Gökhan'ı boğduğu yerde otururken Kenan Gökhan birden gözlerini açtı ve çırpınmaya başlamıştı. Gökhan zombiye dönüşmüştü. Kenan arka bahçeye bakan balkona çıkarttı zombiye dönüşmüş olan gökhanı. Diğer yakaladığı zombileri de bu evin arka bahçesinde tutuyordu Kenan. Ellerini ve ayaklarını çözmeden onu balkonda bıraktı. Evden çıkmıştı. Sağlık ocağına doğru yürüdü. Sağlık ocağının buz dolabından bulduğu üç unite insan kanını aldı. Tekrardan geriye döndü. Zombiye dönüşmüş küçük Gökhan'ın üzerine ve döktü bir ünite kanı. Bir ünite kanı ise Gökhan'a içirdi. Sonra Gökhan'ı balkondan zombilerin üzerine attı. Kan kokusunu alan diğer zombiler Gökhan'ı parçalamaya başladılar.. Zombiye dönmüş küçük Gökhan zombiler tarafından parçalanıyordu..
Kenan '' Bu güzel ''
'' Çok güzel ''
'' İzlemeye devam ediyordu ''

Kenan Beyza ve Arzu'yu oturma odasında karşısına oturttu. Beyza ne diyeceğini merakla beklerken Kenan son derece üzgün bir suratla karşısındaydı. Kenan lafı uzatmadan Gökhan Zombiye dönüştü ve bende gerekeni yaptım ''  dedi ve odadan ayrıldı. Beyza bir anda oturduğu yerden kalktı ve bağırmaya çığlık atmaya ve ağlamaya başladı. Kenan ise arkasına bakmadan odasına doğru yürüyordu.  Beyza 'nın acısını Arzu teselli ediyordu..

Bir kaç gün sonra ..

Gökhan'ın zombiye dönüşmesinden sonra hayat Beyza için tekrardan normale dönüyordu. Beyza'nın kimsesi kalmamıştı. Tek güvendiği insanlar Kenan ve Arzu'dan başkası değildi. Kenan sürekli çalışmalarına devam ederek günü geçiriyordu. Beyza Kenan'ın odasının kapısındaydı. Kapıyı tıklattı. Kenan'dan ses gelmedi. Yavaşça kapıyı açtı. Kenan kendisine iğne yapıyordu.  Beyza '' Uyuşturucu mu ? Kullanıyorsun ? '' dedi ürkek sesi ile. Kenan ise '' Hayır. Güç iğnesi bu '' diye cevap verdi. Kenan hapishaneden Doktor Deniz'den çaldığı en önemli şeylerden bir taneside test aşamasındaki yeni güç iğneleriydi. Beyza '' Neye yarıyor ki ? '' Kenan '' Daha güçlü oluyorsun '' Kendini daha iyi hissediyorsun '' diye karşılık verdi. Beyza nın güzel kokusu Kenan'ın başını döndürüyordu.  Beyza '' Her şey için teşekkürler '' dedi ve Kenan'ın yanağından öptü ve Kenan'a sarıldı. Kenan 'da ona sarıldı. Beyza ile Kenan birbirlerine sarılmıştı. Kenan kendini kaybederek öpmeye başladı Beyza'yı. Beyza ise istemiyordu. Elleri ile karşı koymaya çalışıyordu. Kenan ise onu öpmeye başlamıştı. Beyza kafasını sağa sola çevirirken elinin altından kurtuldu '' Yeter '' diye bağırarak. Göz göze geldiler. Beyza hiç bir şey demeden odadan dışarıya çıktı.

Gece yarısı ..

Kenan kardeşi Arzu'nun yemeğine uyku ilacı karıştırmıştı. Arzu uyuyordu. Kenan ise gece yarısına kadar bekledi. Saatler 00:00'ı gösteriyordu artık. Kenan yavaşça Beyza'nın odasını açtı. Beyza geceliği ile uyuyordu. Bütün güzelliği gözler önündeydi. Kenan yavaşça geldi başına kadar.. Saçlarını kokluyordu. Beyza uyanır gibi oldu. Gözlerini açtığında Kenan karşısındaydı. Birden yataktan çıkmak istedi. Fakat Kenan buna izin vermedi. Kenan Beyza'nın üstüne çullandı. Beyza ise çırpınıyordu. '' Lütfen '' '' Yapma '' diye yalvarıyordu. Fakat Kenan dinlemiyordu. Kenan'ın gözü dönmüştü. Kenan geceliğini yırttı Beyza'nın. Beyza çıplak kalmıştı. Göğüslerini elleri ile örtmeye çalışıyor bir yandan da Kenan'a karşı koymaya çalışıyordu. Kenan çok güçlüydü. Bütün gücü ile karşı koymaya çalışıyordu Beyza. Fakat gücü yetmiyordu. Beyza'yı ne tehdit ediyordu Kenan nede dövüyordu. Sadece üzerine çullanmıştı. Pantolonunu çıkartmaya başladı Kenan.. Sonra ise bacaklarının arasına girmeye çalışıyordu. Beyza ise ayaklarını tamamen kıstırmış ve kıpırdıyordu. Engel oluyordu Kenan'a. Beyza yarım saat boyunca mücadele etti. Kenan'ın artık sabrı kalmamıştı. Bir tokat attı Beyza'ya.Bir kaç tokat daha attı. Sonra ise Beyza saldı tamamen kendini. Kenan ise Beyza'yı becermeye başladı o anlarda. Beyza kafasını yana doğru çevirmiş. Gözleri fal taşı gibi açılmış. Kardeşi ve Abisi ile birlikte geçirdiği güzel günleri hayal ediyordu. Kenan ise zevkine bakıyordu o sırada. Kenan hırıltılar eşliğinde boşaldı. Sonra ise üzerini giydi. Beyza'ya '' Bunu Arzu'ya anlatırsan Seni zombilere yem ederim '' dedi ve odadan çıktı.

Ertesi Sabah..

Arzu ve Beyza uyanmışlardı. Arzu çok yorgun olarak uyanmıştı. Ne olduğunu anlamıştı. Beyza'nın beyaz teninde kızarıklık vardı. Arzu bunu fark etti '' Ne oldu '' diye sordu. Beyza '' Banyo yaparken çarptım '' diyebildi sadece. Arzu bir anlam veremedi ama aklının ucundan dahi abisinin Beyza'ya tecavüz edeceği geçmiyordu.  Kenan ise hiç bir şey olmamış gibi odasından indi ve ikisine de günaydın dedi. Üçü masada oturuyorlardı. Korkuyla bakıyordu Beyza Kenan'a.

Kenan '' Bugün Gökhan'ı gömdüğüm yere gideceğim ''
'' Sende gelirsin dimi Beyza ? ''
'' Sonuçta kardeşinin mezarını görmek istersin ''
Beyza '' Gelirim '' dedi. Bu aslında zoraki bir gelirimdi. Fakat Kenan'dan korkusuna başka bir seçeneği yoktu.

Birlikte Kenan'ın Gökhan'ı boğduğu eve gittiler. Balkona çıkarttı Kenan Beyza'yı. Beyza şaşkınlık içinde bakıyordu.. Aşağıda sayıları onbeş - yirmi arasında olan zombiler vardı. Beyza '' Kardeşimin Mezarı nerede ? '' diye sordu. Kenan ise '' Aşağıda '' demekle yetindi. '' Bundan sonra dediklerimi yapmazsan seni buraya atarım '' dediği gibi saçlarından tutarak kardeşinin uyuduğu yatağa götürdü Beyza'yı. Beyza'nın üzerindekileri çıkartarak tekrar tecavüz etti. Beyza korkudan sesini çıkartamıyordu.

Günler boyu işkence ve tecavüz devam etti. Taki başka bir yerden erzak aramaya gelen adamlara kadar. Erzak aramaya gelen adamlar bütün evleri tek tek arıyorlardı. Kenan Arzu ve Beyza ne yapacaklarını şaşırmışlardı. Evin kapısının zorlandığını anlamıştı Hamit. Arkadaki hummer'ıda görmüştü. Herkesi oraya topladı. Yaklaşık on kişilik bir gruptu bu. Dört tanesi kadın. Altı tanesi erkekten oluşuyordu. Kapıyı açtı Hamit. Kapıdan içeriye girdiğinde bir silah kafasına dayalıydı. Beyza'dan başkası değildi bu. '' Elindeki silahı çabuk yere bırak '' dedi. Hamit elindeki silahı bırakırken Hamit'in sevgilisi Leyla '' Sakin olun lütfen Biz sadece erzak arıyoruz size zarar verme gibi bir niyetimiz yok '' dedi.
Bir taraftan ta Arzu çıkmış ve silahı onlara doğru doğrultmuştu. Arzu '' Burada Erzak YOK '' diye bağırdı.
Osman diğerlerine göre daha yaşlıydı. Elli yaşlarının ortasında saçları tamamen ağırmış grubun lideriydi sanki.

Osman '' Biz kimseye zarar vermek için burada değiliz ''
Evin arka tarafından çıkmıştı bir anda Kenan..

Kenan '' Ben Adrenalin Komutanlarından Kenan ''
'' Grubunuzun lideri kim ise onla konuşacağım ''
Osman '' Benimle konuşabilirsin ''
Kenan '' Konuşalım öyleyse. Adamlarına söyle silahlarını indirsinler ''
Kenan iki elindeki iki otomatik tüfeği ile son derece ikna edici ve son derece ciddiydi. Osman'da bunun farkında olacak ki ;

Osman '' İndirin silahlarınızı ''

Osman'ın bu sözü ile bütün grup silahlarını indirmişti. Kenan ile Osman konuşmaya başladılar.

Kenan '' Bütün askerlerim zombi virüsünden kaynaklı olarak yok oldular. Bazıları tamamen öldü. Bazıları ise zombiye dönüşerek canlı arıyor ''
'' Ben kardeşim ve kız arkadaşım geriye kalanlarız ''
'' Ya siz ? ''

Osman '' Biz buranın elli kilometre kuzeyinde üç yüz kişilik bir grubuz. Etraftaki evleri ve marketleri yağmalar evimize yiyecek ve içecek götürürüz ''
'' Bütün olayımız bu ''
'' Karşılaştığımız insanlarıda bünyemize katarız ''
'' Eğer isterseniz sizin gibi kıymetli bir komutan bize büyük bir güç katar ''

Arzu o an abisine baktı..

Kenan sanki Ölüm Meleği'ni taklit ediyordu. Aynı onun gibi yürüyor. Onun gibi bakıyor ve onun gibi hareket ediyordu. Kenan başarılı bir avukattı ve hayatının bir çok yılını amatörde olsa tiyatro derslerine adamıştı. Çünkü ağır ceza avukatı olan Kenan'ın hakimi etkilemek için liseye başladığından beri tiyatro dersleri alıyordu. Zombilerin Dünya'sında da hayatta kalabilmek için kendine en uygun model onun için Ölüm Meleği olmalıydı.

Kenan '' Bunu kardeşim ve kız arkadaşımla konuşmalıyım ''
'' Bütün erzakları ve herşeyi kendi evime taşıdım ''
'' Diğer evlerin tamamı boş ''
Osman '' Farkındayım ''
Kenan '' İzin verin o zaman bana ve dışarıda bekleyin ''
'' Tehdit hissedersem bu anlaşma olmayacaktır. ''
Osman '' Geri çekiliyoruz ''
Kenan '' Arzu ve Beyza silahlarınızı indirin ''

Kenan evden içeriye doğru girerken Osman ve grubu ise geri çekiliyorlardı. Beyza ise Kenan'a aşık olmuştu. Tecavüzcüsüne aşık olma sendromu yaşıyordu.
Kenan '' Onların üç yüz kişilik bir grupları varmış ''
'' Onlarla gitmemizi istiyorlar ''
'' Siz ne dersiniz ? ''
Arzu '' Onlara ne kadar güvenebiliriz ? ''
Beyza '' Ben aşkım ne derse ona uyarım ''
Kenan '' Gidelim o zaman Arzu. Eğer kötü insanlar olsalardı şimdiye öldürürlerdi bizi. Yada hummer'ı alıp kaçarlardı ''
'' Abin yanındayken sana kimse zarar veremez ''
Arzu '' Sana güveniyorum Abi. Sen nasıl istersen ''

Kenan Osman'a kararlarını bildirdi. Osman çok sevinmişti. Kenan'ın iyi bir asker olduğunu düşünüyor ve güçlerine güç katacağının farkındaydı. Bütün evdeki erzakları ilaçları ve Kenan'ın özel eşyalarını alarak oradan uzaklaşıyorlardı..

50 Kilometre Kuzeydeki çitlerle çevrili yere gelmek üzereydiler. Hummer'a sıkışmıştı Arzu Beyza ve Kenan.. Ormanların ve akarsuyun olduğu güzel bir yerdi burası. Buraya salgının ulaşmaması yerleşim yeri olmamasından kaynaklanıyor olmalıydı. İnsanlar toplanmışlardı. Keşiften gelenleri karşılıyorlardı. Zaten insanların bir eğlencesi de keşiften gelenleri karşılamaktı.

Herkes arabalardan indi. Kenan ise '' Siz burada bekleyin '' bir şey olursa beni bırakıp gidin '' diye Arzu ve Beyza'ya telkinlerde bulundu. Kenan ağır davranarak arabadan indi. Elindeki otomatik tüfeği bırakmıyordu. Bu otomatik makinalı tüfek 47 aka dan başka bir şey değildi.

Osman '' Gittiğimiz kasabada komutan ve ailesi ile tanıştık. Onları sizlere sormadan buraya getirdik. Gücümüze güç katacaklarını bildiğimiz için. ''
'' Komutana hoş geldin diyorum hepiniz adına ''
Kenan kalabağıla baktı. Hepsi kendi halinde Türk halkıydı. Endişeleri yersizdi. Şüphelenmesini gerektiren hiç bir şey göremedi. Kenan Arzu ve Beyza'ya göz kırptı sorun yok dercesine. Beyza ve Arzu'da hummer'dan indiler..

Kenan keşif grubunun başına geçmişti. Evlerin etrafındaki çitleride güçlendirme çalışmaları yapıyordu Kenan ve grubu. Kenan ve grubu bunları yaparken Arzu ve Beyza ise yeni insanlarla tanışıyordu. Kenan ve grubu Çitleri sağlamlaştırıyor ve tuzaklar yapıyordu sitenin etrafını iyice kapatıyorlardı.. Arzu ise Kenan'ın grubundan birisiyle konuşuyordu. Arzu onla konuşurken gülüyor ve ondan hoşlandığının hissini veriyordu. Kenan'ın bu dikkatinden kaçmamıştı. Yirmili yaşların henüz başında olan Tarık Arzu'dan çok hoşlanmış ve ona açılacak zamanı kolluyordu. Arzu'nun hislerinden emin olmadan açılamazdı. Çünkü abisi Kenan'dan çekiniyordu.  Beyza ve Arzu Kenan'ın yanına doğru geldiler. Biraz sohbet ettikten sonra ayrıldılar. Giderlerken Murat diye bir adam Beyza'ya '' Seni zombiler dünyaya gelmeden önce görmüş olabilir miyim ? '' diye sordu. Birisine benzetmişti. Fakat Beyza '' Hiç sanmıyorum '' dedi ve Arzu'yla birlikte uzaklaştılar. Arzu Beyza'ya şaka yapmıştı. Gülüştüler kendi aralarında Kenan ise arkalarından bakıyordu.

Kenan Arzu ve Beyza ile kaldıkları eve girdi. Arzu uyumuştu çoktan. Beyza ise Kenan'ı bekliyordu. Odalarına girdi. Kenan bir tokat attı Beyza'ya. Beyza ne olduğunu bile anlamamıştı. '' Ne yaptım da seni kızdırdım '' diyebildi ürkek sesi ile. Kenan '' O adamla ne konuştunuz sonrada güldünüz '' diyerek bir tokat daha yapıştırdı Beyza'ya. Beyza'nın suratından kan geliyordu. Beyza '' Beni birisine benzetti hepsi bu '' dedi. Fakat Kenan'ın öfkesi dinmemişti. Kemerini çıkartı ve Beyza'yı dövmeye başladı. Beyza'nın bütün vücudunu morartıncaya kadar dövdü.. Beyza'nın yediği dayaktan ötürü acıdan bayılmıştı. Kenan'ın hırsı anca geçmişti.

Ertesi Sabah. Keşif Yolculuğu ..

Kenan Beyza ile yattıkları odada DxN güç iğnesini kalbine sapladı ve enjekte etti. Kendini çok daha güçlü hissediyordu güç iğnesi damarlarında dolaşmaya başladığından itibaren. DNA sınıda çok daha güçlü yapıyordu. Onbir kişilik bir ekiple birlikte iki saat uzaklıktaki büyük bir alışveriş merkezini yağmalayacaklardı.
Kenan grubunu da alarak ilerledi. Kenan hummerı kullanıyor. Hemen yanına oturan ise Kenan'ın sevgisini saygısını ve güvenini kazanmaya çalışan Tarık tan başkası değildi.  Kenan ekibini tamamen erkeklerden seçmiş olması kadınları kızdırmış olsada kimse Kenan'a bu kararını tartışacak cesareti kendinde bulamamıştı.

İki saat kadar ilerlediler. Sonunda alışveriş merkezine gelmişlerdi. Grup daha önce alışveriş merkezindeki erzakları almak istemiş fakat nereden gireceklerini bilemedikleri için bu kararlarından vazgeçmişlerdi. Etrafta yüzlerce zombi vardı. Diğer beş araba geride kalırken Kenan ve yanında oturan Tarık zombilere doğru yöneldiler.  Kenan arabayı durdurdu. Zombiler Kenan ve Tarık'ın üzerine doğru geliyorlardı. Kenan hummer'ın bagajını açtı. Piknik tipi buzdolabından çıkardığı kan ünitelerini zombilere doğru attı. Zombilerin üzerinde patlayan kan üniteleri yüzünden zombiler çılgına dönmüş birbirlerine saldırıyorlardı. Tarık şaşkın bakışlar ile bakıyordu. Sadece Tarık değil ekipteki diğer insanlarda Kenan'ın bu taktiği karşısında hayretler içinde kalmışlar ve ona karşı saygıları çok daha fazla artmıştı.

Otoparka doğru hareket ettiler. Otoparkın kapıları kilitliydi. Murat ateş etmek istedi. Fakat Kenan onu engelledi. '' Sen salak mısın ? '' '' Ses zombileri buraya çeker '' diye bağırdı Murat'a . Murat herkesin içinde küçük düşmüştü.  Arkadaşlarıda Murat'ın bu aptallığına gülmüşlerdi.  İçeriye girdiler. Otoparkın kapısını arkadan bir araba ile destek vererek kapatmışlardı. Arabanın başınada bir gözcü koydular. Kenan içlerinden en tecrübesizlerini gözcü diye dikmişti.  Diğerleri ile birlikte AVM yi keşfe çıkmıştı Kenan.  En önde Kenan yürürken diğerleri de onu takip ediyordu. Kenan gereğinden fazla temkinliydi..  Otoparktan üst katlara doğru merdivenleri adım adım çıkıyorlardı.  Kenan son derece soğuk kanlıydı. Merdivenlerden çıkıyor elindeki otomatik tüfeği ise bırakmıyordu. Yukarıdan gelebilecek herhangi bir tehlike için hazırlıklıydı Kenan.

Bazı insanlar yanlarındaki veya arkalarındaki insanlardan kuvvet alırlar.. Bazıları ise yalnızken de kahramandır.  Kenan korkusuz davranışları ile yalnızda olsa bu gün fark etmezdi. O merdivenlerden yukarıya doğru çıkacaktı. Karşısına ne çıkarsa çıksın bugün ezip geçecekti. Birinci kata gelmişti Kenan. Arkasındaki grup ise yavaş yavaş çıkıyorlardı merdivenleri. Zombilerin Olduğu bir dünyaya alışabilirsiniz fakat bu zombilerden korkmayacağınız anlamına gelmez. Böyle bir dünyada büyük savaşçılar bile zombilerden korkar. Çünkü korku insanı uyanık tutar. Çünkü korku insanı ayakta tutar.
1. Katta hiç bir şey göremediler.  Elektronik ve beyaz eşyaların olduğu bu katta ne bir insan nede zombi vardı. Etraf kötü kokuyordu ama ikisinden de biz iz yoktu.  İkinci kata çalışmayan yürüyen merdivenlerden çıkmak zorundaydılar. Yürüyen Merdivenlerin önüne geldiklerinde ''  Murat ve Tarık önden '' dedi Kenan. Tarık '' Emredersiniz komutanım '' diyerek yürüyen merdivenlere atıldı. Hızlı adımlarla Merdivenleri geçerek yerini aldı. Tarık '' Komutanım Temiz '' diye bağırdı. Murat ise ağır adımlar ile yürüyordu. İkinci kata geldiklerinde erzaklarla dolu markete gelmişlerdi. Herkesin keyfi yerindeydi. Alışverişlerini yapmaya başladılar. Lazım olup olmaması umurlarında değildi. Ellerine ne geçerse alıyorlardı. Kenan '' Tarık ve Murat'a dolan alışveriş arabalarını aşağıya indirmelerini ve arabalara yerleştirmelerini '' söyledi.  Vakit kaybetmeden eve dönmek istiyorlardı çünkü. Dört kişi kıyafet alıyor.  Diğer dört kişi yiyecek ve içecek alıyor. Tarık ve Murat ise bunları arabalara nakil ediyordu.
Ekip için eğlenceli dakikalardı bunlar.. Eğleniyorlardı. Kenan ile birlikte onbir kişi olan bu ekip altı araçlık bir konvoydu.
Murat ve Tarık alışveriş arabalarını götürmeye devam ediyorlardı.
Tarık '' Komutan çok iyi bir asker ''
Murat '' Çok tecrübeli. Büyük ihtimal ile salgından bu yana zombilerle sürekli savaşmış ''
Tarık '' Katılıyorum. Hiç bir şey anlatmıyor ama Kız kardeşini ve sevgilisini böyle bir salgından kurtarmak her baba yiğidin harcı değil ''
'' İki kız ve bir kendi ''
Murat '' Ondan öğreneceğimiz çok şey var ''
'' Ne diyorsa yapalımda sağ kolu olalım ''
'' Osman amca zaten yaşlandı. Birisine devredecek sonunda liderliği, Bu büyük ihtimal ile komutan olur ''
Tarık '' Benimde gözüne girmem gerek ''
'' Gözüne girersem kız kardeşi ile çıkmama izin verir bence ''
'' Sen ne dersin ''
Murat '' Bence seni öldürür ''

Muratın arkasından yaklaşan zombi Murat'ın boğazını ısırıverdi. Murat acıdan bağırıyorken Tarık karanlıkta ne olduğunu bile anlayamadan zombiye ateş etti. Zombinin kafasını parçalamıştı.  Zombinin beyni yerde akıyordu.. Murat elini boğazına doğru bastırmıştı. Boğazından akan kanı durdurmaya çalışıyordu. Tarık ise ne yapacağını bilemiyordu. Murat'ın boğazı çok kötü parçalanmıştı. Yardım edin diye bağırıyordu. Yardım edin.. Bir yandan da Murat'ın boğazını tutuyordu Tarık. Murat ise aldığı ısırıkla birlikte ölmeye başlamıştı. Zehirlenmişti. Sonu zombiye dönmekti.  Tarık arkadaşını orada bırakarak merdivenlerden yukarıya doğru koştu.
Merdivenlerin başında Kenan'ı gördü. '' Komutanım Murat'ı gözcü ısırdı '' diyebildi sadece. '' Kenan güldü ve '' Evet seni öldürürüm. Murat haklı '' der demez. Tarık'ın boğazına zombilerden daha önce aldığı kanı enjekte etti.  '' Kız kardeşimden uzak durmalıydın '' dedikten sonra Mirza'nın askerleri öldürdüğü zaman gördüğü vuruş tekniği ile kalbine vurdu Tarık'ın. Sonra ise boğazına. Sonra tekrar kalbine ve boğazına. Tarık yerde titremeye çoktan başlamıştı.  Tarık zombiye dönüşürken Kenan tekrardan yukarıya çıktı hiç bir şey olmamış gibi. Adamlara ayakkabı ve kıyafet aldırıyordu. O yüzden de vakit kazanmıştı. Zombiye dönüşen Tarık ise Murat'ın kan kokusundan Murat'ı ısırıp parçalamaya gitmişti. Tarık Murat'ı parçalarken Kenan ve diğerleri ise kıyafet almaya devam ediyorlardı. Bir saatten daha fazla bir şekilde kıyafet almaya devam ettiler. Vaktin nasıl geçtiğini kimse anlamamıştı. Sadece grubun değil birliğinde lideri olan Osman '' Tarık ve Murat nerede hiç gözükmüyorlar '' diye sordu diğerlerine. Suat ise '' Osman dayı anca yerleştirmişlerdir erzakları '' dedi ve güldü.

Hepsi birlikte aşağıya doğru iniyorlardı.  Alışveriş merkezinin her yerini altını üstüne getirmişler. Aylarca yetecek erzak almışlardı. Otoparka inmişlerdi. Otoparka indiklerinde Osman '' Murat ve Tarık '' diye bağırdı. Fakat ikiside etrafta yoktu. '' Allah Allah '' dedi. Sonra birden ilerden yavaş yavaş ilerleyen birini gördü. Osman. '' Tarık senmisin '' diye sordu. Bu gelen Tarık'tan başkası değildi. Osman Tarık'ın zombi olup olmadığını karanlıkta anlayana kadar Tarık birden Osman'ın üzerine atladı. Osman'ı tam ısracağı sırada Kenan Osman'ın üzerinden Tarık'ı alıverdi. Tarık yerden toparlanacağı sırada Kenan kafasını parçaladı Tarık'ın. İyimisin ? Dedi ve yerden kaldırdı Osman'ı. Osman şok geçiriyordu. Oğulları kadar sevdiği Tarık ve Murat ölmüştü. Gürültüye grubun diğerleride geldi. Grubun diğerleri de yerde Tarık'ın cesedini gördüklerinde şok olmuşlardı.

Güzel başlayan güzel devam eden her şeyin sonu kötü mü biter ? diye bağırdı Osman.. Fakat yapabilecek hiç bir şey yoktu. Gruptaki Kerem '' Murat'ı ve Selçuk'u buldum dedi '' Murat'ın iç organları tamamen yenmişti. Murat zombiye dönüşmesin diye Kenan onunda kafasına tek kurşun sıktı.

Osman '' Murat Tarık ve Selcuk'u burada bırakamayız ''
'' Onlara cenaze töreni hazırlamalıyız ''
Kenan '' Onları götürecek yerimiz yok ''
'' Götürelim diyelim . Leş kokacaklar. Bu leş kıyafetlerin üstüne, yediğimiz yiyeceklerin üstüne sinecek ? ''
'' İnsanlara bunu mu yedirmek istiyorsun ? ''
Osman hiç bir şey diyemedi. Keşifteki diğer insanlara baktığında hepsi kafalarını öne eğmişler ve seslerini çıkartmamışlardı. Kenan '' Kerem Üçünüde bir yere topla '' dedi. Kerem '' Emredersiniz Komutanım '' diye cevap verdi. Kerem koşarak Kenan'ın dediğini yapacakken Kenan tekrar seslendi '' Kerem eldiven giy '' . Kerem'e eldiven attı. Kerem eldivenleri giymişti. Grup üç kişinin ölümüne üzülürken Kerem ise Tarık Selçuk ve Murat'ı aynı yerde topladı.  Kenan'a doğru koştu ve

Kerem '' Üçüde aynı yerde efendim ''
Kenan '' Tamam geliyorum ''

Kenan hummer'dan aşağıya indi. Benzin bidonu elindeydi. Benzin bidonunu cesetlerin üzerine doğru boşaltı. Ve Son kez cesetlere baktı. Sonra ise cesetleri yaktı. Cesetler yanarken '' Gidiyoruz '' dedi. Zaten herkes arabasındaydı. Arabaları çalıştırdıkları gibi oradan uzaklaşıyorlardı. Taze etin kokusuna Alışveriş Merkezine zombilerin dolması içten bile değildi zaten..

Akşam olmuştu. Gözcü '' Geliyorlar '' diye bağırdı. Arzu ve Beyza'da dört gözle gelmelerini bekliyorlardı. Beyza'nın canı hala çok yanıyordu. Fakat kimseye hiç bir şey demiyordu korkusundan. Korkusundan mı kimseye hiç bir şey demiyordu ? Yoksa gururundan mı ? Yoksa Kenan'a duyduğu aşktan mı ? .. Hangi sebeple olursa olsun gördüğü şiddeti kimselere anlatamıyordu.
Arabalar sıra ile girdiler içeriye. Herkesin suratı asıktı. Belliki işler kötü gitmişti. Tarık'ın Annesi ve Babası '' Tarık nerede ? '' derken. Murat'ın iki kız kardeşi ve Annesi '' Murat'ı ''. Selcuk'un Babası ve Abiside '' Selcuk'u '' soruyordu. Ateş düşeni yakıyordu..

Ateş düştüğü yeri yakar..

Ne olduğunu anlamışlardı. Fakat nasıl olduğunu bilmek istiyorlardı. İnsanlar kendi aralarında uğultu ve konuşma başlamıştı. Kenan Hummer'in üstüne çıktı ve havaya bir el ateş etti. Herkes susmuştu.
Bugün planlarımız dahilinde SİZLER İYİ YAŞAYIN KARNINIZ DOYSUN DİYE ! Alışveriş merkezine gittik. Alışveriş Merkezinde görev dağılımı yaptık. Selcuk AVM Otoparkının kapı girişini tutacaktı. Murat ve Tarık ise Alışveriş arabalarını taşıyarak otoparktaki arabalara götürüp yerleştireceklerdi. Diğerleri ise yarıya bölünmüştü. Yarısı yemek ve içecek alacak. Diğer yarısı da kıyafet alacaktı. '' Yemek işi çok hızlı biteceğini düşünürseniz kıyafet almak için diğer ekipte yukarılara çıktı. Herkese kıyafet almak çok zor çünkü. Burada üçyüz kişiyiz. Ne olduysa o sırada oldu zaten.

TAHMİN EDİYORUM Kİ ! !

Genç Selcuk elini kolunu orada duran bir zombiye yedirdi. Sonra zombiyi öldürdü. Bizden yardım istemeye gelirken yolda öldü ve dönüştü. Sonra Murat'ı ve Tarık'ı ısırarak zombiye dönüştürdü. Böyle olduğunu düşünüyorum.

Bunlar buranın ilk şehitleridir.. Ruhları şad olsun.. ''

Arabadan aşağıya inerken. Kerem yanına geldi. '' Komutanım ne emredersiniz ? ''
Kenan '' Arabamdakilerin hepsini evime taşı. Sonrada istirahat et. ''
Kerem '' Emredersiniz ''
Kenan gülerek Arzu ve Beyza'nın yanına geldi. Arzu ağlamamak için kendini zor tutuyordu. Arzu'ya sarıldı. Arzu ağlamaya başladı. '' Şiii küçüğüm ağlama.. '' dedi ve göz yaşlarını sildi Arzu'nun. Sonra ise Beyza'nın dudaklarını öptü ve onada sarıldı..
Gece Kenan duş aldı. Sonra ise yatağa yattı. Uyuyordu. Çok yorulmuştu. Arzu ve Beyza için aldıklarını bile gösterememişti daha. Beyza mutfaktan bir bıçak aldı. Yavaş ve sessiz bir şekilde Kenan'a doğru ilerliyordu. Kenan'ı uykusunda öldürecekti. Ağır ve yavaş adımlarla ilerledi. Sonra bıçağı havaya kaldırdı. Kenan hala sırt üstü uyuyordu.

Kenan '' ÖLDÜR '' dedi sadece. Elini dahi kaldırmıyordu. Gözlerini açtı Beyza'nın gözlerinin içine baktı. '' Hadi öldür '' diye tekrar etti. Beyza ise donup kalmıştı. Beyza'nın elindeki bıçağı bir hamlede aldı ve Beyza'yı yatağa yatırdı. Beyza'yı öpmeye başlamıştı. Beyza ise sarılmıştı Kenan'a ve azından '' Seni seviyorum aşkım '' Bir daha bana vurma '' lafları çıkıvermişti sadece.

Ertesi Gün..

Kerem '' Komutanım. Osman amca evinde sizi çağırıyor ''
Kenan '' Gidelim bakalım ''
Kerem '' Benim de gelmemi istermisiniz ? ''
Kenan '' Gerek yok ''

Osman Amca'nın evi ..

 Osman '' Davetimi kabul ettiğin için teşekkür ederim ''

Osman elindeki iki bardaktan bir tanesini Kenan'a uzattı. Kenan biraz düşündükten sonra kadehi aldı.  İkiside koltuklarda oturmuşlar ellindeki içkileri içiyorlardı. Kimse konuşmuyordu. Birinci kadeh. İkinci kadeh.. Üçüncü kadeh.. İçkileri bir Osman Amca dolduruyor bir Kenan dolduruyordu..

Osman '' Bu olayı nasıl planladın merak ediyorum ''
Kenan '' Hangi olayı ? ''
Osman '' Kenan Tarık Murat ve Selçuk'u öldüren sensin ''
''Tarık Murat ve Selçuk'tan başka hiç bir zombi yoktu otoparkta ''
Kenan '' Etrafı aradık mı ? ''
Osman '' Sen çok zeki bir adamsın ''
'' Etrafı aratırırdın eğer ki başka bir zombinin olduğunu düşünseydin ''
'' Asıl önemli olan bunu nasıl ve neden yaptığın ''
'' Tarık zombiye dönüştükten sonra da benim üstüme atladı. Beni neden kurtardın ''
Kenan '' Beni iyi yakaladın. Bunlar aramızda kalsın. ''
'' Toplulukları motive etmek için bazen ölümler gereklidir. Bazen insanları öldürmek gereklidir. Bize hiç bir şey olmaz diye düşünen toplum kadar tehlikeli başka hiç bir şey yoktur. Çünkü kendilerini salarlar. Çünkü kendileri koyuverirler. Fakat ölüm acı gözyaşı yaşayan toplumlar daha çabuk kalkınırlar. ''
'' Yüz gün yetecek kadar erzak getirdik ''
'' Çitlerin tamamını yeniledik ve sağlamlaştırdık ''
'' Bunları hepimizin güvenliği için yaptık ''
'' Fakat bu insanları nasıl elinde tutacaksın ? ''
'' Korkuyla. Nefretle kinle Ölüm'le ''
'' Bu insanlar bize kurtarıcı gözü ile bakmazlar ise ayaklanırlar. Senin oturduğun evi Neriman teyze ve damadı göz koyar. Benim oturduğum eve ise Şevket dayı ile gözleri görmeyen Nazife Hanım teyze ''
'' İnsanları birbirine kenetlemek için bazen ölüm gereklidir ''
'' Bende bunu yaptım ''
Osman '' Peki bunu bize çaktırmadan nasıl yapabildin ''
Kenan '' Hepiniz o kadar çok alışmışsınız ki Alışveriş merkezlerine. Sürekli tüketmeye. Sürekli satın almaya. Sizi oraya götürdüğümde ipini kopartan hayvanlar gibi bir sağ bir sola koşturmaya başladınız. Aranızdan ben değil herkes kaybolsa umurunuzda olmayacaktı ''
'' Sizin gibiler Zombiler dünyaya gelmeden önce sürekli satın alan ve tüketen birer bireydiniz. Para kazanma aracıydınız. Düşünmeden satın alanlardınız. Sizin bu düşünmeden satın aldıklarınızdan yaptıkları karlar ile bu zombi virüsü yapmaya kaynak sağlandı. ''
'' Umurunuzda da olmadı benim kaybolmam ''
'' Satın almaya tüketmeye okadar alışmışsınız ki .. ''
'' Önce gittim Selcuk'un yanına ve boğazına bir iğne batırdım.. Sonra ise kalbini durdurdum ''
'' Selcuk tekrardan canlanacak ve zombiye dönüşecekti. İçinizden aklı bir karış havada kim vardı ? Murat ve Tarık. Onları seçtim. Alışveriş arabalarını taşısınlar diye. Onlardan Murat ısırıldı. Tarık ise bizden yardım istemek için koştu. Tarık'ada aynılarını yaptım. ''
'' Seni neden kurtardığıma gelince ''
'' Bir şeyi anlamak istedim ''
Osman '' Neyi ''
Kenan '' Planımı anlayacak mısın ? yoksa anlamayacak mısın ? ''
Osman '' Bu akşam burayı terketmeni istiyorummmmm '' derken başı dönmeye başladı..
Kenan ise içkisini içmeye devam ediyordu. Osman ayağa kalktı ve yere yığıldı. Osman'ı yerden yatağına aldı Kenan. Önce Osman'ın kolunu ısırdı ve Kolundan bir et parçası kopardı. Tıpkı bir zombi gibi. Sonra bu yarayı güzelce temizledi ve bir bez ile kapattı. Sonra ceketinin cebinden çıkardığı zombi kanlarını Osman Amca'nın  kalbine ve Boğazına enjekte etti. Sonra ise yastıkla boğdu Osman Amca'yı. Osman amca zombiye dönüşürken Kenan oradan uzaklaşıyordu. Kapının önünde ise Kerem bekliyordu.
Kerem '' Komutanım Önemli bir şey mi oldu ? ''
Kenan '' Yok. Osman Amca Hasta mı ? ''
'' Rengi çok solgun du ? ''
Kerem '' Bilmiyorum komutanım '' Size bir şey demedi mi ? ''
Kenan '' Hayır demedi. Sordum üşüttüm dedi sadece ''
Neyse ..

Akşam üstü..

Osman Amca'nın eşi kızı ve çocuğu eve geldiler. Bütün gün etkinlikteydiler. Kapıyı anahtar ile açtılar ve kapıyı kapattılar. Osman Amca'nın eşi Hayriye Teyze '' Osman Biz Geldik '' desede hiç bir yerden ses gelmedi. Sonra yatak odasına girdi. Osman'ın uyuduğunu sandı. Yatağa doğru yürüdü. Osman'ın suratına baktı. Osman'ın suratı kireç kadar beyazdı. Yatağa doğru eğildi Hayriye Teyze '' Osman neyin var hastamısın diye sordu ''  Osman amca zombiye dönüşmüştü. Ses hareket ve koku onu hareketlendirmeye yetti. Gözlerini açtı. Gözlerini açar açmaz Hayriye teyzenin boğazını ısırmaya başladı. Kırk yıllık eşini ısırıyor ve yiyordu Osman amca.. Eşinin boğazını kopartırken Osman Amca'nın kızı yetişti. Annesini kurtarmaya çalışıyordu. Annesini kurtarırken Annesinin boğazındaki büyük bir et parçası Osman amcaya kalmıştı. Osman Amca'nın kızı Annesinin boynuna havlu ile bastırıyordu kanamayı önlemek için. Osman Amca ise yataktan kalkarak kızını da ısırmaya çoktan başlayacaktı. Sonra ise sıra Torunlarına gelecekti. Biricik torunlarına..
Zombiye Dönmüş olan Osman kızını ve  kırk yıllık karısını da zombiye döndürmüştü. Etrafta çığlık ve bağırma seslerini duyanlar eve girmeye cesaret edemiyorlardı.  Bütün herkes evine etrafında toplanmış fakat kimse eve girmeye cesaret edemiyordu. Komutan'ı çağırdılar. Eve girse girse bir tek Kenan komutan girebilirdi.

Kenan korkusuz adımlar ile geldi. Herkesin gözü ondaydı. Ona süper kahraman gözü ile bakıyorlardı. Kenan evden içeri girdi. Dört el silah sesi duyuldu.. Kenan camdan dışarıya baktı. Artık temiz . Yakınları girebilir ..

Yatakta Osman Amca'nın torunu oturuyordu. Kolundan bacağından ısırılmıştı.
Yeşim '' Annem beni ısırdı '' diyebildi.
Kenan Başını okşadı küçük kızın.. '' Birazdan bütün acıların bitecek '' diyebildi sadece.
Osman Amca ve Hayriye teyzenin yakınları eve girmişlerdi. Hepsinin cansız bedenlerini görmüşler ve küçük kızın etrafında toplanmışlardı. Küçük kızda zombiye dönüşmüş annesinin kurbanı olmuş ve ısırılmıştı.
Kenan '' çok geç kaldık '' diyebildi sadece.. Sol elini kızın kafasına koydu. Baş parmağı ile kızın alnını seviyordu. Kıza yumuşak bir ses tonu ile '' Gözlerini kapat '' dedi. Kız gözlerini kapattı. '' Anneni Dedeni Anneanneni ve Babanı düşün. Güzel bir günde parkta oynadığınızı düşün ''  dedi. Kız '' Tamam '' diyebildi sadece.

Kenan ve küçük kızı izleyenler göz yaşlarını tutamıyorlardı..

Kenan '' Ne hayal ediyorsun ? ''
'' Anlatır mısın ''
Yeşim '' Pikniğe gitmişiz. Piknikte ben koşuyorum.. Babam beni yakalamaya çalışıyor. Kardeşim Annem'in koynunda. Dedem ve Anneannem mangal'ın başında ''
'' Herkes benimle ilgileniyor ve ben çok mutluyum ''

Silah sesi duyuldu.. Kenan kızın beynini dağıtmıştı. Kızın kafatasından dağılan beyin parçaları ve kan Kenan ve meraklı insanların üzerine gelmişti. Kenan'ın suratı küçük kız'ın kanı ile kaplıydı. Kenan küçük kızı kucağına aldı ve dışarıya çıktı.

Merakla toplanan kalabalık ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.

Kenan '' Osman Amca'yı dünkü Alışveriş Merkezinde zombi ısırmış. Bunu bize söylemedi. Bugün kendisi ile görüştüm.  Bu grubun liderliği için yaşlı olduğunu görevi benim devralmamı istediğini söyledi. Ben se bakarız diyerek geçiştirdim.  Görüşmemiz yarım saat kadar sürdü. Bu süre zarfında ısırıldığını yada anormal bir durumun olduğunu anlamadım. Çok üzgünüm '' Keşke daha önce müdahale etme imkanım olabilseydi .. ''

'' Bundan sonra arkadaşlar Bana abi amca gibi sıfatlar söylemeyeceksiniz ''
'' Benim adım Komutan ''
'' Bundan sonra  yemek bulmak için eğitimli adamlar göndereceğiz ''
'' Zombilere karşı eğitilmiş adamlar ''
'' Savaşabilecek adamlar ''
'' Burada bazıları yemek getirsin bazılarımız yesin devri bitti ''
'' Hepimiz bundan sonra elimizi taşın altına sokacağız ki ; böyle trajediler bir daha yaşanmasın ''
'' Eli silah tutan herkes savaşacak ''
'' Her doğurgan dişi çocuk yapacak ''
'' Bunlara itirazı olan var mı ? ''
'' Benim yerine başkan olmak isteyen var mı ? ''
Kerem birden '' Komutan '' diye bağırdı.
'' Komutan '' Komutan '' Komutan ''  Önce yanındakiler buna eşlik etti. Sonra diğerleri. Bütün kalabalık '' Komutan '' Komutan '' Komutan '' diye bağırıyordu..
Arzu ve Beyza ise Kenan'ın bu yükselişini gördüklerinde gözleri dolmuş ağlıyorlardı..

23 Şubat 2014 Pazar

12. Özel Bölüm Halk Düşmanları

Zombilerin Dünyası 3. Yıla Özel Bölüm '' Halk Düşmanları ''

14 Ekim 2008

David Nicolas '' Beyefendi ''

‘’ Timothy Mcveigh ve ‘’ Usame Bin Ladin’i hatırlıyor musun ? ‘’

Beyefendi ‘’ Evet hatırlıyorum ‘’

David Nicolas ‘’ Üçüncü kez saldırmamızın zamanı geldi ‘’

'' Amerika bizi yok etmek için harekete geçti. ‘’

‘’ Siyah başkanı koltuğa biz getirdik fakat bizi unuttu ve artık bizi yok etmek istiyor ‘’

‘’ Bende bu siyah başkandan ve bazı insanlardan hoşlanmıyorum.. ''

'' Artık zamanı geldi. ''

'' Virüsü yaymalıyız ‘’

Beyefendi '' Planınız nedir ''

David Nicolas '' Amerikanın varoşlarına virüsü ulaştır ''

'' Aynı zamanda bir kaç suikast yap ''

'' Suikast için Askerlerini Türklerden seç ''

'' Başarısız olursak hedef Türkiye'nin olsun ''

Beyefendi '' Elimde buna uygun iki adam var ''

David Nicolas '' En kısa zamanda hazırlığını yap ''

Beyefendi '' Görüşmek üzere ''

Beyefendi bilgisayarını kapattı. Bilgisayarını kapattığı gibi kırmızı butona bastı.. Kapı çalındı ve Seyfo içeri

girdi.

Beyefendi '' Seyfo Mirza ve Sebastian'ı çabuk buraya getirin ''

Seyfo '' Emredersiniz ''

Beyefendi '' Ney Seyfo söyle ''

Seyfo '' Mirza'nın Ölüm Adasından Sonra durumu pek iyi değil ''

'' Siz gerçek değilsiniz diye bağırıyormuş etrafta ''

Beyefendi '' Daha iyi.. Akıllı Mirza'yı kim ne etsin ''

1 Saat Sonra

Beyefendi '' Beyler sizi tatile Amerikaya gönderiyorum ''

Mirza '' Bende tatile nereye gitsem diye düşünüyordum ''

'' İyi oldu bu ''

Sebastian '' Görev nedir efendim ''

Beyefendi '' Göreviniz süikast ''

'' Türkiye'nin üzerine son zamanlarda fazla gelmeye başladı bu amerika ''

'' Sizden şu isimleri öldürmenizi istiyorum ''

'' Son olarak sokaklarda polis itfaiye ambulans cankurtaran sivil savunma askeri birlik hiç bir şey görmek istemiyorum ''

'' Onbeş yaşındaki bir çocuk dahi merkez bankasını rahatça soyabilsin.. ''

'' Amerikanın gardını tamamen düşürün ''

Sebastian '' Ne kadar zaman sonra gidiyoruz ''

Beyefendi '' Hemen ''

'' Uçakta bilgilerinizi alacaksınız ''

'' Yakalanırsanız ''

Mirza '' Her zaman olduğu gibi bizi tanımıyorsunuz ''


Uçakta...

Televizyonda PSY Gangnam Style klibi oynuyordu. Sebastian Mirza’ya döndü:”Annemiz babamız hayatta olsaydı bundan daha iyi yerlere gelirdik. Mirza:” Nereye gelirdik? Çok merak ettim.” Diye cevap verdi.

Sebastian:”Adama baksana saçma bir dans ile Madonna’sından Béyonce’sine kendine hayran bıraktı.”

Mirza: “ Hapishanede beni eğiten Vietnamlı mı Çinli mi Japon mu Koreli mi hepsi birbirine benzeyen
insanlara sahip ülkelerden birinden gelmiş bir rahip vardı. Dünyada gördüğüm en düzgün insandı.Bu
rahibin o hapse nasıl düştüğünü düşünmekten asla uykularım kaçmazdı.Şüphe etmiyor da değildim
Uzak Doğulu dan.Büyük ihtimalle Beyefendi’nin bir oyunuydu bu..Ama rahip iyi hocaydı.O söylemişti. Tam hatırlamıyorum.Ama bu iblis PSY’nin Çindeki çocukların tanrıya kurban edildiği törenlerde halkın yaptığı şeytan dansının aynısını yaptığını söylerdi.

Sebastian: “ Konumuzun bunla ne alakası var?”

“Anne babamız başımızda olsaydı O’ndan daha iyi konumda olurduk.

Mirza: “Kesin birinin kucağında olurduk.Hem annemiz babamız başımızda olsa şu olurdu:Okula git Sebo. Ders çalış Sebo. Bana karşılık verme  Sebo. Üniversite sınavını kazan Sebo. Üniversiteye git Sebo.Askere ne zaman gidicen Sebo? Askerden gel Sebo. Kız bul Sebo. Çocuk yap artık Sebo. Öl artık Sebo. Hayatın böyle sürüp giderdi. Ama hiç yoksa mutlu bir ailen , mutlu bir yuvan olurdu. Hem sana imkan sağlansaydı, PSY de kim, genç kız avcısı Justin Bieber olurdun...Justin Sebo.. Justin Sebo pek uymadı.. 90’larda yayınlanan erotik film Justin e döndü. Dönek Sebo... –Justin in biberleri varsa Sebastian’ın Allah’ı var – isimli çıkış parçanla listeleri kasıp kavururdun..”

Sebastian: “He kanka he. Neredeyse geldik kanka..”

New Mexico sınırı...

Tommy Gun arkasında yüze yakın adamla Mirza ve Sebastian’ı bekliyordu.Mirza ve Sebastian uçaktan indiler.Tommy Gun a doğru yürürlerken Tommy Gun da arkasında göz kamaştırıcı güzellikte Leopar ve Kurt la birlikte onlara doğru yürüyordu. Aralarında iki metre kalana kadar yürüdüler.

“Selamın aleyküm “ dedi Mirza..Tommy Gun ise “Aleyküm selam Kral Mirza” diye karşılık verdi. Tommy Gun Sebastian a ise kafa selamı ile selam verdi. Sebastian “ Kapalı alanda değiliz. Adam gibi selam ver!” dedi. Tommy Gun: “Alfa Star eskisine ne zamandan beri selam veriliyor?” diye cevap verdi. Sebastian : “ Ülkesini satan bir orospu çocuğu anasını da satar.Senin gibi orospu çocuklarının yeri benim karşım değildir. Sen git çavuşun gelsin.” Tommy Gun bu sözlere çok sinirlenmişti.Arkasındaki askerlere doğru baktı.Askerlerinin önünde küçük düşmüştü. “Arada Beyefendi olmasa kim orospu kim çocuğu gösterirdim sana Sebo” diye bağırdı.Mirza bunun üzerine kafasının arkasıyla Tommy Gun a bir kafa vurdu.Tommy Gun birden yere düştü. Leopar ve Kurt silahlarına davranacakken Sebastian gözlüklerini çıkarttı. “Hiç tavsiye etmem bayanlar.. Ölmek için güzel bir gün değil.” Dedi. Tommy Gun ın arkasındaki askerler birden Sebastian ve Mirza’ ya doğru koşarak etraflarını sardılar. Sebastian cebinden çıkardığı plastik patlayıcıyı göstererek, “Hepimize yetecek kadar getirmişim.” Diye güldü. Yerdeki Tommy Gun ağzındaki kan ve kırılan dişleri tükürdü. Askerlerine “Durun!” diye emir verdi

Mirza: “Bunu bilmelisin ki Gun Sebastian a benden başka kimse Sebo diye hitap edemez.”

Sebastian: “Anlaşmamız belli. Kral Mirza ve ben Amerika’nın gardını düşürürken sen ve küçük orospuların da iyi bir dişçi bul ve dişlerini yaptırt. Saygısızlığını bir daha ki karşılaşmamıza kadar burada ki bütün itlerinle birlikte affediyorum. Orospu Argo’ya da selamlar.Söyle O’na Fino köpeğini karşıma dikeceğine kendi gelsin bir daha ki sefere... Gerçek erkeği ona gösterelim..”

Sebastian Leopar ve Kurt’a dönerek gerçek bir askerle takılmak istiyorsanız kapım size her zaman açık.” Cebinden kartvizitini çıkarıp kızlara uzattı.Leopar çaresizce kartviziti aldı.Mirza ve Sebastian uçaklarına geri dönüyordu.Bu karşılaşma anlaşmadan çok gövde gösterisi halini almıştı. Bu gösteriyi Sebastian kazanmıştı.

Üç gün sonra Beyaz Saray

Başkan yardımcısı ofisin kapısını çaldı... Obama düğmeye basarak masasını kilitledi. “Gel” diye seslendi.başkan yardımcısı içeri girdi. “Sayın Başkan.Daha çalışacak mısınız? Saat çok geç oldu.Sağlığınızı da düşünmeliyiz.”

Obama: “ Bu vakitte dinlenmek bize yok.Biraz daha çalışacağım. Beni yalnız bırak.”

Başkan Yardımcısı “Peki efendim.” Dedi ve kapıyı kapattı.Tam o anda kurşun sesleri geldi dışarıdan.

Kimliği belirsiz kişiler Beyaz Sarayın kapısında duran iki kişiyi taramışlardı. Beyaz Saray kırmızı alarma geçmişti. Amerika Birleşik Devletleri Başkanını korumakla yükümlü tim bir anda helikopterle Beyaz Saray’ın bahçesine indi.Başkan Yardımcısı ve Obama güvenlikleri sağlanana kadar ofiste gergin bir şekilde bekliyorlardı.Tim Beyaz Saray’ın bahçesinde yerini almıştı.Kar maskeli askerler Beyaz Saray’a giriş yaptı. Başkan’ı oradan çıkarmakla görevlendirilmişlerdi.Beyaz Saray’ın içine temkinli adımlarla ilerliyorlardı. Güvenlik nedeniyle Beyaz Saray’ın bütün elektriği kesilmişti. Askerler temkinli bir şekilde tek sıra halinde aralarında beşer metrelik mesafe ile birlikte Obama’ya doğru ilerliyorlardı.Arkadan gelen iki asker öndeki askerleri teker teker boyunlarını kırarak sessiz bir şekilde öldürüyorlardı.Geriye ikisinden başka hiç bir asker kalmamıştı.Beyaz Saray’daki başkanlık ofisine kadar ilerlediler.Kapının önüne bir mermi koyarak oradan uzaklaştılar.Helikoptere binerek amaçlarına ulaşmanın zaferiyle Amerika Birleşik Devletleri Başkanı’nı bu şekilde tehdit etmeye cüret edebilecek dünyada sadece iki kişinin olduğunu bilmeleri egolarını tatmin ediyordu..İstediklerini başarmışlardı.. Obama ve Amerika Birleşik Devletleri Karizması çizilmişti. Ama bunu dünya bilmesin diyerek gizli tutmayı tercih ettiler.

Bir hafta sonra

Her zamanki gibi şık giyinmişti.. Gri takım elbisesi ve kırmızı kravatı kol düğmeleri ve altın saati göz
kamaştırıyordu.. Osmanlı imparatoru II. Abdülhamit Han'ın yaptırmış olduğu duvar saatine bakıyordu.. O saati alabilmek için çok para vermişti. Bazen o saatin karşısında saatlerce durur.. Saatin altın ve mücevherler ile kaplı Akrep ve Yelkovanının hareket etmesini seyrederdi. En önemli kararlarını bu saate bakarken almıştı.. Evinin etrafı adamları ile çevriliydi. Güvenliğini en üst düzeyde tutuyordu.. Harcamalarının en fazlası güvenliğine gidiyordu.. Vietnam'a Irak İran Afganistan'a gitmiş askerlere avuçla paralar ödüyordu.. En korktuğu şey öldürülmekti. Avuçla para ödüyordu güvenliğine.. Dolaptan çıkardığı viskinin kapağını açtı.. Bardağına doldurdu.. Kırmızı büyük koltuğuna oturdu.. Sehpada duran purosunu aldı. Altın puro makası ile puronun ucunu kesti. Cebinden çıkardığı paha biçilemez çakmağı ile purosunu yaktı.. Saate bakıyordu.. Saatin Saniyesinin bir sağa bir sola gitmesi onu dinlendiriyordu adeta.. Kapı çaldı ve güvenliğinden sorumlu eski vietnam gazisi Albay içeri girdi..

Albay '' Efendim hazırız ''

'' Tüm güvenlik önlemleri alındı ''

'' Siz ne zaman isterseniz çıkabiliriz ''

Richard '' Gidelim o zaman ''

Yedi araçlık bir konvoy Richard'a eşlik ediyordu.. Elliye yakın adamı ise kilisede önceden mevkilenmişti. Bir kilisenin açılışı için yola düşmüştü. Pek dindar bir adam sayılmazdı Richard. Pazar günleri kiliseye mecburen giderdi.. Amerikan halkına iyi bir aile babası ve iyi bir hristiyan süsü vermesi gerekiyordu. Rol yapardı.. Hedefini yüksek tutmuştu. İlerde bir gün Amerika Başkanı olmayı hayal ediyordu. Parlamentoda saygın biriydi. Richard o gün Altı bin dört yüz nüfuslu Eustis kasabasının yanan kilisenin yerine yenisini kendi cebindeki kanlı parayla yaptırmıştı.. Amerikan halkı bu yüzden ona minnet duyuyordu.. Aslında Amerikan halkının illegal yollar ile ceplerinden aldığı paraların ufak bir bölümünü Amerika için harcıyor ve kamuoyunda takdir ile karşılanıyordu.
Richard kilisenin önüne geldiğinde bütün kamera ve muhabirler bir anda etrafını çevirmişti bile.
Richard'ın korumaları habercilere engel oluyorlardı.. Richard '' Lütfen beyler ve bayanlar.. Bu bir hayır işi ve haber yapmanızı istemiyorum '' dedikten sonra kürsüye doğru yürümeye başladı.. Richard'ın bu lafları tamamen göz boyamaydı.. Richard'ın adamları çağırmıştı habercileri..
Eustis kasabasının başkanı gurur ile Sayın Bay Richard'ı kürsüye davet etti. Halk onu alkışlıyordu.
Richard kürsüye çıktı ve konuşmaya başladı..

'' Bayanlar ve Baylar ''

'' Yanan kilisemizin yerine, daha büyüğünü ve daha güzelini inşa ettik ''

'' Buna katkısı olan herkese teşekkür ediyorum ''

'' Bütün dünya gördü ki ; Yanan bir kilisemizin yerine daha iyisini yapabiliyoruz ''

'' Her zamanda yapacağız ''

'' Ben Amerikalıyım ''

'' Amerikan vatandaşı olmaktan gurur duyuyorum ''

Nerden geldiği belli olmayan bir kurşun sesi duyuldu.. Richard bir anda yere düştü.. Evlerin çatılarına yerleştirilmiş keskin nişancılar kurşunun nereden geldiğini anlamaya çalışıyorlardı.. Muhabirler yerde yatan Richard'ın son fotoğrafını çekebilmek için birbirleri ile yarışıyorlardı.. Richard'ın adamı Albay şah damarının atıp atmadığını kontrol etti. Sonra ise yanındakilere bakıp '' Ölmüş '' diyebildi.. Albay çatılardaki keskin nişancıları saymaya başladı.. Bir tanesi eksikti.. Adamları ile birlikte oraya doğru koşmaya başladı.. Binaya hızlı bir şekilde girerek çatıya doğru çıkmaya başladı.. Albay'ın bütün adamlarıda peşinden geliyordu.. Keskin nişancının yüz üstü yatıyor halde buldu.. Eliyle ters çevirdi.. Çelik tel ile boğulmuştu.. Keskin nişancının yüzünü döndürünce yerde duran mekanizmanın sesini duydu.. Bombalı mekanizma 1 saniyeyi gösteriyordu.. Herkes dışarı çıksın dediği anda bina havaya uçtu.. Binanın parçaları etrafa yayılıyordu..

Mirza ve Sebastian kanalizasyon da ilerlerken patlama sesi duydular..

Sebastian '' Büyük bir iş yaptık ''

Mirza '' Amerikanın bir kasabasında kilise açılıyor diye yaptığımız fedakarlığı bilse bu Amerika halkı seni kesin başkan koltuğuna oturturlar ''

'' Ama dikkat et Siyah Adam Obama olmasın o an koltukta ''

'' Kucak dansı yaptırırlar adama ''

'' Kucağa oturan Sebo ''

Sebastian '' Pislik Serseri ''

Mirza ve Sebastian ilk eylemini gerçekleştirdikten hemen sonra Las Vegas’a hareket ettiler. Hedeflerindeki isimler belliydi. Silah Kaçakçısı Rus Baron. Uyuşturucu Kaçakçısı Çin Baronu. Bunları ülkeye sokan Amerikan Baronu. Üçünün toplantısı Las Vegas’ın en önemli otellerinden birinde gerçekleşecekti. En önemli anlaşmalara burada imzalanmıştı. Mirza ve Sebastian dışarıda bekliyorlardı.. Otelin yirmi üçüncü katında gerçekleşecek görüşme için her şey hazırdı. Kuş uçmuyordu otelin etrafında yoğun güvenlik önlemi vardı. Üç baronda otele giriş yaptılar arka arkaya. Saatler gece yarısı on ikiyi gösteriyordu.

Sebastian ‘’ Buraya girmek neredeyse imkansız ‘’

Mirza ‘’ İmkansız diye bir şey yok ‘’

Sebastian elinde tuttuğu tabancası ile fırsat kolluyordu. Mirza ise arabanın arkasından çıkardığı bazukayı eline aldı. Sebastian elindeki tabancaya baktı sonra ise Mirza'nın elindeki Bazukaya.. Tabancayı beline koydu. Başka bazuka var mı ? diye sordu. Mirza ise var dedi. Mirza ve Sebastian otelin yirmi üçüncü katındaki odaya bombaları fırlattılar. Bazuka’nın bombası gidiyordu.
Bazuka giderken Mirza diğer bombayı taktı ve onuda ateşledi. Normal bir şekilde bazukayı ateşliyor ve yerden bir bomba daha alıp onuda yirmi üçüncü kata ateşliyordu. Otelin yirmi üçüncü katını yerle bir etmişti Mirza.Rus baron, Çin baronu ve Amerikan baronunun parçalarını toplamaya çalışırken Amerikan polisi,Mirza ve Sebastian siyah klasik arabalarıyla çoktan Las Vegas’tan ayrılmışlardı.Sebastian cep telefonundan haberleri izliyordu.Olayı anlatan kadın spikerin duygu yüklü konuşmasını dinleyen Sebastian iyice keyiflenmişti. Yaptığı suikastlar ne kadar büyük ne kadar etkili ve ne kadar ölüm içeriyorsa o kadar keyifleniyordu.



İki Gün Sonra Washington

Karısı ve İki çocuğu ile birlikte sinemaya gitmeye hazırlanıyordu Bay Salamon. Çocuklarını kıramamıştı. O yüzden sinemayı kapatmak için yüklü miktarda para ödemişti. Sinemada kendilerinden başka hiç kimse yoktu. Çocukları güzelce eğlenmişti Bay Salamon’un. Başka yerdeki çocuklar kendi sattığı silahlarla ölürken kendi çocuklarının mutluluğu için sinema bile kapatıyordu Bay Salamon.Çocuklarının bütün isteklerini yerine getirmeye çalışıyordu. Aslında çok garipti. Bir çok çocuğun ölümüne neden olan, savaşlar başlatıp savaşlar bitiren büyük bir konseyin silah kaçakçılığı rolünü üstlenen Bay Salamon çocuklarıyla birlikte mutlu bir şekilde film izliyordu.Çocukları ile çok mutluydu.Sonunda film bitmişti.Büyük oğlu sağında küçük kızı ise solunda yürüyordu.İkisinin de elinden tutuyordu.Çıkışa doğru yöneldi.Güvenlik müdürü dışarıyı kontrol ettikten sonra “Çıkabilirsiniz Bay Salamon” dedi.Salamon ve çocukları sinemanın kapısından çıkıp arabalarına doğru yürüyorlardı.Güvenlik açısından gittikleri sinema ara sokaktaydı.Gri takım elbiseli fötr şapkalı, pardösülü Mirza, ara sokakların birinden çıkarak Thomson marka otomatik tüfekle Bay Salamon’un Karşısına çıktı. Arkadan yaklaşan Sebastian ise korumaların kafasına hızlı ve seri bir şekilde kafalarına birer kurşun sıkarak Bay Salamon’u yalnız bıraktı.Bay Salamon’un çocukları babalarının arkasına saklanmıştı. Karısı ise “Kim bunlar, ne oluyor?” diye panik içerisinde sorular soruyordu.Bay Salamon ise  hiç korkmuyordu.”Sizi kim gönderdi?” diye sordu. Mirza:“Yan masadan gönderdiler!” Bay Salamon:”O ne demek?” diye bağırdı. Mirza elindeki Thomson’un namlusunu dudaklarına getirdi ve “Suuus” dedi. Bay Salamon ‘’ Çocuklarımı ve Karımı bırak ‘’ Bana ne yapıyorsan yap. Sizden korkmuyorum ‘’ diye bağırdı. Sebastian ise birden Bay Salamon’un karısının beynini dağıttı. Mirza ‘’ Birincisi Bay Salamon bize asla emir vermeyin ‘’ ‘’ İkincisi Bay Salamon sizi ve ailenizi tamamen yok edeceğiz ‘’ Mirza Thomson’u Salamon’a ve çocuklarına doğrulttuğu gibi ateş etmeye başladı. Bay Salamon’un vücuduna bir çok mermi isabet etti. Bay Salamon yere düşmeden canını çoktan teslim etmişti. Mirza ve Sebastian çocukları orada bırakarak oradan uzaklaştılar. Bir kaç saat geçmeden Mirza ve Sebastian, Bay Salamon’un ofisini bastılar.
Ellerindeki thomsonlar ile ofisinde bulunan yirmi kişiyi kurşunlarla buluşturdular. Bay Salamon’un ölüm haberi duyulmadan O’nun hesabına çalışanların da sonu gelmişti.


Bir kaç gün sonra Amerika Kaliforniya’da bir otel odası..

Sebastian ‘’ Neden Kaliforniya’yı seçtik ? ‘’

Mirza ‘’ 150 sene evvel altın kaynakları keşfedildi burada. O zamanlar nüfusu on binin altındayken
günümüzde Amerika kıtası'nın en büyük ekonomi merkezi konumuna gelen Kaliforniya; Amerika Birleşik Devletleri'nin de en büyük ekonomik gücünü temsil eder.

Kaliforniya eğer bir ülke olsaydı, dünyanın en büyük 6'ıncı ekonomisine sahip olurdu.) Bu ekonomiksel durum, resmi yerleşimi henüz 200 yaşına bile gelmemiş topraklarda ulaşılabilen mucizevi bir başarıdır.”

Sebastian ‘’ Sen bunları nereden biliyorsun ‘’

Mirza ‘’ Otelin resepsiyonunda kaliforniya hakkında bilgi kitapçığını alıp okusaydın sende bilirdin ‘’

‘’ Çok gezen bilmez Sebo çok okuyan bilir ‘’

‘’ Çok gezen bilir, çok yaşayan bilir lafı okuyamayan eziklerin uydurmuş olduğu bir saçmalıktır sadece ‘’

Sebastian ‘’ Vay arkadaş ‘’

'' Amerikaya geldiğimizden beri ayaklı kütüphane gibi oldun ''

'' Nasıl bir hava atıyorsun bana anlamıyorum ''

Mirza ‘’ Ee yeğenim kızları dürteceğine biraz beynini kullan ''

Sebastian '' En kısa zamanda .. ''

Ertesi gün Hollywood Film Stüdyosu Mirza ve Sebastian temizlikçi olarak Hollywood’da işe başlamışlardır. İki temizlik işçisini kaçıran bu ikili onların yerine işe girdiler. Yerleri temizliyorlardı. Mirza ve Sebastian rollerini iyi yapıyorlardı.. Birden limuzinden bir bayan indi. Yanında yirmiye yakın koruması vardı. Sebastian birden elindekileri bıraktı ve koşarak bir artistin yanına gitti.

Sebastian ‘’ Sizin çok büyük hayranınızım ‘’

‘’ Bana imzalı bir resminizi verebilir misiniz ? ‘’

Rihanna ‘’ Tabikide ‘’

Rihanna yanındakine baktı ve yanında duran takım elbiseli adam cebinden bir fotoğraf ve kalem çıkartarak Rihanna ya uzattı.

Rihanna ‘’ Ne yazmamı istersin ? ‘’

Mirza ‘’ En iyi pompacı diye yaz 3860 a gönder Rihanna..”

Sebastian ‘’ Arkadaşımın kusuruna bakmayın. Sebastian’a sevgilerimle diye yazarmısınız ‘’

Rihanna ‘’ Olur ‘’

Rihanna elindeki resmi imzaladı ve Mirza’ya doğru baktı. Mirza’ya ters ingilizce ile ‘’ Sen David Nicolas’ın yenilmez Mirza’sı değil misin ? ‘’ ‘’ o gün bende oradaydım. Polis katili ‘’ diye sordu.
Mirza anlamamıştı. ‘’ Anlamadım ‘’ diye cevap verdi. Rihanna ise düz ingilizce ile ‘’ Boş ver unut gitsin ‘’ dedi ve yanındaki korumalarına ‘’ Bugün çalışmak istemiyorum.. Bu hafta çalışmak hiç istemiyorum. Klip çekimini önümüzdeki aya erteleyin ‘’ dedi ve oradan hızlıca uzaklaştı. Sebastian ne olup bittiğini anlamamıştı. Rihanna uzaklaşırken Sebastian Mirza’nın yanına doğru geldi.

Sebastian ‘’ Bak kaçırdın karıyı ‘’

Mirza ‘’ Genelde beni görünce ya çığlık atarlar yada kaçarlar ‘’

‘’ Çığlık atarken de kaçarlar Sebastian ‘’

Sebastian ‘’ Ne diye atlıyorsun oradan en iyi pompacı diye ‘’

Mirza ‘’ Belki benzin istasyonundaki pompacı niye hemen kötüye alıyorsun ki ‘’

‘’ İçi fesat sebo ‘’

Sebastian ‘’ Neyse boşver. Böyle olması çok daha iyi oldu. Bunun gibi sexy bir kalçanın ölmeyecek olmasına sevindim. Hadi işimize bakalım. Kaliforniya’da daha çok işimiz var ‘’

Mirza ‘’ Kesinlikle ‘’

Steven ilk kez Hollywood’u gezmek için gelmişti. Kilometrelerce yolu hep görmek istediği Hollywood’u görmek için gelmişti. Öğretmeni birbirinizden ayrılmayın el ele tutuşun diyordu. Rehber ise onlara Hollywood hakkında bilgiler veriyordu. Steven yanındaki Thomas’a birgün burada bende çalışacağım diyordu. Hollywood hakkında her şeyi biliyordu Steven. O yüzden rehberi dinlemek yerine büyülü ortamı izliyordu.. Öğretmen “Şimdi de trene bineceğiz” diyordu.. “Herkesten yanındaki arkadaşı ile sıra olmasını istiyorum” O sırada Steven temizlik işçileri Mirza ve Sebastian’ı görmüştü. Onların yanına geldi. Onlarla konuşmak istiyordu.

Steven ‘’ Merhaba ‘’

Mirza ‘’ Merhaba ‘’

Steven ‘’ Kaç yıldır bu işi yapıyorsunuz ‘’

Mirza ‘’ Bugün başladık ‘’

Steven ‘’ Bu atmosferde çalışmak mükemmel olmalı ‘’

Mirza ‘’ Kaç yaşındasın ‘’

Steven ‘’ Dokuz yaşındayım ‘’

‘’ Tek bir hayalim var bugün burada çalışmak ‘’

Mirza ‘’ Sana tavsiyem buranın keyfini çıkart ‘’

‘’ Yemek istediğin bir şey varsa ye hiç çekinme. ‘’

‘’ Paranı son kuruşuna kadar harca ‘’

‘’ Ve hayallerinin peşinden git ‘’

Steven ‘’ Tavsiyeni dikkate alacağım ‘’

Öğretmen ‘’ Steven buraya gel ‘’

Steven ‘’ Gitmek zorundayım ‘’

Mirza ‘’ Hakkını helal et ‘’ ( Arapça söyledi )

Steven ‘’ Ne dedin anlamadım ‘’

Mirza ‘’ İyi şanslar ‘’

Steven ‘’ Teşekkürler ‘’

Steven Mirza ve Sebastian’ın yanından ayrılıyordu. Sebastian ve Mirza ise arkasından bakıyordu çocuğun.

Mirza ‘’ Cinayet işlememiz gereklimi ki ? ‘’

Sebastian ‘’ Devlet cinayet işlemez Mirza. İdam eder ‘’

Mirza ‘’ Nereden buluyorsun böyle süslü lafları ‘’

Sebastian ‘’ Aklıma geliyor ‘’

Mirza ‘’ Alfa-Star’dan sonra sen bir gün Türkiye’nin başınada geçersin ‘’

Sebastian ‘’ Kısmet. ‘’

‘’ Sen yanımda ol yeter ‘’

Mirza ‘’ Gene İbrahim Tatlıses’e bağladın olayı ‘’

‘’ Gariban sikici sebo ‘’

Sebastian ‘’ Kes sesini. ‘’

Steven ve arkadaşları trene bindiler.. Korku treniydi bu. Hollywood’u her ziyarete gelenin bindiği bir yerdi. Dinozorlar King Kong ve diğer canavarların olduğu çeşitli klasik filmlerin setlerinin önünden geçiliyordu. Rehber King Kong’u görüyoruz dediği anda King Kong çıktı ve öğrencilere saldırma hareketi yaptı. Bütün öğrenciler bağırıyordu korkudan. Şimdi ise 1940 ların efsane filmi halk düşmanları ile karşınızdayız. Amerikada’ki güç savaşını konu alan bu film. Steven hayranlıkla izliyordu halk düşmanlarını bir anda patlama sesi ile birlikte alevler trene doğru gelirken trende havaya uçmuştu. Bir kaç patlama sesi daha duyuldu. Hollywood yerle bir olurken polis arabaları ambulanslar Hollywood’a doğru gitmeye çoktan başlamışlardı. Mirza ve Sebastian ise oradan uzaklaşıyordu.. Hollywood yerle bir olmuştu çoktan..



Ertesi gün Kaliforniya Belediye Binası Önü

Kaliforniya Valisi Hollywood’a yapılan saldırı için halkın önünde basın açıklaması yapıyordu. Bu lanet saldırıyı kınıyoruz. Bu lanet terör saldırısının faillerini en kısa zamanda yakalayıp bu meydanda asacağız. Yetkililerin elinde önemli ip uçları var. Zor yürüyen yaşlı bir kadın bile burada. Korumalara izin verin yaşlı bayan bana bir şey söylemek istiyor.. Korumalar yaşlı bayan’ı Kaliforniya valisinin yanına kadar getirdiler.

Yaşlı Kadın ‘’ Tanrı sizi korusun ‘’

Cebinden çıkardığı gümüş işlemeli hac’ı kaliforniya valisinin boynuna asmak istedi. Fakat yaşlı kadın o kadar halsiz ve güçsüzdü ki yürün geçleri olmadan ayakta zor duruyordu. Kaliforniya valisi eğildi ve hacı takmasına yardımcı oldu.

Kaliforniya Valisi ‘’ İşte sırf bu yüzden Amerika yıkılmaz ‘’

‘’ Teşekkür ediyorum bize inancınız için hanım efendi ‘’

Yaşlı bayan korumaların eşliğinde yürün geçlerine tutundu ve yürümeye başladı. Kalabalığın alkışları
eşliğinde yürüyordu. Kaliforniya Valisi ise gözleri dolmuştu. Konuşmasına devam ediyordu. İyice galeyana gelmişti. Yaşlı bayan ise yavaş yavaş uzaklaşıyordu.. Kaliforniya valisi hala yaşlı kadını gözleri ile takip ediyordu ara sıra. Kaliforniya Valisi Sözlerini bitirdiği sırada Yaşlı kadın ona uzaktan bakıyordu. Elini işaret parmağı ile orta parmağını namlu ve baş parmağını horoz gibi yaptı. Kaliforniya valisine uzaktan ateş ettiği sırada bir patlama sesi duyuldu. Kaliforniya valisinin boynuna asılmış olan haç birden patladı ve valiyi bütün herkesin gözleri önünde paramparça oldu. Kan ve validen kalanlar kalabalığın üzerine sıçramıştı çoktan. Kalabalık panikle kaçmaya çalışırken karşılıklı duran iki çöp tenekesi birden patladı. O patlamalar bittiğini sanılırken birden belediye binası havaya uçtu. Ayağı kopanlar kolu kopanlar. Patlama ve yangın sesinin üzerine etrafta bağırmalar hakimdi. İtfaiye ambulans ve polisler görev yerine gelecekleri sırada orada duran bir arabada patladı. İtfaiye yi ambulansı ve polis arabalarını etkiledi. Kimse bir patlama daha gelecek diye müdahale bile etmiyordu. Yaşlı kadın ise karanlık sokaklarda kaybolmuştu. Yaşlı kadın Sebastian’dan başkası değildi. Sebastian lağımdan kaçarken polisler ise görgü tanığı arıyorlardı. Hala ip ucu arayan polisler ellerinde hiç bir delil yoktu. Sebastian ve Mirza New York’a çok tan harekete geçmişlerdi bile.

Yedi gün sonra New York. Amerikan yetkilileri metro hava yolları her tarafı tutmuşlardı. Ülkeye giriş ve çıkışları dahi yasaklatmışlardı. Amerikalı yetkililer halka dışarıya çıkmamalarını öneriyorlardı. Fakat New York Halkı Terör saldırılarını ve hükümetin hala saldırganları yakalanamaması üzerine protesto yürüyüşüne başlamışlardı. Ünlü New York Times meydanında toplanan binlerce kalabalık saldırıyı protesto ediyorlardı. Obama’yı istifaya çağırıyorlardı. Binlerce kişilik kalabalık hükümeti istifaya çağırıyordu. Sıkı güvenlik önlemleri alınmıştı. Bomba imha ekipleri eğitimli köpekler çatılarda keskin nişancılar yüzlerce polis itfaiye eri ve ambulanslar bekliyordu. Konuşmacı mikrofona geçti.

Konuşmacı ‘’ Ülkemizde bir aydır hemen hemen her gün saldırılar devam etmekte. Bu saldırılar karşısında hükümetimizin acizliği görülmüştür. Afganistan Bağdat Suriye İran Irak ‘a barış getirmeye çalışan Amerika hükümeti barışı kendi içinde arasın başta. Obama’yı istifaya davet ediyorum..

Patlayan silahlar Amerikan malı. Patlayan bombalar Amerikan Malı. Kendi silahlarımız ile vuruluyoruz.

Halk bağırıyordu konuşmacı karşısında.

Birden helikopter sesi duyuldu. Apachi helikopter kalabalığın olduğu yöne doğru ilerliyordu.
Helikopter’den atılan füzeler keskin nişancıları hedef almıştı. Kalabalık patlama seslerinin ne olduğunu bile anlamadan üzerlerine helikopterden yağmur gibi kurşunlar inmeye çoktan başlamıştı. Kalabağıla otomatik tüfek ile ateş ediyordu Mirza. Helikopteri ise Sebastian kullanıyordu.. İki acımasız katil halkı kurşuna diziyorlardı.. Keskin nişancılar çoktan ölmüşlerdi. Halk kaçmaya çalışıyor fakat Mirza’nın kurşunlarına hedef oluyorlardı.. Kurşunlardan kaçamıyorlardı. Amerikan halkı meydandan kaçmaya çalışırken birden sokak aralarında bombalar patlamaya başladı. 2 dakikalık silahlı saldırı ve yedi bombanın kullanıldığı bu kanlı eylem bittiğinde 420 amerikan vatandaşı ölürken ikiyüze yakın amerikan vatandaşı ise saldırının anılarını vücudunda birer iz olarak taşıyacaklardı..

Bir kaç gün sonra.. Ortalık son saldırıdan sonra normale dönmeye başlamıştı. Birden Tv kanallarından iki kişi belirdi. Bunlar yüzleri kar maskesiyle örtülü Mirza ve Sebastian’dan başkası değildi.

Bizler Kurtuluş Örgütü adına konuşuyoruz. Şu anda Amerikanın tüm eyaletlerinde bombalar var.
Özelliklede Üniversite Kolej ve ilk öğretimlerde. Her eyalette yirmi üç tane okulda ayrı ayrı bomba
var. Okulları boşaltmaya çalışırsanız patlar. Okuldaki öğrenciler kaçmaya çalışırsa patlar. Size dört saat süre veriyoruz. Guatemaladaki bütün kardeşlerimiz serbest bırakılacak. Guatemala'da ölen her kardeşimiz adına on milyon amerikan doları vereceksiniz. Süre başladı.

Ekrandaki görüntü yerini 04:00:00 dan 03:59:59'a dönmüş ve bir saniyede bir inmeye çoktan başlamıştı.. 

Yayının nereden geldiği belli değildi.Kimsenin umrunda da değildi.Herkes evladının,yeğeninin canını
düşünüyordu.Sadece halk değil, bütün polisler askeriye ve diğer kuruluşlar okullara akın etmişlerdi
Amerika’nın gardı tamamen düşmüştü. Tomy Gun virüsü meksika sınırından çok kolay geçirdi ve ülkeye yaymaya çoktan başlamıştı. Mirza ve Sebastian uçakla evlerine dönerken.



O sırada Jet Uçak..

Mirza '' Bu Amerika çok uluslu değil, babası belli olan fakat babasının kim olduğu bilinmeyen bir ülke ''

Sebastian '' Neden ''

Mirza '' Yıllarca bir çizgi film oynattılar. Hapishanelerinde yatarken bile onu izlerdik ''

'' Çünkü kahrolası yerde başka hiç bir şey oynamazdı ''

Sebastian '' Hangi çizgi filmmiş o? ''

Mirza '' Duffy Duck ve Bugs Bunny ibnesi. ''

Sebastian '' Tavşanın neresi ibne ''

Mirza '' Hapishanede Bugs diye ibne bir beyaz vardı ''

'' Duffy Duck Zencileri,Bugs Bunny ise beyaz insanları temsil eder. Çizgi Filmde bu yüzden hep kavga ediyorlardır. Hepimiz Duffy Duck'a uyuz olurduk bu yüzden. Bugs Bunny de severdik. Amerika ırkçılığa karşı sözde fakat insanlara ırkçılığı empoze etmeye çalışan çizgi filmler üretiyor ''

Sebastian '' Vay arkadaş ''

'' Bunu nereden duydun sen ''

Mirza '' Hiç kitap okumuyorsun Sebo ''

'' Boyna Müjde Ar’ın kafasını cama sıkıştırmaya çalışıyorsun ''

'' Biraz kitap oku ''

Sebastian '' Sen kitap okuyor musun ? ''

Mirza '' Hayır Sebo ''

'' Mirza kitap gibi adamdır ''

'' Sende olsan olsan bir dergi olabilirsin

Sebastian '' Kitaba çok var diyorsun yani ''

Mirza '' Kitaba çok yok ama sen bir Porno dergisin ''

Sebastian '' He kanka he ''

Mirza '' Amerikayı bana sor kanka ''

'' Her bir şeyini bilirim ''

Sebastian '' İyiki bir kaç sene yattın o hapishanede ''

Mirza '' Benim gibi Müslüman Türk ve Bir Beyaz o hapishanede çok yaşamazdı Sebo ''


O sırada Amerika...

DxN’in planı saat gibi işliyordu. Amerika Birleşik Devletleri’nin terör saldırılarından dolayı Güney Amerika’da neler olup bittiğinden haberi dahi yoktu.Güney Amerika’ya virüs çoktan gelmişti.Argo’nun komutasındaki Alfa Star B takımı virüsü önce Güney Amerika kıtasına yaymış, sonra ise sınırdaki askerler yok ederek zombilerin Amerika Birleşik Devletleri’ne girmesine olanak sağlamıştı.Kendilerine sağlık ekibi süsü vererek Amerika’nın varoşlarına domuz gribi virüsünden koruma adı altında zombi virüsünü masum halka enjekte etmişlerdi.Zombi virüsü Amerikada hızla yayılmaya başladığında Mirza ve Sebastian çoktan Türkiye’ye geri dönmüşlerdi.

Beyaz Saray...

Başkan’ın sekreteri: “Başkanım kırmızı hatta Sayın David Nicholas var.”

Obama telefonu kaldırdı ve “Efendim” dedi.

David Nicolas:”Senin canını neden bağışladım biliyor musun?”

Obama: “Bütün bunların altından senin çıkacağını tahmin etmeliydim.. “

David Nicholas: “Sevdiklerinle vedalaş Siyah Adam..Bir hafta içinde tanıdığın herkes ölecek. Onüçler
konseyine yanlış yapmanın bedelini sevdiklerinin kanıyla ödeyeceksin.”

David Nicolas Telefon kapanmıştı...

Obama sinirli bir şekilde kırmızı telefonu yerine koydu.Kırmızı telefon tekrar çalmaya başladı. Obama telefonu açar açmaz “ Daha ne istiyorsun orospu çocuğu” diye bağırdı.

Obama’nın karısı: “Hayatım benim. Kızlarımız çok hasta. Lütfen buraya gel. Üç gün önce okulda domuz gribine karşı aşılandıklarını söylüyorlar.”

9 Şubat 2014 Pazar

11. Özel Bölüm Ölümcül Dövüş

Zombilerin Dünyası 3. Yılına Özel, Ölüm Dövüşü Özel Bölüm


Yıl 1997

Beyefendi '' Hepinizi buraya neden getirdim bilmek istiyorsunuz ''

'' Özel eğitimlerden geçtiniz ''

'' İlk önce 64 kişiydiniz buraya geldiğinizde.. 32 kişi kaldınız.. Şimdi ise 16 kişisiniz.. ve üzgünüm ki sekiz kişi daha burayı terk edecek.. ''

'' Sizler Allah tarafından seçilmiş olanlarsınız. ''

'' Buradan tek bir şampiyon çıkacak ''

'' O şampiyon bizim de ülkeninde şampiyonu olacak ''

'' Bütün askerlerin başı olacaktır ''

'' Sorusu olan ''

Mirza '' Ben bütün askerlerin başı olmak istiyorsam ? ''

'' Sadece Sebastian'ın başı olmak istiyorsam ''

'' Baş derken diğer anlamda değil ''

Beyefendi gülümsedi.. '' O zaman dövüşmezsin Mirza ''

'' İlk dövüşte ölürsün ''

'' Yenilmez Mirza ''

Mirza '' Anlaştık o zaman ''

Beyefendi '' Seyfo ''

'' Torbayı getirin ''

Seyfo '' Emredersiniz Efendim ''

Beyefendi '' Asit ilk sıra senin seç bakalım ''

'' Torbanın içinden bir isim al ve yüksek ses ile oku ''

Asit hızlıca yerinden kalktı koşar adımlarla yürüdü ve torbaya elini soktu. Bir kağıdı eline aldı. Kağıdı açtı..

Asit '' Kocaeli  '' diye bağırdı..


Son 16

Asit vs Kocaeli

Şeytan vs Sansar

Ölüm Meleği vs Kabil

Ateş vs Habil

Mirza vs Ares

Barut vs Tuncay

Sebastian vs Kabus

Argo vs Medet



Barut Tuncay'a karşı..  Barut'un üstünlüğü ile geçen karşılaşmayı Barut kazandı.. Rakibi Mirza oldu..

Barut Tuncay'ı dövmeye devam ediyor. Tuncay'ın bütün vücuduna Barut'un sert yumrukları gelmeye devam ediyor.. Barut Tuncay'ı cezalandırıyor sanki. Tuncay tekrar yere düştü.. Barut geldi ve Tuncay'ın boynunu kırdı.. Kazanan Barut oluyor..


Şeytan Sansar'a karşı.. Şeytan ile Sansar başa baş bir mücadele ile son dakikalara girdiler.. Şeytan son dakikalarda yaptığı hamleler ile Sansar'ı öldürmeyi başardı..

Şeytan ve Sansar iyice yoruldular.. Fakat ikiside mücadeleyi bırakmıyor.. ilk hata yapan kaybedecek gibi görülüyor.. Sansar tekme attı. Fakat Şeytan Sansar'ın tekmesini yakalıyor. Şeytan Sansar'ın bacak arasına bir yumruk atarak Sansar'ı kısır ediyor.. Sansar yerde acı içinde kıvranırken Şeytan Sansar'ın acımadan boynunu kırıyor..

Asit, Kocaeli'ye karşı.. Asit'in büyük üstünlüğü ile geçen dövüşü Asit kazandı. Rakibi Şeytan oldu..

Kocaeli ve Asit birbirlerine sert ifadeler ile bakıyorlardı.. O kadar darbe almasına rağmen Kocaeli hala ayaktaydı.. Kocaeli pes etmek istemiyordu. Fakat artık çok yorulmuştu.. Asit Kocaeli'ye doğru koşarak geldi ve Kocaeli'nin göğsüne ayağının tabanı ile sert bir tekme vurdu. Kocaeli aldığı tekme ile sırt üstü yere düştü. Asit Kocaeli'nin kafasına vurmaya başladı.. Kocaeli son nefesini Asit'in ayaklarının altında verdi..  

Kabil, Ölüm Meleği'ne karşı .. Ölüm Meleği Kabil'i dövüş başlar başlamaz kombine yumruklarla birlikte yere düşürdü. Ne olduğunu bile anlamaya fırsatı olmayan Kabil'in boynunu hemen kırıverdi. 

Ateş. Habil'e karşı.. Ölüm Meleği Kabil'i öldürürken. Ateş ise Habil ile denk bir mücadele içerisine girdi. Fakat bu dövüşten Ateş galip çıkmayı bildi..

Argo, Medet'e karşı.. Argo Medet'i fena dövdü.. Rakibini küçümsedi.. Medet'in hiç bir şansı yoktu.. Fakat rakibine çok acı çektirdi.. Medet'in iki kolunu birden kırdıktan sonra öldürdü..


Ares, Mirza'ya Karşı..  Ares'in Mirza'ya karşı şansı olmadı. Müsabaka başlar başlamaz Mirza rakibini direk öldürdü..


Kabus, Sebastian'a karşı..  Sebastian Kabus'u oyalanmadan öldürmeyi başardı..


Üç gün sonra ..

Son Sekiz  : 8

Asit vs Şeytan

Ölüm Meleği vs Ateş 

Mirza vs Barut

Sebastian vs Argo



Asit Şeytan'a Karşı...

Asit ve Şeytan büyük bir rekabet halindeydiler.. Birbirlerinden asla hoşlanmazlardı..Asit ve Şeytan savaş alanının ortasına gelmişlerdi. Beyefendi ile Seyfo ve diğer askerler ikilinin kapışmasını bekliyorlardı.. 

Asit ve Şeytan Beyefendiye doğru dönüp selamlarını verdiler.. Beyefendi '' Başlayın '' dedi.. Şeytan ve Asit birbirlerine bakıyorlardı.. Bir ipteki iki cambaz misali. Doğru zamanı ve doğru hamleyi bekliyorlardı. Yavaşça birbirlerine yaklaşıyorlardı. ilk hamle önemliydi.. İkiside birbirlerinin başka rakipler ile yaptıkları karşılaşmaları izlemişti. O yüzden kafalarında bir dövüş planı uygulamışlardı.. Asit sonunda ilk hamleyi yaptı..  Koşarak Şeytan'ın üzerine geldi. Şeytan ise kendini geri çekti. Şeytan kendini geri çekince Asit durdu.. Bu sefer Şeytan bir hamle yaptı fakat bu seferde Asit geriye doğru çekildi. Birbirlerinin oyununu bozmayı iyi biliyorlardı.. Dakikalarca birbirlerini tarttılar. Fakat ikiside daha hamle yapmamıştı.

Asit Şeytan'a yaklaşarak sağ yumruğunu havaya kaldırdı.. Şeytan gardını almıştı. Fakat Asit yumruk yerine birden Şeytan'ın diz kapağının arka kısmına tekmeyi vurdu. Şeytan bir anda ayağını kırarak yere eğildi. Asit bir yumruk da suratına çıkartarak Şeytan'ı yere serdi. Asit Şeytan'ı yerden kaldırmadan saldırmaya devam etti. Şeytan'ın kafasına bütün gücü ile bir tekme attı. Şeytan yerde yuvarlandı. Asit Şeytan'ı yerden yere vuruyordu. Yerden kalkmasına fırsat tanımıyordu.. Şeytan bir türlü yerden kalkamıyordu.. Asit yerde yatan Şeytan'a bir tekme daha vurdu.. Şeytan'ın burnundan kan gelmeye başlamıştı. Asit Şeytan'nın artık işini bitirmişti.. Ayağının tabanı ile bütün kinini ve öfkesini kusarak Şeytan'ın kafasını ezmeye başladı.. Suratını tamamen dağıttı. Dişlerini döktü.. Burnunu dümdüz etti.

Kazanan Asit..

Mirza Barut'a karşı..

Mirza ve Barut karşı karşıya geldiler.. Mirza ağır adımlarla yürüyordu. Barut ise çoktan yerini almıştı.. Barut kemiklerini kütürdetiyordu.. Barut'un üzerinde asker kıyafeti varken. Mirza'da ise bir bol bir kot pantolon üzerinde sadece asker künyesi ve ayağında bot vardı.

Barut '' Hep bu anı bekledim ''

Mirza '' Seni beklettiğim için özür dilerim ''

'' Sigara yaksaydın daha hızlı gelirdim ''

Barut '' Hangimizin daha güçlü olduğunu sonunda göreceğiz ''

Mirza '' Kardeşin de aynılarını diyordu ''

'' Erkenden gitti rahmetli ''

Barut bu laftan sonra koşarak Mirza'nın üzerine doğru geldi. Mirza ise bir anda omuzun üstünde Barut'ta doğru yuvarlandı. Ve Barut'un ayaklarını yerden kesti. Barut yüz üstü yere çakıldı.. Ama hemen ayağa kalktı. Mirza zaten ayaktaydı.. Barut tekrardan Mirza'nın üzerine doğru koştu. Mirza ise yerinde sabit bekliyordu. Mirza'ya tam sarılıp yere düşüreceği anda Mirza'dan bir tekme Barut'un suratında patladı. Barut tekrardan yerdeydi. Barut yerdeki kumlara vurdu ve tekrardan ayağa kalktı. Barut tekrardan Mirza'nın üzerine doğru koştu. Mirza'da Barut'un üzerine doğru koşarken birden ayaklarına kaydı ve Barut'u tekrardan yere düşürdü. Barut ile Mirza 'nın dövüşmesi devam ediyordu.. Dövüş Mirza'nın büyük üstünlüğü ile devam ediyordu.

Seyfo '' Barut'ta hiç bir şey yok ''

Beyefendi '' Mirza çok sakin biri. ''

'' Barut'u çok sinirlendirdi ''

'' Dövüşmek aslında tamamen psikolojik bir şey. Tamam hız yumruk her şey çok önemli ama en önemlisi sakin olmayı başarabilmek. ''

'' Mirza çok sakin biri ''

'' O yüzden asla kaybetmez ''

'' ve dikkat ediyorsan Mirza savunma uyguluyor ''

'' daha saldırmadı ''

'' Barutu yormaya çalışıyor ''

Barut yerden kalkarken avucunun içine kum aldı ve ağır hareketlerle yerden kalktı.. Mirza ile göz göze geldiler.. Barut ağır adımlarla Mirza'nın üzerine doğru geliyordu..

Barut '' Keşke benim kardeşim sen olsaydın ''

Mirza '' Neden ''

Barut '' O zaman dünyaya kafa tutardık ''

Mirza '' Dünya ya kafa tutma gibi bir isteğim yok ki benim ''

'' Dünyaya kafa tutacaksam da , sana ihtiyacım yok ki benim ''

Barut Mirza'nın gözlerine doğru kumu fırlattı. Mirza bir an afallarken Barut Mirza'nın suratına tekmeyi vurarak yere düşürdü.. Mirza yerdeydi.. Mirza hiç bir şey göremiyor ve gözleri çok acıyordu.. Mirza yerden kalkmadan Barut koşarak geldi ve Mirza'nın kafasına bir tekme vurdu. Mirza yerde yuvarlandı. Mirzayı arkadan yakaladı.. koluyla boğazını sıkarken diğer eliyle de kafasına bastırıyordu.. Mirza'yı arkadan arkadan sarılmış ve boğuyordu sağ koluyla. Mirza'nın canı çok yanıyordu.. Boğuluyordu. İyi sıkıştırmıştı Mirza'yı.. Mirza yavaşça ayağa kalkmaya çalışıyordu.. Ama sonunda ayağa kalkmayı başardı. Barut ise hala onu boğuyordu. Barut'a dirsek vurmaya başladı. Barut'a vurduğu üçüncü dirsekten sonra Barut biraz da olsa ellerini gevşettiği anda Mirza kafasının arkası ile Barut'a kafayı attı. Barut'un o an burnu kırıldı. Aldığı kafanın etkisi ile Barut gerisin geriye gidiyorken Mirza Barut'un ayaklarına bir tekme attı ve Barut'u yere düşürdü..Barut'a doğru yürüdü.. Barutun gözlerine baş parmağı ile bastırmaya başladı. Barut acıdan bağırıyordu.. Barut'un gözlerine bastırmaya devam ediyordu Mirza.. Barut'un gözlerinden kan geliyordu.. Barut'u kör etmişti.. Barut gözlerinin içeriye doğru kayması ile ölümü kaçınılmaz oldu..


Ateş Ölüm Meleği'ne karşı..

İki kardeş birbirlerine doğru bakıyorlardı.. Ateş koşarak geldi ve Ölüm Meleği'ne bir sağ yumruk attı. Sonra bir sol yumruk. Sonra tekrar bir sağ yumruk. Ölüm Meleği yere düştü.. Ölüm Meleği ayağa kalktı. Ateş tekrardan saldırdı. Sol yumruk attı Ateş. Fakat Ölüm Meleği Sol yumruğunu kesti ve Ateş'e sol yumruğu ile karşılık vererek Ateş'i yere düşürdü. Ölüm Meleği Ateş'in yerden kalkmasını bekliyordu.. Ateş yerden kalktı ve tekrar saldırdı Ölüm Meleği'ne. Ölüm Meleği bu sefer öldürücü tekmesini Ateş'in suratında patlattı. Ateş tekrar yere düşmüştü. Ölüm Meleği yerde yatan kardeşinin üzerine gitmiyordu. Ateş tekrar ayağa kalktı ve Abisine doğru yaklaştı. Ölüm Meleği Ateş'i boğazından tuttuğu gibi havaya doğru kaldırdı ve sırt üstü yere çarptı. Ateş'in canı çok yanmıştı. Fakat Ateş vazgeçmeden tekrardan ayağa kalkmayı başardı. Ateş tekrardan saldırdı Ölüm Meleği'ne. Ölüm Meleği sakince Ateş'in bütün hamlelerini savuşturmayı başardı. Ateş'e bir kafa attı. Ateş tekrar yere yığıldı. Ölüm Meleği yerdeki kardeşine saldırmadan bekliyordu..

Ateş vazgeçmeden tekrar kalktı. Bir fırsatını bulup Ölüm Meleği'ne yumruk attı. Ölüm Meleği'nin ağzından kan geliyordu.. Ölüm Meleği sinirlendi ve Ateş'in üzerine doğru koşarak karnından yakaladı ve havaya kaldırıp yere bıraktı. Ateş yüz üstü yere düşmüştü. Ateş yavaşça toparlandı. Ölüm Meleği üzerine doğru koşarken Ateş bir tekme attı. Ölüm Meleği'nin kasıklarına gelen bu tekme Ölüm Meleği'ni yere düşürmüştü. Ateş Yere düşen Ölüm Meleği'ni tekmelemeye başladı. Karnını göğsünü kafasını. Neresine denk gelirse gelsin acımadan tekmeliyordu abisini. Sanki karşısındaki abisi değil kan davalı düşmanıydı. Ölüm Meleği yerde yatarken Ateş'in ayağından yakaladı ve yere düşürdü. Sonra ise üstüne geldi. Suratını yumruklamaya başladı kardeşinin. Ölüm Meleği yumruklarını defalarca Ateş'in suratında patlattı. Ateş'in suratı dağılmış ve yarı baygın çaresiz bir şekilde yerde yatıyordu.. Ölüm Meleği kardeşini boğmaya başladı.. Ateş'in direnecek gücü kalmamıştı.. Yavaşça gözlerini kapattı..



Argo Sebastian'a karşı..


Argo '' Hep bu anı bekledim kardeşim ''

Sebastian '' Bende ''

Argo ile Sebastian birbirlerine yumruk atmaya başladılar bile. Bir Sebastian vuruyor bir Argo vuruyordu. Birbirlerini dövüyorlardı. Sebastian sağlı sollu Argo'ya vurmaya başladı ve Argo yere düştü. Argo hemen ayağa kalktı ve koşarak Sebastian'a bir tekme attı. Suratına gelen tekme darbesi ile Sebastian yere düştü. Argo yere düşen Sebastian'ın kafasına vurmak isterken Sebastian aniden yerde yuvarlandı ve Argo'nun tekmesinden kurtuldu. Sebastian ayağa hemen kalktı. Argo koşarak üzerine geldi Sebastian'ın.. Sebastian geriye doğru çekildi ve sağ yumruğunu Argo'nun suratında patlattı. Sonra ise sol yumruğu geldi Sebastian'ın.. Arkasından Bacak arasına doğru bir tekme attı. Argo bacak arasını tutarken Sebastian kafa attı Argo'ya.. Argo'yu sakız gibi yere yapıştırdı.. Argo toparlanmaya çalışırken suratında patlayan tekme ile tekrar yere düştü. Yerde yuvarlandı Argo. Argo'nun kafasına bir tekme daha attı Sebastian.. Sebastian acımasızca Argo'ya eziyet çektiriyordu. Argo'yu yerde bıraktı ve ellerini havaya kaldırdı.. Sıra sende '' Ölüm Meleği '' diye bağırıyordu Sebastian.. Argo toparlanıyordu yavaştan.. Argo toparlandı ve Koşarak Sebastian'a saldırdı. Tekmeleri Sebastian'ın suratına doğru savuruyordu. Fakat Sebastian onları kollarını kullanarak savuşturuyordu. Argo bir yumruk attı. Sebastian Argo'nun yumruğunu yakaladı.. Bileğini birden kırıverdi Argo'nun.. Sonra ise diğer bileğini de kırıverdi.. Argo acı içinde yerde kıvranıyordu.. Sebastian geldi ve boynunu kırıverdi Argo'nun..


Üç gün sonra ..

Beyefendi '' Son dört .. ''

Mirza vs Sebastian

Ölüm Meleği vs Asit

'' Artık yumruk yumruğa marifetlerinizi sergilediniz. ''

'' Artık kılıç ve kalkan ile neler yapabileceğinizi görelim ''

'' Her savaşçı bir tane kılıç ve bir kalkan seçsin ''


Asit. Ölüm Meleği'ne karşı..

Asit ve Ölüm Meleği birer tane kılıç ve kalkan almışlardı.. Kılıç ve kalkanlar çok ağırdı.. Alışkın değillerdi. Kılıç savaşında güçten ziyade teknik önemliydi.. Asit veya Ölüm Meleği'nin hangisinin daha güçlü olursa olsun. Tekniği iyi olan kazanacaktı.. Birbirlerine selam verdiler.. Ölüm Meleği kardeşinden sonra şimdi de Askerini öldürmeyi deneyecekti..

Asit birden kılıcını kaldırdı ve Ölüm Meleği'ne vurdu. Ölüm Meleği kalkanı ile Asit'in saldırısını geçiştirdi. Kendisi bir hamle yaptı fakat Asit hamleyi savuşturdu.. Kalkan ve Kılıç ile dövüşmek zordu.. Bir daha birbirlerine saldırdılar. Asit kalkanını iyi kullanarak Ölüm Meleği'ne bir kılıç darbesi daha savurdu. Fakat Ölüm Meleği bu saldırıyı da geçiştirmeyi başardı. Sonrasında ise Kılıcını Asit'in ayaklarına doğru savurdu. Asit'i bacağından yaralamıştı. Ölüm Meleği etrafında dönerek Asit'in kolunu da kılıç ile kanattı. Asit birden kalkanı kılıç gibi savurdu ve Ölüm Meleği'nin kafasına doğru hamlesini yaptı kalkanla. Ölüm Meleği bu hamleyi beklemediği için geriye doğru adım atarken Asit kendi etrafında dönerek kılıcını savurdu bu seferde. Ölüm Meleği Asit'in kılıcından kaçamamış ve karnından yaralanmıştı.. Tekrar toparlandı Ölüm Meleği ve tekrar saldırıya geçti. Asit bu saldırı karşısında hiç bir şey yapamıyor sadece savunma yapıyordu. Ölüm Meleği bütün gücü ile kılıcı Asit'in üzerine doğru savuruyordu. Asit kalkanı ile savunma yapıyor ama birbiri ardına gelen kılıç darbeleri Asit'i çok zor durumda bırakıyordu. Ölüm Meleği Kalkana vura vura Asit'i yere düşürürken birden kılıcı yerdeki Asit'in göğsüne saplamıştı bile. Asit'in canı çok yanıyordu '' komutanım özür dilerim '' dedi.. '' Sizi onurlandıramadım '' dedikten sonra gözlerini kapattı ve ölmüştü.. Ölüm Meleği ise kana bulanmış kılıcı yere attı..

Mirza Sebastian'a Karşı..  

Mirza ve Sebastian savaş alanının ortasında birbirlerine bakıyorlardı.. Birbirlerine saldırmıyorlardı.. Bekliyorlardı.. Seyfo '' Size dövüşün '' dedik duymadınız mı ? diye bağırdı.. Mirza '' Dövüşmüyorum '' dedi.. Seyfo '' Neden '' diye bağırdı.. Mirza '' Sebastian'ın canını yakarak burada komutanlık kazanacağıma '' hiç bir şey olmamayı tercih ederim.. Seyfo '' Sen bilirsin '' diye bağırdı.. Seyfo '' Öldür onu Sebastian '' diye bağırdı.. Sebastian '' Saçmalama Seyfo. Mirza'yı öldüreceğime kendim öleyim daha iyi '' dedi alaycı bir ses tonuyla. Seyfo askerlere emretti '' Nişan alın '' .. Askerler birden Mirza ve Sebastian'a nişan aldılar.. Mirza '' Beyefendi ben bu dövüşten çekiliyorum '' dedi. Beyefendi '' Fakat birinizin üstün olduğunu kanıtlaması lazım Mirzacım '' diye cevap verdi. Sebastian '' Mirza ile dövüşerek üstünlük kanıtlayabileceğim bir durum yok '' Mirza '' Eski usul ile hallederim biz '' Beyefendi '' Nasıl '' Mirza '' Bekleyin ''

Mirza ve Sebastian kılıçlarını ve kalkanlarını yere attı. Taş Kağıt Makas oynadılar.. Mirza Taş yaptı. Sebastian ise Kağıt.. Mirza birden kendini yere attı ölmüş numarası yaptı.. Sonra ayağa kalktı.. Kazanan Sebastian dedi ve Sebastian'ın elini kaldırdı bir boksör gibi.. Alkışlayın diye bağırdı.. Kendide alkışlıyordu..

Seyfo '' Ama efendim ''

Beyefendi '' Bunları öldürsen de dövüşmeyecek bunlar ''

'' Bırak nasıl istiyorlarsa ''


Üç gün sonra ..

Sebastian Ölüm Meleği'ne Karşı..

Sebastian Ölüm Meleği ile karşı karşıya geldi.. Birbirlerine sert ifadeler ile bakıyorlardı.. Birden Sebastian saldırıya geçti. Kalkanı ile Ölüm Meleği'nin vücuduna sertce vurdu.. Ölüm Meleği sendeledi..Sebastian Ölüm Meleği'nin etrafında daireler çizerken kılıcı ile bir anda saldırmaya başladı. Ölüm Meleği Sebastian'ın hızlı ve agresif saldırısına karşılık vermekte zorlanıyordu.. Ölüm Meleği ani atağa kalktı. Fakat her vurduğu kılıç darbesi Sebastian'ın kalkanından öteye geçemiyordu. Sebastian birden durdu ve Ölüm Meleği kılıcını kaldırıp tekrar Sebastian'a doğru vurdu. Kalkana gelmişti. Sebastian ise hemen kılıcı ile Ölüm Meleği'ne doğru vurdu fakat buda Ölüm Meleği'nin kalkanına gelmişti. İkisi soluk soluğa kalmışlardı.. Aralarındaki rekabet devam ediyordu.. 

Sebastian kalkanı attı. Ölüm Meleği'de kalkanı attı. Kılıçlar ile birbirlerine saldırdılar. Sebastian saldırıyor Ölüm Meleği savunuyordu. Sonunda Ölüm Meleği hata yaptı. Elindeki kılıç düştü. Sebastian kılıç ile saldırmaya devam etti. Kaburgalarından bir darbe aldı Ölüm Meleği.. Kanamaya başladı karın boşluğu.. Sonra diğer kaburgalarından da bir darbe aldı.. Sonra ise göğsünden.. Sebastian peynir ekmek gibi doğruyordu Ölüm Meleği'ni.. Bir kaç aldatmaca hareket yaparak Ölüm Meleği'ni şaşırtan Sebastian birden Ölüm Meleği'nin boğazını kesiverdi. Ölüm Meleği yavaşça kendini yere doğru bırakırken her şey onun için bitmişti..


Ölüm Meleği '' Ben aslında Sebastian'a kaybetmedim.. Ben Kardeşim bana saldırdığında bu savaşı kaybetmiştim.. Sonra ise Asit bana saldırdı.. İkisini birden öldürmek zorunda kaldım.. Ne uğruna ne için ? Kimin için ? Bu savaş'ın sebebi neydi ? Eskiden savaşlar altın, toprak, nam için yapılıyordu. Şimdiki savaşlar ne için yapılıyor ? Sebastian kendi kanından olmayan Mirza ile dövüşmeyi ret ederken Ateş ve Asit ile neden dövüşmek zorunda kaldım.. Elime suratıma kan bulaştı.. Artık bu kan bana bulaşmayacağı için içimde büyük bir huzur var... ''

Ölüyorum..

Ölüyorum..

'' Duysana .. ''


Bir ay önce ..

Bir hafta önce ..

Doktor Bey '' Bu bir simülasyon. Bütün DxN kobaylarında bunu kullandık. ''

'' İleriyi görmek için uyguladığımız bir şey ''

'' Gelecek vadeden askerlerin bilgilerini bilgisayara yükledikten sonra bir dünya oluşturuyoruz ''

'' Her askerin DNA yapıları ile birlikte hareket ederek otuz yaşındaki Fiziksel, güç ve savaş kapasitesi, zekasını bilgisayar ortamında hesaplıyoruz. Otuz yaşındaki benliği ortaya çıkıyor. ''

'' Bir başka değişle bu koltuklara oturdukları ve bu dünyaya bağlandıkları zaman Kendilerini otuz yaşındaymış gibi kontrol edecekler ''

'' Aldıkları darbeler sonucu beyinlerine bir sinyal gidiyor. Oda aldıkları darbenin şiddetine göre o bölgede acı veriyor. Bir yorgunluk hesabı da olduğu üzere.. Simülasyonda bayıldıkları yada öldükleri zaman otomatik olarak sanal dünyadan  bağlantı kopuyor ''

'' Asıl önemli olan bir şey ise birey kendini o yaşta sanması .. ''

'' O yaştaki düşünceleri olması ''

'' Ayrıca anıları olacak geçmişle alakalı '' 

'' Kendi özgür iradeleri ile dövüşecekler ''

'' Hiç bir riski yok ''

'' Atari salonu gibi ''

Beyefendi '' Benide simülasyona sokabilir misin ? ''

'' Ayrıca kendilerinden gizlemek istiyorum bu durumu ''

'' Sonra gerçeği açıklarım ''

Doktor Bey '' Açıklamanıza gerek yok hipnoz ile unuttururuz ''

Beyefendi '' Bunu sevdim. 50 adamımla beraber bende bu dövüşlerde olacağım ''

Doktor Bey '' Siz bu deneye girecek askerleri belirleyin yeter ''